Şimdi ne olacak?

02 Nisan 2019 Salı

Seçim gecesi rahatsızlığı dolayısıyla erken yatan Mine Sirmen sabahın ikisinde dalga dalga gelen öksürük nöbetleriyle sarsılarak uyandığında, ilk iş olarak sordu:
- İstanbul’u kim kazandı?
Her seçimde aynı soru sorulur:
- Kim kazandı, kim kaybetti?
Soruya sağlıklı yanıt vermek için, başarının ölçütlerini saptamak gerek. Eğer ölçüt, demokratik değişimin sarsıntısız, aksaksız değişmesi ise kimse kazanamadı, dolayısıyla Türkiye kaybetti. Zaten, çarşambadan belli olan perşembenin gelişi gibi, bu durum daha, eşit, adil ve özgür olmayan kampanyadan da anlaşılabilirdi. Bu kez İmamoğlu örneğinde ana muhalefetin uyanıklığı ve sandığa hâkim olmasıyla, hile hurdanın daha büyük boyuta ulaşamamış olmasıyla avunmak ise züğürt tesellisi olur.
Eğer ölçüt, yerel yönetimlerdeki etkinliğini artırmak ise İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Eskişehir’de yerel yönetimleri almış, Bursa’da iyice zorlamış olan CHP kazanmıştır diyebiliriz. Ama tek adamın iradesine mahkûm o yerel yönetimler, ellerinde yetki ve imkânlarla ne yapabilirler ki?
Eğer ölçüt, bu seçimlere fiilen sonuna kadar katılmış olan Tayyip Bey’e ve onun kişiliğinde tek adam rejimine güvenoyu verilmesi idi ise kaybeden, her yönüyle iflas eden, tek adam yönetimi ile birlikte Tayyip Bey’dir. Ama bu kayıp, onun tek egemen olmasını engellemiyor. Ne var ki bu egemenlik, yakıcılığı şimdiye dek emsali görülmemiş bir ateşten gömlektir artık.

***

Eğer ölçüt, yerelde, alçakgönüllü, halka el ele, üretici, çalışkan yönetimleri değerlendirerek, daha yükseklere aday göstererek, negatif seçim yerine liyakati öne çıkarmak ise İstanbul’da isabetli bir seçimle, Ekrem İmamoğlu’nu çıkaran CHP başarılıdır. Ama CHP’nin aynı ölçütleri nesnel yöntemlerle siyasal etkinliğinin her yönünde egemen kılma konusunda daha yürünecek çok yolu olduğu da yadsınamaz.
Eğer ölçüt, kibirden, alayişten uzak, bölücü, dışlayıcı, ötekileştirici tavırlara karşı, ısrarla herkesi kucaklayan sevimli ve alçakgönüllü davranışın takdir edilmesi ise, bütün bu vasıflara sahip Ekrem İmamoğlu ile onu bu yönlerini severek seçen İstanbul seçmeni kazanmışlardır. Ama bu zafer, milli iradenin tecellisi ve İmamoğlu’nun resmen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı olmasına yetecek midir?
Ölçüt, emeğin önceliği sömürüsüz, eşitçe üreten ve paylaşan bir toplum modeliyse eğer, Ovacık’ta destan yazıp, başka türlü bir dünyanın mümkün olduğunu kanıtlayan ve Tunceli Belediye Başkanlığı’na seçilen, tek kişilik ordu, Fatih Mehmet Maçoğlu 31 Mart seçimlerinin gerçek kazananıdır. Ama tek kişilik komünizm ne kadar emsal oluşturabilir ki?
Ölçüt, kişisel destanlarsa eğer, vazgeçilmezliğine candan inanmışken, Şişli’de balonu sönen Mustafa Sarıgül son seçimin en büyük kaybedenidir.

***

Kim kazandı, kim kaybetti sorusunu ise şu soru izler:
- Şimdi ne olacak?
Yapılan bir yerel seçim olduğundan, hiçbir şey değişmeyecek, her yönüyle iflas etmiş olan, tek adam rejimi, bütün eski uygulamalarıyla sürüp gidecektir.
İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullar göz önünde bulundurulunca, deli gömleğine tıkıştırılmış toplum için öncekilerle kıyaslanmayacak güç dönemin yeni başlamakta olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bu dönemin tek tesellisi ise AKP modeli için, olduğu kadar tek adam rejimi için de sonun başlangıcının kaçınılmaz olmasıdır.


Yazarın Son Yazıları

Abdülhamit tutkusu 7 Temmuz 2020
Acele kurtarıcı aranıyor 30 Haziran 2020
Böl ve yönet 26 Haziran 2020
Gazetecinin namusu 23 Haziran 2020
Yasaksız olmuyor mu? 19 Haziran 2020
Aldanma yok aldatma var 16 Haziran 2020
Seçim ile giderler mi? 12 Haziran 2020
Beni benden korumak 9 Haziran 2020
Doğrusu bu! 5 Haziran 2020
İhtiyarlık suçu 2 Haziran 2020
Normal 22 Mayıs 2020