Şener Şen: 'Şifrelerim filmlerde'

Şener Şen seyircisine seslendi: ‘Her an her yerde olmak yapıma uygun değil. Bizden bir şeyler öğrenmek ve duymak isteyenler işlerimize bakıp çözmeye gayret etsinler. Şifrelerimiz işlerimizde, filmlerimizde’

21 Kasım 2014 Cuma, 10:55
Abone Ol google-news



Şener Şen’in ilk zamanlar sinemayı ciddiye almadığını biliyor muydunuz? O dönem tüm derdi tiyatro olan Şener Şen, sinemada “Hababam Sınıfı”ndaki “Badi Ekrem” rolüyle parlamaya başladı desek yanlış olmaz.

Gelin, süreci Şener Şen’den dinleyelim:

“67’de tiyatro dünyasına figüran olarak girdim. Kısa zamanda Şehir Tiyatroları’nda iyi roller oynadım. Dublaja gidip gelirken tanıdığım yönetmenlere ‘Filmlere figüran lazım mı’ diye sorardım. Kartal Tibet ile Hülya Koçyiğit’in esas çocuklar olduğu bir filmin düğün sahnesinde figüran olarak yer aldım ilk kez. Bir kızla düğünde dans edenlerdendim. O zaman o kadar inceydim ki sahnede sadece ince bir boy ve iki kaş görünüyordu. Pistte sallanıyordum öylece...”

Sinemaya “sallana sallana!” başlayan Şener Şen, bir iki figüranlıktan sonra rollerine yavaş yavaş cümleler eklendiğini ve o cümlelerin giderek çoğaldığını söyledi, tabii o dönem tiyatrodaki başarısının daha iyi olduğunu vurgulayarak.

Şener Şen, Sabancı Müzesi’nde Yavuz Turgul’un senaryosunu yazdığı ve yönettiği “Muhsin Bey” filminin gösteriminin ardından Turgul ve Atilla Dorsay’ın katılımıyla “Sinemamızın 100. Yılı” paneline konuk oldu. Keyifli ve neşeli bir adam Şener Şen. Onun bu halini çok seven seyirci de Şener Şen’i daha çok görmek ve dinlemek için “Neden bu kadar ulaşılmazsınız?” siteminde bulundu. Şen de bu durumun kibirden değil, mizacından kaynaklandığını, ayrıca herkesin kendini öne attığı böyle bir dönemde, gerekli anda ortaya çıkmayı tercih ettiğini söyledi.

Şen bu sitemle karışık eleştireye ek olarak da “Enerjimizi işimizde kullanmak istiyoruz. Her an her yerde olmak yapıma uygun değil. Bizden bir şeyler öğrenmek ve duymak isteyenler işlerimize bakıp çözmeye gayret etsinler. Şifrelerimiz işlerimizde, filmlerimizde” dedi.

Şener Şen, bir senaryoyu okuduğunda kabul etmesi için heyecanlanması gerektiğini anlattı:

‘Muhsin Bey’, ‘Züğürt Ağa’ beni nasıl heyecanlandırdıysa ‘Eşkıya’da öyle heyecanlandırmıştı. İşte ben heyecanlana heyecanlana bugünlere geldim. ‘Eşkıya’da ben bu filmde olayım isterse kimse izlemesin duygusunu yaşamıştım. Ben her şeyi denedim; fabrika işçiliği, pazarcılık, işportacılık, öğretmenlik ve sonunda oyunculukta karar kıldım; demek ki en uygunu buymuş.”

Yavuz Turgul ise Şener Şen’i şöyle anlatıyor:

Şener Şen, Kemal Sunal’ın karşısındaki adam gibi... Kemal Sunal, saf, temiz, insancıl buna karşılık o hain, aladatan, arkadan vuran bir adam... Şener, kimi zaman İlyas Salman’ın kimi zaman da Kemal Sunal’ın karşısına geçti ve zıddı oynadı. Şener, olağanüstü büyük bir oyuncunun özelliklerini taşır. Yeşilçam’da her şey iyilik ve kötülük çizgisi içine konurdu. Böyle şablonlar vardı. Şener Şen bu şablona muazzam bir farklılık getirdi. Karakterini hep sevdirdi.”