Vekiller nasıl çalıştırılır?

AKP, son dönemde TBMM Genel Kurulu’nu çalıştırmak için gerekli çoğunluğu bulmakta zaman zaman sıkıntılı anlar yaşadı.

15 Aralık 2014 Pazartesi, 05:00
Abone Ol google-news

 

Vekiller nasıl çalıştırılır?

Muhalefetin sık sık karar ve toplantı yeter sayısı istemesi nedeniyle bazen gün boyunca tasarıların görüşmelerine bile geçilemedi ya da Genel Kurul AKP’li milletvekillerinin ilgi göstermemesi nedeniyle toplanamadı.

AKP grubu, bunun üzerine Genel Kurul çalışmalarında yoklama ve oylamalara katılımda ilk 10’a giren milletvekillerinin listesini çıkardı. Bu liste, Başbakan Ahmet Davutoğlu’na sunuldu. Davutoğlu, kapalı olarak gerçekleşen grup toplantısında dereceye giren vekillerin isimlerini açıklayıp teşekkür etti. Davutoğlu, teşekkürle de kalmadı, diğer milletvekillerini de katılım konusunda özendirmek için ilk kez farklı bir yönteme başvurdu. Şimdilerde ilk 10’a giren milletvekilleri, Davutoğlu’nun yurtdışı gezilerine çağrılıyor. Yoklama ve oylamada 1. sırada yer alan İstanbul Milletvekili Şirin Ünal, Davutoğlu ile Yunanistan’a, 3. sırada yer alan Tülay Kaynarca Polonya’ya gitti. Dereceye giren diğer milletvekilleri de peyderpey Davutoğlu’nun yurtdışı gezilerine eşlik edecek.

AKP kulislerinde dereceye giren ve giremeyen milletvekilleri arasında da karşılıklı espriler ve takılmalar yaşanıyor. Bazı milletvekilleri, Şirin Ünal’a “Genel kurula ara sıra girme de diğer arkadaşlar da ilk 10’a girsin” diye takıldı. Listede 6. sırada yer alan Kırıkkale Milletvekili Ramazan Can, “Siz başbakanla nereye gideceksiniz?” sorusu üzerine espri yaptı:

“Ben bir yere gitmek istemediğimi söyledim, gidersem oylamalara katılamam, o zaman da listede aşağılara düşerim.”

AKP kulislerinde, şimdi dereceye giren milletvekillerinin 2015 genel seçiminde listeyi garantilediği konuşuluyor. Bunun bir gerçeklik payı var mıdır yok mudur bilinmez, ama bir heyecan yarattığı kesin. Bakalım, tüm bu teşvikler, AKP’li vekillerin genel kurul çalışmalarına daha fazla katılımını sağlayacak mı?

_______________________________________________________________

Meclis’in patlak ampulleri!

TBMM Genel Kurulu’nda Sayıştay’ın bütçesi görüşülürken söz alan HDP’li Adil Zozani, Sayıştay raporlarıyla ilgili eleştirilerde bulundu. Söz konusu raporlarda aklanan unsurların Meclis’in gündemine geldiğini belirtti ve ekledi:

Yargıya intikal eden raporlar Meclis denetimine tabi değildir. Sayıştay, parlamento adına denetim yapıyor, ancak yargıya intikal eden hususlar konusunda öyle bir yasa yapılmış ki, Sayıştay ‘Ey milletvekili sen kim oluyorsun, sana bilgi vermiyorum’ diyor. Sorduk, cevabımızı bu şekilde aldık. Böyle bir denetimden söz edilebilir mi? Bunun adı denetim olabilir mi?”

Zozani, denetimin iyi yapılması gerektiğini genel kurul salonundaki ampul sayısını örnek vererek vurguladı:

Ankara’nın çok dehlizlerinden, karanlıklarından söz edilir de bu parlamento, Ankara’nın dehlizlerini aydınlatmak için sadece genel kurul salonunda kaç ampul kullanıyor biliyor musunuz? Sadece bu genel kurul salonunda Ankara’nın karanlığını biraz aydınlatmak için 1832 ampul kullanılmış ama birbirimizi görmüyoruz. Afaki bir rakamdan söz etmiyorum, sayabilirsiniz.”

AKP sıralarından “Saydın mı” sesleri yükselirken, Zozani, “1832 ampul kullanılmış ama hala karanlık, hala karanlık” yanıtını verdi. Bir soru da CHP’li Malik Ecder Özdemir’den geldi:

“Patlak ampuller dahil mi?”

_______________________________________________________________

‘Adalat-ü İnkişaf Fırkası’

Eğitim sisteminin ele alındığı 19. Milli Eğitim Şurası’nda kamuoyunda en çok tartışılan konu Osmanlıca dersleri oldu. “İstesek de istemesek de” öğreneceğimiz bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan Osmanlıca derslerine yönelik TBMM’de en ilginç göndermeye ise HDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü imza attı.

Ermenek’teki maden faciası nedeniyle HDP’nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız haklarında verdiği gensoru görüşmelerinde Yıldız hakkındaki önerge üzerine söz alan Kürkçü, konuşmasına şöyle başladı:

“Meclis-i Kebir-i Millî Reisi Hazretleri, muhterem mebusefendiler ve hanımefendiler; Kuvvet ve Menba-i Servet-i Tabiî Nazırı Devletlü Taner Yıldız Beyefendi'nin kanunen memur idüldüğü vazâifin ifasında irâe eylediği acz, maâdinde, icraında mesul olduğu tanzimattan sarfınazar iderek amaleyi sermayedarın keyf ve arzusuna terki, kendü Adalat-ü İnkişaf Fırkasının tarafdârânını memleketin menba-i servet-i tabiînin yağması içün muktedir kılması ve nihayet vazife esnasında ifası muktezi tedâbirden imtinası ve maâdin civarlarındaki istihsalin kanun ve nizamnameleri ihlaliyle tamamiyle taşeron dimekle maruf kumpanyalara terki neticesiyle vuku bulan amele cinayâtında evleviyetle mesul bulunduğuna mebni merkum mûmâ-ileyhin istifasını talep eyleyeceğiz.”

Kürkçü’nün Osmanlıca konuşması karşısında AKP’li milletvekilleri kısa süreli bir şaşkınlık yaşadı. Kürkçü’nün kürsüden “Bir şey anladınız mı?” sorusuna da iktidar partisinden yanıt gelmemesi üzerine aynı konuşmayı Türkçe olarak da yapmak zorunda kaldı.

Ancak AKP’li milletvekilleri hem Osmanlıca hem de Türkçe olarak anlatılmasına karşın yalnızca son 7 ayda yüzlerce maden işçisinin hayatını kaybettiği bir dönemde Çalışma Bakanı Çelik ile Enerji Bakanı Yıldız’ı korumayı tercih ederek, Adalet ve Kalkınma Partisi ya da Kürkçü’nün deyimiyle “Adalat-ü İnkişaf Fırkası” bilindik örneğini yine sergiledi.