Öldürülen gazeteciliğin sonuçları

23 Mart 2019 Cumartesi

Orhan Bursalı, gazetelerin ve gazeteciliğin nasıl adım adım yok edildiğini köşesinde çok anlaşılır bir dille yazdı. Gazeteler ve gazetecilik aslında, 1980’li yıllarda gazeteci kökenli gazete sahiplerinin alandan çekilmeleri ile toprağa bakmaya başlamıştı.
Ardından gelen “medya patronları”, siyasilerle işbirliği (örnek: Beykoz konakları baronları) içinde siyaseti yönlendirerek, devlet malını yiyerek, kamuya ait olanın üstüne yatarak (özelleştirmelerden pay alma, ihaleler) zenginleştiler.
Emeği önemseyen gazeteciler ise bugün eylemleriyle gündeme gelen “Emeklilikte Yaşa Takılanlar”ın durumunu, 20 yıl önce “mezarda emeklilik” diye tanımlıyorlardı...
Marmara depreminde yaşamını yitiren 20 bine yakın yurttaşımızın daha kırkı bile çıkmadan, ANAP-DSP-MHP koalisyonu fırsattan istifade, mezarda emeklilik yasasını Meclis’ten geçirmişti.
Medya gıkını çıkarmadı. Dahası, ABD’deki şahinlerin allayıp pullayıp Bülent Ecevit’e sundukları Kemal Derviş’i, ticari çıkarları açısından bir “ilahi kurtarıcı” olarak gösterdi kamuoyuna.
AKP bugün iktidarını perçinlediyse eğer, Kemal Derviş’in, DSP’yi bölerek erken seçime gidilmesini sağlayan ayak oyunları sayesindedir. Bugün soğan, patates, patlıcan fiyatları uçtuysa; Kemal Derviş’in “yapısal reform” uydurmasıyla ülke tarımına vurduğu darbedendir.
Kullandığımız elektrik, doğalgaz faturaları el yakıyorsa, yine Kemal Derviş’in çıkardığı doğalgaz piyasası ve enerji piyasası yasalarının sonucudur.
Türk Telekom önce AKP yandaşlarına satılıp sonra da borç batağına sürüklendiyse, Telekom’u özelleştirmeye açan Kemal Derviş’in yürürlüğe soktuğu Türk Telekom Yasası’ndandır.
Türkiye’nin sanayileşmesinin öncüleri şeker fabrikaları satıldıysa eğer, Kemal Derviş’in hazırladığı Şeker Yasası’ndandır.
Bülent Ecevit’in, iktidardan düşürüldükten sonra Kemal Derviş için “en büyük pişmanlıklarımdan birisidir”, “O şeytani hesaplar içerisindeydi” demesinin bugün için hiçbir anlamı yoktur.
Olan Türkiye’ye, yobazlığa teslim edim edilen Türk aydınlanmasına, baltalanan kamusal kalkınmaya; yoksullaşan, ezilen, özgürlüklerini ve haklarını yitiren emekçi halka olmuştur.
Medya patronlarına gelince...
Siyasi işbirlikçileri ile birlikte çıkarları uğruna gazete ve gazeteciliği öldürerek, bugün gelinen soluk alınamaz ortamı yaratıp paracıkları ile bir kenara çekilmiş ya da yurttan ayrılmayı yeğlemişlerdir.

İdam
Unutmayalım!
Bunların ağababaları Atatürk’ü de asmaya kalkmışlardı.
Yeniden kurtuluş ve kuruluş düşlerimizi asamayacakları kesin. Bunların tek becerisi var: İpe kirli çamaşır dizmek.

Cumhuriyetçi Gürer
CHP’nin Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhuriyet ailesindendir. Yıllarca Niğde’de Cumhuriyet muhabirliği yapmış, çok da başarılı olmuştur.
Şimdi Meclis’te, yaşamın ta içindeki gazeteciliğini siyasete taşıyor: Çiftçinin derdine koşuyor, yörenin soğan üretimine sahip çıkıyor, şeker fabrikalarının satılmaması için uğraşıyor, kimsenin dönüp bakmadığı konuları gündeme taşıyor. Kısacası, tek başına bir muhalefet partisi gibi çalışıyor.
Tam bir Cumhuriyetçi..  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hasan Fehmi Güneş 4 Aralık 2021
Hoş Memo ve Ailesi 13 Kasım 2021