Sendikacılıkta Yeni Dönem ve Saraçhane Mitingi

09 Kasım 2009 Pazartesi, 06:01
Abone Ol google-news

Türk-İş sendikacılıkta yüz ağartan yeni bir düzen kurulmasını istiyorsa, bunu Ankara’da masa başında oturarak yapamayacağını artık anlamış olmalıdır. İşçi hareketine yeni bir Saraçhane Mitingi gereklidir. Türk-İş; AKP’nin ciddiye almadığı Türk-İş’in ve işçinin gücünü AKP’ye kanıtlamalıdır.

AKP hükümeti AB üyelik sürecinde endüstriyel ilişkiler sistemimizde köklü değişiklikler yapmak ve sendikacılıkta yeni bir dönem başlatmak için düğmeye basmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Sendikalar Kanunu ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu başlığını taşıyan iki ayrı yasa tasarısını TBMM’ye gönderilmeden önce, mutabakat sağlamak üzere, sosyal taraflara geçen hafta içinde göndermiştir. Daha sonra ikinci bir tasarı ile birincisinin bazı hükümlerini değiştirmiştir. Tasarılar genelde Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) ve işveren örgütlerinin istemlerini yansıtan bir görünümdedir; ama aslında toplusözleşme sistemini kilitleyecek, işçi sendikalarını işlevsiz ve etkisiz kılacak olumsuz hükümler taşımaktadır.

Sendikalar Kanunu tasarısı işkolu, işyeri ve meslek sendikası, üst kuruluş olarak da Konfederasyon yanında Federasyon kurulmasını öngörmektedir (m.2). Üyelik aidatlarının kaynakta kesimi demek olan check-off sistemi önce kaldırılmış, ikinci tasarıda yeniden muhafaza edilmiştir (m.20). Mevcut yasada var olan sınai kuruluşlara ortak olabilme kaldırılıp, ticaret yasağı getirilmektedir (m.31). Aynı madde kapsamında, yürürlükte olan, “amaçları dışında faaliyette bulunamazlar” denerek getirilmiş olan sendikaların siyaset yapma yasağı ve yerel meclislere, milletvekilliğine seçilenlerin sendikadaki görevlerinin sona ermesi şeklinde var olan hüküm değiştirilmemiştir... Yönetici ücretlerine kısıtlama getirilerek ücret, yolluk ve her türlü ödeneğin tutarı en yüksek devlet memuru maaşının iki katını geçemeyeceği öngörülmektedir.(m.35). Sendikaların mâli denetimi yeminli mâli müşavirlerce yapılacak (m.37) ve sendikalar radyo ve televizyon istasyonu kurabilecektir (ek.m.1). Tasarı bunların yanında 26, 27 ve 28. maddelerinde sendika yöneticileri, işyeri sendika temsilcileri ve sendika özgürlüğü konusunda çok önemli, yeni ve doğru hükümler de içermektedir.

Toplu Sözleşme Kanunu tasarısı sendika üyesi olmadan sendikanın yaptığı sözleşmeden yararlanmak isteyenlerin sendika üyesinin ödediği aidat kadar dayanışma aidatı ödemesini öngörüyor ama.. bu yararlanmada sendikanın onayını aramıyor (m.9). Aynı maddeye göre toplusözleşmeye, sendika üyesi olmayanlara, toplusözleşmenin uygulanmasını yasaklayan hükümler konamayacak. Toplusözleşme yapmaya; kurulu olduğu işkolunda çalışan işçilerin %1’ini ve toplusözleşme kapsamına girecek işyeri ve işyerlerinde çalışanların yarıdan fazlasını üye yapmış sendikalar yetkili olacaktır (m.11). Grev oylaması ancak sendika tüzüğünde varsa yapılabilecektir (m.33). Karar verilmiş veya uygulanmakta olan grev-lokavt, genel sağlık ve ulusal güvenlik nedenleri ile sürekli veya geçici olarak ilgililerin (yani grevden etkilenenlerin) veya Bakanlığın başvurusu üzerine, yargı tarafından durdurulabilecektir (m.34). Hazırlanan tasarıda sendika üyeliği veya istifa aşamasında noter zorunluluğuna, ayrıca grev yasaklarına değinilmemiştir.

İşyeri sendikacılığı zararlıdır

Sosyal taraflara sunulan bu tasarılar üzerinde sosyal tarafların bir mutabakata varmaları ve bu tasarıları özellikle işçi sendikalarının bu şekliyle kabul etmesi sendikacılığın intiharı olur. Bu tasarılar, anlayamadığımız bir nedenle, Türk sendikacılığını çıkmaz bir sokağa yönlendirmek, işlevsiz ve anlamsız kılmak istemektedirler. İşyeri ve meslek sendikacılığı ülkenin gerçekleri ve sendikacılığın anlamı ile örtüşmeyen yeni bir tanımlamadır. Bu uygulama, eğer gerçekleşirse, sendika sayısına tavan yaptıracak, işyerlerinde işverenlerin kurduracağı sarı sendikaları mantar gibi çoğaltacak, meslek sendikacılığı da, eğer yapabilirlerse, aynı anda bir işyerinde birden çok toplusözleşmenin uygulanmasının kapısını açacak ve işyerine karmaşa ve son derece sakıncalı iç çekişmeleri getirerek, işyerlerinde çalışma barışını yok edecektir. Asıl önemli sorun, işyeri sendikalarıdır. İşverenler gerçek sendikacılığın getireceği parasal yüklerden kaçınmak için kendi işyerlerinde güvendiği sadık işçilere işyeri sendikası kurduracak; fakat bu işyeri sendikasının işkoluna ki yüzde 1 barajını aşması asla mümkün olmayacak, dolayısıyla o işyerinde toplusözleşme yapılamayacaktır. İşkolunda kurulu bir sendika da, işkolunda yüzde 1 üye kaydetme barajını aşsa bile, işyerinde çalışanların yarıdan fazlasını üye yapamayacağı için, o da o işyerinde sözleşme yapamayacaktır. Böylece toplusözleşme sistemi kilitlenecek ve ülkemiz, toplusözleşme yapamayan sendikalar ülkesine dönüşecektir. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir sendikal düzen yoktur ve olamaz da... Federasyon kuruluşu da, sendikaların kafa ve kasa birliğini yok edeceğinden, ülkemiz için son derece sakıncalı bir kuruluş türüdür.

Türk-İş’e düşen görev

Öyle görünmektedir ki Konfederasyonların en büyüğü ve önemlisi olan Türk-İş kendi hazırlattığı ve son derece olumlu ve gerçekçi olan sendikalar ve toplusözleşme yasa taslaklarını Çalışma Bakanlığı’na ve AKP hükümetine kabul ettirememiştir. İşte bu noktada Türk-İş’in tarihten ders alması ve toplusözleşme düzenini yok etmek, sendikaları kâğıttan kaplana dönüştürmek isteyen AKP önünde eğilmemesi gerekir. İşçi sınıfının tarihine Saraçhane Mitingi diye geçen ve yakın zamana kadar sendikaların duvarlarını boydan boya kaplayan bu mitingin fotoğraflarını Türk-İş yöneticilerine hatırlatmak isteriz. 27 Mayıs yöneticileri, 1961 Anayasası’na sendika, grev, toplusözleşme yapma haklarını koydurmuş fakat uzun bir süre bu yasaları çıkarmamıştır. 1961 yılı Aralık ayında 48 sendikadan oluşan İstanbul Sendikalar Birliği ve Türk-İş Saraçhane’de bu yasaların çıkarılmasını isteyen bir miting düzenlemiş ve bu mitinge 300 bin işçi katılmıştır. İşçi sınıfının gücünü ve kararlılığını gören Hükümet, 274 ve 275 sayılı yasaları çıkarmakta gecikmemiştir.

Türk-İş sendikacılıkta yüz ağartan yeni bir düzen kurulmasını istiyorsa, bunu Ankara’da masa başında oturarak yapamayacağını artık anlamış olmalıdır. İşçi hareketine yeni bir Saraçhane Mitingi gereklidir. Türk-İş; AKP’nin ciddiye almadığı Türk-İş’in ve işçinin gücünü AKP’ye kanıtlamalıdır.