'Sorumlu iktidar değilse, kimdir?'

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), aralarında Hatip Dicle, Leyla Zana, Sebahat Tuncel ve Gültan Kışanak'ın da bulunduğu 12 bağımsız milletvekili adayının adaylığını veto etmesi gündeme bomba gibi düştü. BDP milletvekili Gülten Kışanak YSK'nin kararını değerlendirdi.

19 Nisan 2011 Salı, 07:30
Abone Ol google-news

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), aralarında Hatip Dicle, Leyla Zana, Sebahat Tuncel ve Gültan Kışanak'ın da bulunduğu 12 bağımsız milletvekili adayının adaylığını, milletvekili seçilme yeterliliğini etkileyecek eski mahkumiyetleri bulunduğu gerekçesiyle iptal etti.

BDP milletvekili Gülten Kışanak YSK'nin vetosuyla ilgili açıklamalarda bulundu:

Türkiye'de ciddi bir demokrasi problemi var. Bugün YSK'nin aldığı karar hak arama yollarını tıkayan bir karar olmuştur. Hukuki hiçbir geçerliliği yoktur. Bunun adı kanun devletidir. Kanun devleti zorbaların azınlıkları ezdiği, orman kanunlarının geçerli olduğu bir düzendir. 2011 Türkiye'sine yakışmıyor. 2007'de YSK'ye sunduğum belgelerde durumla ilgili bilgileri ilettim ve vekil oldum. Bugün Türkiye darbe mağdurlarını bir kez daha mağdur ediyor. İktidar değilse bunun sorumlusu kimdir?

1980 yılındaki kararın üzerinden 30 yıl geçti. Arşiv kaydı bile silinmiştir. Diğer kararın üzerinden ise 17 yıl geçti. Bu da hükmünü yitirmiştir. Bu iki durum da açıkça bilinmesine, belgelerle birlikte YSK'ya teslim edilmesine rağmen kendilerinin yorumu ve takdiri de benim milletvekili olabileceğim şeklinde olmuştur. Bugün yeni ortaya çıkmış bir durum, o gün fark edilmemiş bir durum asla söz konusu değil. YSK, lütfen ne fark varsa bize açıklasın. Kaldı ki 2011 yılı için sabıka kaydı istediğimde savcılık bana 'arşiv kaydı dahi yoktur' diye bir belge verdi. Belgeyle başvurumu yaptım.

Benim durumdan daha vahim olan Leyla Zana ve Hatip Dicle'nin durumudur. Mahkemeler yeni düzenlemeye göre memnu haklar yasal olarak süre bittikten sonra kendiliğinden verilir. Bu nedenle 'memnu hakları iade etmeye memur değiliz' diye karar veriyorlar. Buna rağmen YSK bunu kabul etmiyor. Bu tutum çok açık bir biçimde siyasi bir tutumdur, hukukla alakası yoktur. Hukuk, adaleti sağlamak üzere vardır. Parlamento, bu adaletsizliği düzeltecek hukuksal düzenlemeleri yapmak üzere acilen toplanmalı ve gereğini yapmalıdır. Aksi taktirde sonuna kadar bu halkın direnme hakkı vardır. Biz orman kanunlarına teslim olmayacağız.''

İlgili haberler için tıklayınız: