Türkiye Ne Zaman Onaylayacak?

10 Ağustos 2011 Çarşamba, 06:13
Abone Ol google-news

Türkiye’de son 5 - 6 yıl içinde yüzde 1400 artmış olan kadınlara karşı şiddetin saik olarak, kadınların bir mal gibi alınır - verilir varlıklar olduğu kültürü, şiddetin bir terbiye ve intikam aracı olarak görülmesi, kadını fail ve faillerin namusu olarak algılama kültürü ile bağlantılı olduğu hep bilinmektedir. Bu zihniyet ile mücadele etmemiz gerektiği açıktır.

Bütün dünyada ve Türkiye’de büyük bir artış gösteren kadına karşı şiddeti önlemeye yönelik Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi bünyesinde ciddi çalışmaların yapıldığı, uluslararası hukukta değeri olan tavsiye kararları ve deklarasyonların yayımlandığı bilinmektedir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 30. 04. 2002 tarihli Kadınların Şiddete Karşı Korunmasınailişkin tavsiye kararı, 7 Nisan 2011 tarihinde genişletilerek ve güncelleştirilerek bir sözleşme haline getirildi. Üye devletlerin onayını bekleyen sözleşme; Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesibaşlığını taşımaktadır. Kadına karşı şiddetin had safhaya çıktığı Türkiye’de toplum, sözleşmenin vakit geçirilmeden onaylanmasını beklemektedir.

Sözleşme, kadına karşı şiddetin nedenlerini, şiddetten korunma amaçlı olarak alınacak yasal ve diğer önlemleri ayrıntılı biçimde açıklamakta, mağdurların ve çocukların hukuki, tıbbi, psikolojik, ekonomik olarak korunmaları, eğitilmeleri, güçlendirilmeleri için bütün tedbirleri almanın devletin gö-revi olduğunu açıkça kabul etmiştir. Devletin mağdurlara maddi yardım yapması, gerektiğinde tazminat ödemesi konuları da yaptırım olarak yer almaktadır. Anılan sözleşme; kadına karşı şiddeti bütüncül olarak ele alan ilk sözleşme olma onurunu da taşımaktadır.

Sözleşme, kadına karşı şiddetin, erkekler ile kadınlar arasındaki eşitlikçi olmayan güç ilişkilerinin bir tezahürü olduğunu, bu güç ilişkisinin kadınlar üzerinde tahakküm kurulmasına, kadınlara yönelik ayırımcılık yapılmasına yol açtığını ve kadınların ilerlemesine engel olduğunu, kadınları zorla ikincil konuma sokmanın çok önemli toplumsal mekanizmalarından biri olduğunu vurgulayarak, kadınları şiddete karşı korumak ve kadınları güçlendirmek için bir dizi önlem öngörmüştür. Bu önlemleri almanın devlete ait bir yükümlülük olduğunu hemen her maddesinde ifade etmiştir.

Sözleşmenin etkili biçimde uygulanmasını sağlamak amacıyla özel bir izleme mekanizmasının kurulması öngörülmüştür. Uzman Eylem Grubu (Grevio) olarak adlandırılan ve taraf devletlerce belirli niteliklere sahip adaylar arasından seçilen 10 - 15 kişilik gruptan başka, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri başkanlığında Taraf Devlet Komitesi adlı bir organın da kurulması kabul edilmiştir.

Sözleşme kadına karşı şiddet ile ev içi şiddeti ayrı ayrı tanımlamış, uygulanan fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddetin; mağdur faille aynı evi paylaşmasa da, evlilik bağı bulunmasa da, eski ve şimdiki eşler, fiili birliktelikler arasında meydana gelen, kadınlara cinsiyetleri nedeniyle uygulanan her türlü şiddeti kapsamaktadır. 18 yaş altı kız çocuklarının da kapsam içinde olduğu kabul edilmiştir.

Devletin yükümlülükleri özetle aşağıdaki biçimde açıklanabilir:

Kadınlara karşı her türlü ayırımcılığı önlemek ve kadın erkek eşitliğinin uygulamada gerçekleştirilmesini güvence altına almak ve kadınları güçlendiren politikaları teşvik etmek.

Kadın mağdurların güçlenmesi ve ekonomik bağımsızlık kazanmaları için çeşitli koruma ve destek hizmetlerinin sağlanması.

Kadın mağdurların ve çocuklarının şiddet sonrası toparlanmalarını kolaylaştıracak, sağlık ve sosyal, hukuki, psikolojik danışmanlık, maddi yardım, konut, eğitim ve iş bulma gibi hizmetlere erişebilmelerinin sağlanması.

Mağdurların uygun hizmetlere yönlendirilmeleri için eğitim almalarını sağlayacak tedbirlerin alınması.

Mağdur kadınlara ve çocuklarına güvenli konaklama için yeterli sayıda sığınma evlerinin hazırlanması.

Cinsel şiddet mağdurlarına tıbbi ve adli muayene, travma desteği hizmetleri ve danışmanlık için yeterli sayıda, kolay erişilebilir tecavüz ve cinsel şiddet başvuru merkezlerinin kurulması.

Kadına karşı şiddet uygulayan failleri eğitmeyi hedefleyen programların oluşturulması, özellikle cinsel suç faillerini tekrar suç işlemelerini önleyen tedavi programları uygulanmak.

Sonuç:

81 maddeden oluşan ve Türkiye için önemli gördüğüm esaslarını yukarıda açıkladığım Avrupa Konseyi Sözleşmesi, mağdurların ve çocukların korunması ve tekrar birey olarak hayata kazandırılması için devlete bir yükümlülük vermiştir. Failler için de cezalandırılmalarının yanında eğitim ve tedavi programları öngörülmektedir.

Türkiye’de son 5 - 6 yıl içinde yüzde 1400 artmış olan kadınlara karşı şiddetin saik olarak, kadınların bir mal gibi alınır - verilir varlıklar olduğu kültürü, şiddetin bir terbiye ve intikam aracı olarak görülmesi, kadını fail ve faillerin namusu olarak algılama kültürü ile bağlantılı olduğu hep bilinmektedir. Bu zihniyet ile mücadele etmemiz gerektiği açıktır. Bu anlayışa ek olarak, kadına karşı şiddetin esas nedeninin ekonomik kökenli olduğunu, yoksullukla yakın bağlantılı olduğunu düşünüyorum.

Büyük değer taşıyan sözleşmenin gecikmeksizin onaylanması ve hayata geçirilmesi kadınlarımızın beklentilerine bir ölçüde cevap olacaktır.

Prof. Dr. Aysel Çelikel-Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı