‘Yaşasın ölüm’den ‘yaşasın sanat’a...

Behçet Necatigil’in dilimize kazandırdığı “Sis” ve “Yaman Adam” romanlarından tanıyoruz Miguel de Unamuno’yu. Bilbao doğumlu bir Bask ve İspanyol dilinin en büyük yazarlarındandır.

16 Aralık 2018 Pazar, 13:18
Abone Ol google-news

İspanya İç Savaşı’nda Franco’nun ordusu Salamanka’ya girdiğinde Salamanka Üniversitesi rektörüydü. Üniversite amfisinde tören düzenleyip “Yaşasın Ölüm” çığlıkları atan faşistlerin karşısına çıkıp, “Kazanacaksınız, çünkü elinizde yeteri kadar ‘kaba kuvvet’ var. Ama hiçbir zaman insanlarda ‘inanç’ yaratamayacaksınız. Çünkü inanç yaratabilmek için ikna etmeyi başarmalı. Ama ikna etmek için de sizde bulunmayan bir şey gerekli: Akıllı ve haklı bir savaşım verebilmek” diyecektir. Ev hapsine alınan Unamuno, bu olaydan 2 ay sonra, 1936 yılının son günü, 73 yaşındayken ölür.

“Yaşasın Ölüm” diyenlerin 40 yıl süren faşizmi, Unamuno’nun da öngördüğü gibi kimseyi ikna etmeyi başaramadı. 1975’te Franko’nun ölümüyle faşizm bitti. 1979’da Basklar özerkliklerini ilan etti. Bilbao’nun en güzel meydanına Miguel de Unamuno’nun adını verdiler. Faşist dönem boyunca Bilbao belediye binasının bodrumunda bekleyen büstünü de meydanın bir köşesine yerleştirdiler.

Bask bölgesinin ekonomisi, “Mondragon İşçi Kooperatifleri” gibi emekçi örgütlerinin katkılarıyla kurulmuş ağır sanayiye dayanıyordu (ekonomide ünlü Bask modeli). İşçiler, fabrikaların sahibi ve yöneticisiydi. Bölge sanayinde metalürjinin payı önemliydi. Bilbao, Nervio Nehri üzerinde tersanelerin yükseldiği bir sanayi kentiydi. Ancak metalürji ağırlıklı bu sektörlerde işler kötüye gidiyordu. Özerklik, ciddi bir ekonomik krizin başladığı sırada gelmişti. Krizden çıkış için radikal kararlar alınmalıydı, bunu da yaptılar. Birkaç yıl içinde ağır sanayiden teknoloji ağırlıklı üretime geçildi. Emek örgütlerinin yatırımlardaki ağırlığı korundu. Uçak motoru parçaları da üreten makine sanayinin devlerinden Danobat, Irızar otobüs fabrikaları, Caja Laboral Bankası (İspanya’nın en büyük bankalarındandır) gibi daha nice Bask kuruluşunun sahibi, işçi kooperatifleridir.

Yılda bir milyon ziyaretçi

Bu dönemde Bilbao da adeta yeniden yaratıldı. Kent içindeki tersane yapıları söküldü. Nehrin kıyıları düzenlendi, köprüler yapıldı, binalar yenilendi. Ama en önemli proje bir modern sanatlar müzesi inşa etme fikriydi. Bunun için ABD’li Guggenheim Vakfı’yla anlaşıldı ve mimari harikası Bilbao Guggenheim Müzesi yapıldı. Dışı titanyum alaşım kaplı olan müze 1997’de açıldı. Aynı dönemde yeni havalimanı da hizmete girdi. Guggenheim’ın sürekli değişen sergileri, dünyaca ünlü DJ’lerin performansları, dans atölyeleri 400 bin nüfuslu kente yılda 1 milyon ziyaretçi çekmeyi başardı. Daha önce İspanya’nın dev turizm pastasından doğru dürüst pay alamayan bir kent olduğu düşünüldüğünde, sanat, Bilbao’ya yeniden hayat verdi denebilir.

Gastronomi merkezi...

Konu turizmden açılmışken, bölgeye gelen turistlerin memnun ayrılmasında ve tekrar gelmesinde etkili konulardan biri de hiç şüphesiz nefis mutfağıdır. Avrupa’nın en eski halklarından olan Basklar çok güzel yemek yapar. Ama yemeği daha çok erkekler yapar. Sadece erkeklerin üye olabildiği yemek kulüpleri vardır. Bu kulüplerin ilk ortaya çıkışı 1800’lere dayanır ve küçücük bölgede sayıları bini bulur. Faşizm döneminde Franco bu kulüplerin açık kalmasına izin vermiş. Erkekler de buralarda toplanıp hem yemek yapmış hem de siyaset konuşmuş.

Bilbao artık bir dünya kenti. Ama Baskların Atletic Bilbao konusundaki milliyetçi takıntıları sürüyor. Kentin futbol takımında oyuncu olabilmek için Bask bölgesinde doğmuş olmak şartı hâlâ geçerli. Tabi buradaki “Bask bölgesi” tanımına Fransa’daki Basklar da dahil. Yeri gelmişken ekleyelim Bask futbolcuların hem Fransa hem İspanya milli futbol takımlarının dünya şampiyonluklarına katkısı büyük olmuştur.