Ziraat Mühendisleri Odası'ndan GDO açıklaması

Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Gökhan Günaydın, dünyada 25 ülkede 125 milyon hektar alanda Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) ürün ekiminin yapıldığını söyledi.

30 Ocak 2010 Cumartesi, 09:28
Abone Ol google-news

Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Gökhan Günaydın, GDO'lu ürünlerin insan ve hayvan sağlığını olumsuz yönde etkilediğini öne sürerek, bu ürünlerin 1994 yılından bu yana dünyada ticari bir marka olarak var olduğunu savundu.

İlk kez ABD'de bir domatesin piyasaya sürüldüğünü, ancak bu ürünün ciddi alerjik reaksiyonlara neden olduğu için birkaç gün içerisinde marketlerden toplatıldığını anımsatan Günaydın, şöyle dedi:

''Dünyada 25 ülkede ve 125 milyon hektar alanda GDO'lu ürün ekimi yapılıyor. Türkiye'nin bütün yüz ölçümünün 78 milyon hektar olduğunu düşünürsek, dünya genelinde aşağı yukarı bir buçuk Türkiye kadarlık bir alanda GDO'lu ürün üretimi yapılıyor. 25 ülke üretim yapıyor ama Amerika, Arjantin, Kanada ve Brezilya bu üretimin neredeyse yüzde 97'sini oluşturuyor. Dünyadaki ekim alanlarının yüzde 3'ü üreticilerin ise bunların yüzde 1'i GDO ile uğraşıyor. GDO'suz soya ya da mısır kalmadı diye bir gerçeklik yok.''

Gökhan Günaydın, gen aktarımı yapılan ürünlerin Türkiye'de çok ciddi kafa karışıklıklarına neden olduğunu, 25 civarında ürünün üzerinde ticari anlamda gen transferi yapıldığını söyledi.

Laboratuvar koşullarında bir insan geninin bir bitkiye aşılamanın mümkün olduğunu ve bunun yapıldığını vurgulayan Günaydın, ''Ancak ticari marka yani piyasaya sürülen ürünler dediğimiz zaman bu 25 ürünü saymamız gerekiyor. Bu ürünlerin yüzde 99'unu 4 ürün oluşturuyor. Bunlar soya, mısır, kanola ve pamuktur. Geriye kalan yüzde 1 ise şeker kamışından tutun da biber, havuç, marul ve domatese kadar bütün ürünlerde bu işlem yapılıyor'' diye konuştu.
 

Türkiye yılda 1 milyon ton GDO'lu ithalatı yapıyor

Gökhan Günaydın, Türkiye'nin domates ithal etmeyen tam tersine ihraç eden bir ülke olduğunu, bunun biber ve marul için de olabileceğini belirterek, şeker kamışının da dünyada GDO'lu olarak üretildiğini ifade etti.

Türkiye'nin bugüne kadar 1 gram şeker kamışı ithalatı yapmadığını, o nedenle Türkiye için önemli olan ürünlerin başında mısırın geldiğini kaydeden Günaydın, ''Çünkü Türkiye yılda 1 milyon ton mısır ithalatı yapıyor ve bunlar GDO'lu mısırlardır. İkinci önemli ürün ise soyadır. Türkiye yılda 2 milyon ton soya ithalatı yapıyor, bunlar da GDO'lu ürünlerdir. Bunun dışında yılda 1 milyar dolar ödeyerek yaklaşık 1 milyon tona yakın pamuk ithalatı yapıyoruz. Pamuk gıda ürünü değildir ama yine GDO'lu bir ithalattır'' dedi

Günaydın, Türkiye'nin, yılda 1 milyon ton pirinç talebine karşın sadece 700 bin ton civarında pirinç üretebildiğini, bu nedenle 300 bin ton civarında pirinç ithal ettiğini vurgulayarak, bunun çoğunluğunun da GDO'lu olduğunu bildirdi.

Mercimekte yapılan laboratuvar analizlerinde, bu üründe de GDO tespit edildiğini, GDO'nun mercimeğe gen transferi yoluyla mı, yoksa daha önce taşınan GDO'lu bir üründen mi bulaştığı yönündeki tartışmaların devam ettiğini ifade eden Günaydın, GDO uygulamasının ürünlerden yüksek verim alabilmek ve açlığa çare bulabilmek için yapıldığına işaret etti.

Günaydın, ABD'nin bir sosyal sorumluluk projesi gereği dünyadaki açlık sorununa çare bulmak için GDO teknolojisini yarattığını iddia etti.
 

GDO'nun insan ve hayvan sağlığı üzerindeki etkileri

Gökhan Günaydın, GDO'lu ürünlerin canlılar üzerinde alerjik reaksiyon yarattığı konusunda bir endişenin olmadığını, herkesin bu konuda hem fikir olduğunu söyledi. Bu ürünler tüketildiğinde bünyelerinde bulunan ve gen transferi sırasında verilmiş antibiyotiklerinde tüketildiğini kaydeden Günaydın, sözlerini şöyle tamamladı:

''Dolayısıyla antibiyotiğe dayanıklılığı da sağlıyor. Ama bununla kalmıyor, çünkü bu ürünlerin zararı Birleşmiş Milletler Biyogüvenlik sözleşmesinde doğrudan ya da dolaylı, derhal ya da gecikmeli olarak tanımlanıyor. Gecikmeli zarar benim 60 yıllık ömrüm sırasında çıkmayacak ama benim çocuğumda veya torunumda çıkabilecek bir zarardır. Peki biz bu riski nasıl değerlendireceğiz? Yüzyıllarca nesilleri mi takip edeceğiz? İşte bilim bunun için fare deneyleri yapar. Fareler çabuk ve hızlı üreyen hayvanlar olduğu için bir kısım popülasyona GDO'lu, bir kısmına da GDO'suz ürün yediriliyor. Sonra nesiller boyunca etki gözleniyor. Yapılan araştırmalar sonucunda, farelerin kan biyokimyasında bozukluk, organ hasarları, doğum anomalileri, düşük tartılı doğumlar ve üçüncü nesilden sonra kısırlık gibi etkiler gözleniyor.''