TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Orhan Sarıaltun: ‘Rahatsız ediyoruz’

TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Orhan Sarıaltun, mücadalelerinin devam edeceğini söyledi ve ‘İktidarların doğal alanlara, kamusal alanlara ve toplum sağlığına aykırı faaliyetlerine karşı mücadelemiz yasa geçse de sürecek.’ ekledi.

22 Mayıs 2020 Cuma, 06:00
Abone Ol google-news

ORHAN SARIALTUN

TMMOB ŞEHİR PLANCILARI ODASI GENEL BAŞKANI

TMMOB ve bünyesindeki odalar, dayanağı anayasa olan kamu kurumu niteliğinde, demokratik meslek kuruluşlarıdır. Barındırdığı 100’ün üzerindeki meslekle sayıları bugün 24’e ulaşan meslek odaları, meslek alanlarında toplum yararını esas alan politikalar üreterek bilimsel ve teknik birikimlerini toplumun çıkarlarını korumak adına kullanırlar.

Üyeleri ve meslek alanları için faaliyet yürütmekle beraber, aynı zamanda meslek alanlarındaki merkezi ve yerel yönetim faaliyetlerini kamusal yarar adına denetler, toplumu aydınlatır ve gerektiğinde anayasal yetkileri doğrultusunda yargı denetimini devreye sokarlar.

TMMOB’ye bağlı odaların bu toplumcu yönleri, onları bireysel menfaat temelli kurulmuş sanayi ve ticaret odaları gibi meslek odalarından ayıran en temel özellikleridir. Bu nedenle de, ülkede uzun yıllardır sermaye çıkarını önceleyerek kamusal kaynağı tüketen yönetim anlayışlarının hedefinde olmuşlardır.

LİBERALLER VE FETÖ

Küresel bağlantıları da kuvvetli olan Türkiye sermayesinin son icadı AKP, 18 yıldır ülkeyi yönetmektedir. Bu süre içerisinde değişti, dönüştü, evrildi ancak temel olarak hizmet ettiği sermaye kesiminden hiçbir zaman kopmadı.

Liberaller ve FETÖ ile yola çıktıkları iktidarlarının ilk yıllarındaki duble yol stratejisi, zaman içerisinde kentlerde kamusal alanları yok eden ve yoksulları mülksüzleştiren kentsel dönüşüm projelerine, toplumu ve doğayı zehirleyen enerji projelerine, kıyıları, tarım toprağını, yaylaları, ormanları yapılaşmaya açan uygulamalara dönüştü. Bu alanlarda rant edinimi doyuma ulaşınca, akla hayale gelmeyecek ve hiçbir rasyonel gerekçesi olmayan yapılaşma odaklı çılgın projeler ardı ardına ilan edilmeye başlandı.

Şimdilerde ise şehir hastaneleri, millet bahçeleri gibi uygulamalarla yandaş müteahhit firmalarını beslemeye çalışan iktidarın, ortakları değişse dahi hizmet ettiği sermaye kesimi hiç değişmedi.

Kamusal kaynak ve doğanın sermaye emrine sunulduğu rant projeleri, üretimden kopuk inşaata dayalı bir ekonomiyi de beraberinde getirerek düne kadar tamamen üretim ve ihracat temelli çalışan sermaye çevrelerini dahi, rantın yarattığı kolay paranın odağı olan AVM, rezidans ve doğayı yağmalayan enerji projelerine yöneltti.

Dönemi içerisinde yaşanan 15 Temmuz darbe girişimini dahi bir fırsat olarak gören iktidar, devlet içine sirayet eden FETÖ üyelerinin temizliğini bahane ederek ülkeyi uzun süre olağanüstü hal baskısı altında tutuğu gibi, şimdi de küresel salgın sürecini bir fırsat olarak değerlendirme niyetindedir. Ardı ardına Salda, İmrahor, Saraçoğlu, Çeşme, AKM, Olympos’ta korunması gerekli alanlar yapılaşmaya açılmış, koruma kavramını yozlaştıran yasal düzenlemeler de peşi sıra gerçekleştirilmiştir.

Bütün bunlara itirazı engellemek için son olarak, Cumhurbaşkanı’nın AKP Merkez Yürütme Kurulu toplantısı öncesi yaptığı açıklama ile meslek kuruluşlarının yasal yapısına ilişkin düzenlemenin de acilen gerçekleştirilmesi gerektiği yönünde ifadesi talimat kabul edilerek, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Yasası’nda değişiklik bir kez daha gündeme gelmiştir.

Görünen o ki; siyasi iktidar yıllardır seçimlerle, baskıyla ve korku salarak sindiremediği ve pasifleştiremediği odaları yasal düzenlemeyle dizginlemek istemektedir. Bu yasa değişikliği antidemokratik bir müdahaledir, doğrudan ilgilisi olan örgütümüzün yasa değişikliği için herhangi bir talebi olmadığı gibi, toplumsal eşitsizliklerin ve bunun mekânsal ilişkilerinin daha da belirginleştiği salgın döneminde, ülkenin önceliği de değildir.

HİYERARŞİK, AYRIŞTIRICI

Söz konusu yasa teklifi ile odaların yapısı, seçim süreçleri, mesleki denetim yetkileri, gelir kaynakları tırpanlanarak baskı oluşturup etkisizleştirilmek istenmektedir.

Bu düzenleme ile, mesleklerin kamusal yarar doğrultusunda etik ilkelere uygun yürütülmesi ve gelişmesi amacıyla herhangi bir mekanizmayı kullanım olanağı bırakılmadığı gibi, yargı denetimi olmaksızın doğrudan ve keyfi soruşturma, cezalandırma yöntemleri ile odaların siyasi iktidardan ve sermayeden bağımsız karar alma gücü de hedef alınmaktadır. Şehir plancıları odası gibi mekânla ilişkili meslek alanları açısından siyasi iktidar ile olan çatışma, kapitalist kent mekânı oluşumu ile doğrudan ilişkilidir.

Hiyerarşik, ayrıştırıcı, dayatmacı, asimetrik güç ilişkileri kurarak eşitsizliğe neden olan mekânsal pratikler, teknik bir konu olmaktan öte toplumsal ve sınıfsal nitelik taşımaktadır. Bu çerçevede kamucu politikaları benimsediğimiz, sermayenin kentsel ve kırsal alanlardaki müdahalelerine karşı mücadele örgütlediğimiz ve mesleğimizin bilimsel ilkeleri doğrultusunda toplumsal yarardan yana faaliyet yürüttüğümüz için örgütlü yapımız zayıflatılmaya çalışılmaktadır.

MESLEK ODALARI NEDEN HEDEFTE

Sermayenin kentsel ve kırsal alanlardaki müdahalelerine karşı mücadele örgütlediğimiz ve mesleğimizin bilimsel ilkeleri doğrultusunda toplumsal yarardan yana faaliyet yürüttüğümüz için örgütlü yapımız zayıflatılmaya çalışılmaktadır.

Şehir Plancıları Odası olarak iktidarların doğal alanlara, kamusal alanlara ve toplum sağlığına aykırı faaliyetlerine karşı yıllardır devam ettirdiğimiz mücadelemizi, doğal alanların, kentlerin savunucusu olma görevini bu yasa hayata geçse dahi sürdüreceğiz.

MESLEK ODALARINA DESTEK OLMAYA ÇAĞRI: HEDEF OLDUĞUMUZU BİLİYORUZ

Şehir Plancıları Odası; genel kurullarında oluşan ortak irade çerçevesinde demokrasi, eşitlik ve insan haklarını önceleyerek bilimsel bilgi birikimini, şehirciliğin özünü oluşturan toplumsal yarar üzerine mesleki politikalar üretmektedir.

Bu doğrultuda;

- Gezi Parkı’nda, Kültürpark’ta, Atatürk Orman Çiftliği’nde kent içindeki kamusal, doğal ve korunması gerekli alanlara el konulmasına;

- Sinop’ta, Mersin’de sağlığımızı, doğal ve kültürel varlıklarımızı tehlikeye atan nükleer enerji santrallarına;

- Amasra’da, Gerze’de, Çanakkale’de termik santrallarla doğanın ve halk sağlığının tehlikeye atılmasına;

- Karadeniz’de, Munzur’da, Hasankeyf’te derelerimizin hapsedilerek sermayeye peşkeş çekilmesine;

- Kaz Dağları’nda, Bergama’da, Arhavi’de doğamızın, ormanlarımızın maden şirketlerine satılmasına;

- Sur’da, Cizre’de, Nusaybin’de kadim kültürlerin hayat bulduğu kentlerin tahrip edilmesine;

- Mega-çılgın projelerle kamu kaynaklarının ve kamusal varlıklarımızın yok edilmesine, sermayeye aktarılmasına, geleceğimizin bir grup sermayedarın yararı için ipotek altına alınmasına;

- Kamusal deprem toplanma alanlarının AVM’lere, ticaret merkezlerine dönüştürülmesine;

- Tarım alanlarımızın, meralarımızın, yaylalarımızın, kıyılarımızın yapılaşmaya açılmasına;

- Devletin sağlık hizmetini yok edip, şirketlere “müşteri” garantisi verilerek inşa edilen şehir hastanelerine;

- Yandaş müteahhitleri ihya etmek için ardı ardına ihaleye çıkılan millet bahçesi projelerine;

- Kent içindeki kamusal alanlarımızın parsel parsel “siyasi iktidarın ortağı” cemaatlere, yandaşlara devredilmesine karşı yürüttüğümüz mücadele sebebiyle hedefte olduğumuzu;

- Bütün bunların sonucu olarak, kamu yararını gözettiğimiz için bu düzenden istifade edenleri ve her türlü değeri yok eden bu politikayı sürdürenleri rahatsız ettiğimizi biliyoruz.

Bilinmelidir ki, Şehir Plancıları Odası olarak, yukarıda sıralanan tekil örneklerin çok daha ötesinde, iktidarların doğal alanlara, kamusal alanlara ve toplum sağlığına aykırı faaliyetlerine karşı yıllardır devam ettirdiğimiz mücadelemizi, birliğimiz olan TMMOB ve bağlı odalarımız ile birlikte aynı amaç ve hedefler ekseninde yürüterek doğal alanların, kentlerin, kamusallığın ve kamu yararının savunucusu olma görevini, tarihsel ve toplumsal sorumlulukla, bu yasa TBMM’de hayata geçse dahi sürdüreceğiz.

Bu doğrultuda, iktidarın demokratik usullerle kapılarından sızamadığı meslek örgütlerini, otokratik yönetim anlayışı ile ele geçirme girişimini reddediyor, demokrasiye ve Cumhuriyete olan inançla mücadeleye devam edeceğimizi bir kez daha kararlılıkla ifade ederek tüm toplumumuzu da kamusallıklarına ve demokrasimize sahip çıkmak için, meslek odalarına destek olmaya davet ediyoruz.