Toplumlar kontrolsüzlükle nasıl başa çıkabilir?

Sistemimiz, gücün negatif kullanımdan raydan çıkmışken, toplum neye güvenebilir ki? Şu an sadece kendi sağduyusuna.

08 Nisan 2020 Çarşamba, 18:15
Abone Ol google-news

2016 sonbaharı. Avrupa Birliği Ziyaretçi Programı adında bir program kapsamında Brüksel ve Strasburg’da Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ile Avrupa Parlamentosu’nda üst üste görüşmeler yapıyordum. İzleyici locasında takip ettiğim Avrupa Parlamentosu görüşmelerinde Suriye konuşuluyor, Parlamento’daki farklı siyasi gruplar, savaşın bitmemesindeki en önemli aktörün Türkiye olduğuna hemfikir. Programda aynı zamanda birebir görüşmeler de yapıyordum. Brüksel’deki parlamento kulisinde Hıristiyan Demokratlar’dan bir milletvekili ile görüşürken, 15 Temmuz ile OHAL gündeme geldi. Erdoğan ile Putin yakınlaşması konuşulurken popülist liderler ile Victor Orban’dan söz açıldı. Milletvekili, “Orban AB içinde, kontrol edilebilir ama diğerleri kontrol edilebilir değil.” dedi. Brexit üzerine popülizm tartışmaları artmışken, Trump ABD Başkanı olurken ve de Boris Johnson popülist liderler arasında yerini alırken bu sözü çok düşündüm. Kontrol edilebilir olmak nedir ve de bir lider kontrolden çıkınca nasıl bir kontrol sağlanabilir? Toplumlar bu kontrolsüzlükle nasıl başa çıkabilir? 

Victor Orban, 2010 yılından bu yana Macaristan’ın Başbakanı. Avrupa’nın sağ popülist liderleri arasında yer alan isimlerden. Macaristan’da Covid 19 Küresel Salgını’ndan resmi rakamlara göre 15 kişi öldü ve Orban, Macaristan’da OHAL ilan etti. Ulusal Meclise sunulan yasa tasarısı, 53 ''hayır'' oyuna karşı 137 ''evet'' oyuyla kabul edildi. Hükümet ''acil durum'' süresince kanun hükmünde kararname çıkarabilecek, bazı kanunların uygulanmasını askıya alabilecek ve asılsız haber yayanlar 1 ile 5 yıl arasında hapis cezasına çarptırılabilecek. Muhalefet partileri tasarıya destek vermedi çünkü bu ilan hükümete ''sınırsız süre içinde her şeyi yapabilme gücü'' veriyor. İfade ve basın özgürlüğünü savunan 9 sivil toplum örgütü Macaristan'ın atmak istediği bu adımla ilgili Avrupa Komisyonu Başkanı’na bir mektup göndermiş, mektupta ise “basın özgürlüğünü ihlal eden bir ülkenin krizden faydalanmaya çalışan ilk Avrupa Birliği ülkesi olduğu görülüyor" ve de "ülkede ayakta durmaya çalışan birkaç medya kuruluşu sürekli saldırıya uğruyor" ifadelerine yer vermişlerdi. 

Kontrol kelimesi hiç aklımdan çıkmadı

Birçok ülke, hayati olmayan tüm sektörlerde işleri durdurdu ve de karantina ilan etti. Erdoğan pazartesi günü yaptığı açıklamada: “Türkiye, her hal ve şart altında üretime devam etmek, çarklarının dönmesini sağlamak zorunda olan bir ülkedir.” ifadesini kullanarak halkı bağış yapmaya teşvik etti. Şanslı olabilenler kişisel karantinalarını uygulamaya devam edecek. Diğerleri salgın tehdidiyle karşı karşıya kalmaya devam ettiğinden belki de salgının en ağır yaşandığı ülkeler arasına gireceğiz. Ankara Barosu açıklamasında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, ikinci maddesiyle devletin nitelikleri arasında “sosyal” niteliğini değişmez hüküm altına almış ve beşinci maddesiyle Devletin temel amaç ve görevleri arasında  “Kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak.” olduğunu hatırlatmıştır.

15 Temmuz sonrası OHAL ilanı, KHK’lar birbirini kovalarken, gazeteciler ve siyasiler birer birer içeri alınırken, kurucusu olduğumuz ve bağlayıcılığı bulunan Avrupa Konseyi açıklama üzerine açıklama yaparken, AİHM Büyük Daire kararları alırken, hukuk sistemimizin bu bağlayıcılığı adeta atlatmak için yan kararlar aldığı görülürken, AP milletvekilinin kullandığı bu “kontrol” kelimesi hiç aklımdan çıkmadı. Sistemimiz, gücün negatif kullanımdan raydan çıkmışken, toplum neye güvenebilir ki? Şu an sadece kendi sağduyusuna.  


Not: Bu yazı 31 Mart tarihinde kaleme alındığında henüz gönüllü karantina dışında bir tedbir alınmamıştı. 

Kapak fotoğrafında Victor Orban...