'Sosyal Taşkın' Olayları

23 Ekim 2009 Cuma, 06:20
Abone Ol google-news

Sağanak yağışlar ya da ani kar ve buz erimeleri sonucu oluşan suların yamaçlardan aşağı hızla akarak oluşturduğu seller ve buna bağlı olarak oluşan taşkınlar, depremlere kıyasla, öngörülmeleri ve önlem alınarak zararlarının azaltılması daha kolay ve olanaklı olan doğal olaylardır.

Çünkü depremlerin yerini, büyüklüğünü ve özellikle de zamanını önceden bilebilmek, bugünkü bilgi düzeyimiz ve sahip olduğumuz teknoloji ile, henüz olanaklı değildir.

Ancak, sel ve taşkınlara neden olan meteorolojik olayları, özellikle yağışları, yakından izleyerek ve gerekli ölçümleri yapıp değerlendirerek, sel ve taşkına maruz kalabilecek yamaç, dere yatağı ve nehir terasları gibi alanlarda alınacak önlemlerle sel ve taşkınların neden olabileceği can ve mal kayıplarını büyük ölçüde önleyebilmek olanaklıdır.

Sel baskınları ve taşkınlardan korunmak için her şeyden önce, doğal bitki örtüsünün, özellikle de ormanların korunması gerekir. Çünkü ağaçlar, yağmurun hızını keser ve yağmur sularının toprağa sızmasını sağlar. Böylece sular toprağın yüzünde birikmez ve sel oluşumuna yol açmaz.

Ayrıca ağaç, gövdeleri, suyun yamaçtan aşağıya hızla akmasını önler.

Suyun hızını kesmek için yamaçların teraslandırılması, akarsu yataklarına setler yapılması ve göletler oluşturulması sel baskınlarının yol açacağı zararları büyük ölçüde azaltır.

Sel baskınlarından ve taşkınlardan korunmanın bir yolu da akarsu kenarlarına yerleşmenin önlenmesidir

Bu konuda gerekli önlemlerin etkin bir biçimde alınabilmesi ise başta yerel yönetimler olmak üzere konu ile ilgili, tarım, orman ve çevre gibi, diğer bakanlıkların sıkı bir iş-tegv logo

birliği ve koordinasyonu gerekir.

Ancak, Devletin kurumları arasında ahengi, uyumu ve işbirliğini sağlamakla yükümlü olan AKP iktidarı, izlediği siyasi kadrolaşma ve gerilim politikası ile, bırakın bu kurumlar arasında işbirliğini sağlamayı, tam aksine bu kurumları bir birine düşürerek birbirine düşman haline getirdiği için, bu kurumlar iş birliği yapmak yerine bir birlerini sürekli sabote etme çabası içerisindedirler.

Durum böyle olunca, gerekli önlemler zamanında ve etkin bir biçimde alınamadığı için, aslında öngörülmesi ve olası zararlarının, can ve mal kayıplarının önlenmesi çok kolay ve olanaklı olan sel ve taşkın olaylarının tüm faturasını mağdur olan vatandaşlar ödemek durumunda kalmaktadırlar.

Nitekim AKP hükümetinin başı olan Sayın Başbakan da, olası sel ve taşkınları önlemek için gerekli önlemleri zamanında almayan, siyasi çıkarları için sel ve taşkın alanlarında yapılaşmaya izin veren AKP’li belediyeleri uyarmak ve onlardan hesap sormak yerine olayın mağduru olan vatandaşları suçlamakta ve olayın faturasını vatandaşa çıkarmaktadır.

Ayrıca tüm bu gelişmelerin AKP hükümetleri döneminde olması hiç de şaşırtıcı değildir.

Çünkü doğal sel ve taşkın olayları gibi, yine AKP hükümetleri döneminde uygulanan yanlış dış politika nedeniyle olan ‘dış baskı seli’, yanlış ekonomi politikaları sonucu oluşan ‘işsizlik seli’ ve toplumda yaratılan gerginlikler sonucunda oluşabilecek ‘sosyal taşkın’ olayları, seçimlerin götüremediği AKP iktidarını alıp götürecek gibi.