Serap Yurdaer ‘Gelin Kuşlar Tarih olmasın’ diyerek doğa turizmine öncülük etti

Seramik sanatçısı ve hobi fotoğrafçısı Serap Yurdaer Erboy, Alaçatı Azmağı’nda bir sabah yürüyüş yaparken, Flamingoları gördü. Fotoğraf makinesini aldı ve onları fotoğrafladı. Bölgenin diğer kuş türlerinin önemli yaşam alanı, onlarca canlının sığınağı, üreme ve beslenme bölgesi olduğunu ortaya çıkardı ve kayıt altına alınmasını sağladı. Belediye ve doğa severleri ayaklandırdı. “Gelin kuşlar tarih olmasın” diyerek bölgenin doğa turizmine öncülük yapmasını istedi. “Alaçatı Kuşları” kitabının yaratıcısı Serap Yurdaer Erboy Alaçatı Azmağı’nı, kuş türlerini ve yaşantısını Cumhuriyet EGE’ye anlattı.

06 Eylül 2019 Cuma, 01:44
Abone Ol google-news

Sizi tanıyabilir miyiz?

Eğitimimi Almanya’da tamamladıktan sonra, 1982 yılında İzmir’e döndüm ve turizm sektöründe uzun yıllar devam eden meslek hayatıma başladım. Doğaya olan tutkum ve “yavaş yaşam” tercihim 2000’li yılların başında Alaçatı’ya eşimle birlikte yerleşmeme neden oldu. Hobi olarak başlayıp ikinci mesleğe dönüşen seramik sanatımı Alaçatı’da yaşam ve samimiyet dolu olan bu sokakta, evimizin yanında kurduğum atölyemde 2004 yılında hayata geçirdim. Profesyonel seyahat danışmanı olarak turizimde hizmet verdiğim yıllarda, mesleki birikimlerimi ulusal ve uluslararası popülaritesi artan Alaçatı’yı ziyaret eden konuklara ve Alaçatı’da yaşayanlara yol gösterici nitelik taşıyan, Alaçatı Gezi Rehberi’ni Türkçe ve İngilizce olarak yayımladım. Zaman içinde şekil değiştirmiş olsa da, halen aynı sokakta eşimle ve sokaktan kurtardığımız sayısız kediler ve 2 köpeğimizle yaşamaya devam ediyorum.

Alaçatı Azmağı ve sulak kuşları nasıl keşfettiniz?, Birds of Alaçatı projesi nasıl başladı ?

Doğa yürüyüşleri büyük tutkumdur. Sabahın erken saatlerindeki bir yürüyüş sırasında Alaçatı’ya kışlamaya gelen, varlıklarından haberdar olduğum sürü halinde flamingoları gördüm. Bu büyülü cogˆrafya flamingoların ve bölgedeki digˆer kus¸ türlerinin önemli yas¸am alanı, onlarca canlının sıgˆınagˆı, üreme ve beslenme bölgesi. Ancak Alaçatı’ya olan yogˆun ilgi bu bölgede de yapılas¸manın artmasına, ÖDA (Önemli Dogˆal Alan) kapsamında bulunan Alaçatı sulak alanı dahil olmak üzere, dogˆal alanların da daralmasına neden oluyordu. Daha fazla geç kalmadan arşiv oluşturmam gerektiğini düşündüm. Bu dürtü tutkuya, tutkuyla beraber göreve dönüştü. Aylarca her gün, sabahın erken saatlerinde bölgeyi ziyaret etmeye devam ettim. Amatör hobi fotoğrafçısı olarak görüntülediğim sulak alan kuşları ve onların yaşam alanlarını izlemeye başladım. Arşivim farklı kuş türleri, endemik yapının çeşitliliğiyle ve tanımlamalarıyla zenginleşmeye başladı. Konunun kişisel bir arşiv çalışmasından çok daha öteye taşınması ve paylaşılması gerektiğine inandım. Bir farkındalık çalışması başlatmalıydım. Bunun için görsel yolu seçmeliydim. Sergi ve daha sonra adını koyduğum Alaçatı Kuşları kitabını araç olarak kullanabilirdim. Fazla zaman yoktu. Projeyi bir an önce hayata geçirmem gerekiyordu, çünkü zaman fark ettiğimizden çok daha hızlı ve acımasız olabiliyor. Birds of Alaçatı projesinin ilk tohumlarını atmış bulundum.

Çalışmalarınızda bölgede kaç kuş tür olduğunu öğrendiniz?

Kuşların dünyadaki üç göç yolundan ikisi Türkiye’den geçiyor. 500’den fazla kuş türümüz var. 9 bin bitki çeşidimiz var. Bunun yüzde 35’i endemik yapıya sahip. Sulak alan dendiği zaman, sadece su ve suyun içinde yaşayan kuşu değil, onun etrafındaki bitkisiyle, böceğiyle hepsi çok kıymetli ve korunması gereken alan. Çünkü her biri ekosistemin bir halkası. Öyle kuş türleri vardır ki, sadece buradaki özel bitkilere geliyor. Çeşme yarımadamızda, yapılan tespitlere göre 105 ayrı kuş türü var. Bu oldukça ciddi bir sayı. Amacımız, çok yakında bir bitki envanteri de çıkarmak. Alaçatı’nın doğa turizmine açılması, buraya farklı bir ivme de kazandıracak.

Sabah kaçta kalkıp, onları fotoğraflıyorsunuz?

Evlerde derin uykuların devam ettiği sabahın erken saatleri doğanın en canlı bir o kadar da etrafın en sakin zamanında, kuşlarıma koşarcasına yola çıkıyordum. Yani insanlar uyurken, ben kuşları takip ediyorum.

Alaçatı deniz, kum ve mimarisiyle tanınıyor. Doğa turizmine açılmasını istiyorsunuz? Olabilir mi?

Tabii ki olabilir. Yerel yönetimlerin ve profesyonel turizmcilerin işbirliği yapılması kaçınılmaz. Doğru yönetim ve iyi planlama sürdürülebilir doğa turizminin temel taşları. En az yatırım gerektiren turizm alanıdır doğa turizmi. Çeşme yarımadası bu potansiyele fazlasıyla sahip. Ancak doğa turizminin sürekliliği açısından doğal nimetlerimizin korunması çok önemli.

Doğa turizmi için ne gerekiyor? Bu konuda girişimleriniz var mı?

Alaçatı sulak alanımızı habitatıyla birlikte korumaya alarak, iyi bir planlama ve doğru bir yönetimle sürdürülebilir doğa turizminde hak ettiği yeri sağlayabiliriz. Başlanmış olup, henüz tamamlanmamış olan habitat envanter çalışmaları var. Suyundan toprağına, floradan faunaya kapsamlı bir dosya çalışmasını sonlandırmak için girişimlere başlayacağız. Çeşme belediyemizin de destekleriyle kuş gözlemleme parkuru oluşturarak, doğa turizmine ivedi şekilde ilk adımları atmayı hedefliyoruz. Yurtdışından ilk ilgiler hatta talepler gelmeye başladı. 2020 yılında ilk grubumuzu ağırlamayı umuyoruz.

Ülkemizde, çevre ve doğa yeterince korunuyor mu?

Çevre ve doğaya karşı merak, duyarlılık ve sahiplenme dürtüsü dünya geleninde muazzam bir uyanış ve patlama yaşıyor, zira çevre katliamları da hiç olmadığı kadar tırmanışta. Duyarlılık göstermeyen hükümetlere tepkilerde bir o kadar yükseliyor. Kaz Dağları çevre katliamını protesto etmek üzere 100 binlerin toplanması, yakıp kül olan dünyanın akciğeri Amazon ormanları karşısında çaresiz bir üzüntüyle boğulan milyonların gözyaşları yakın zamanda tanıdık olduğumuz en çarpıcı örneklerden sadece bazıları. Ancak ülke genelimizde çevre ve doğa koruma bilincin çok gerisindeyiz. O kavram bir türlü gelişemiyor, hatta bazı bölgelerde oluşamıyor. Çevre duyarlılığı asla üçüncü sırada yer almamalı, doğa ise pazarlığa açık bir konu olmamalı. Alaçatı sulak alanımızın korunmasını bunun için çok fazla önemsiyoruz.

Gönüllü olarak çalışmalarınız da var. Anlatır mısınız?0

Alaçatı ilkokulunda eğitim gönüllüsüyüm. Çocukları sanatla buluşturmaya, sohbetlerimizde doğanın vazgeçilmez önemini anlatmaya çalışıyorum. Talep çok, sınıfım dolup taşıyor. 2019 yılın başında çocuklarla başlattığım “Ağaç Nefestir” adlı projemizde seramikten ağaçlar şekillendirerek, yüzlerce çocuğun katkısıyla bir orman oluşturduk. Bu çalışmanın satış geliri ve gönüllülerin de desteğiyle betonarme olan okul alanına 1065 farklı türde bitki dikilmesini sağlayabildik. Okulumuz bu sayede pilot okul seçildi.

Kuş gözlemciliği nasıl bir duygu?

Kuş gözlemciliği benim için yeni bir alan ve tırmanan bir tutku. Ayrıca kuş gözlemciliği sadece gözlemleme değil tanımlama faaliyetini de içine alıyor. Kuşu görmekten öte onu tanıyabilmek ve yaşamı hakkında bilgilenebilmek heyecanı tutkuya dönüştürüyor. Türkiye, bu zengin dogˆa altyapısıyla dünyada çok ayrıcalıklı bir yere sahip ve dogˆa turizminde öne çıkmasına müthiş bir avantaj içinde.