Müzik var olmanın aydınlığıdır

22 Mayıs 2019 Çarşamba

47. İstanbul Müzik Festivali, 11 Haziran’dan 30 Haziran’a kadar sürecek

 

 

İstanbul Müzik Festivali Direktörü Efruz Çakırkaya bu yılki festivalin başlığını anlatıyor: “Var Olmanın Aydınlığı / Var Olmanın Karanlığı...
Bu tema ile yaşamdaki ve evrendeki düalitelere (yaşam-ölüm , sevinçhüzün , gece-gündüz , aşk-nefret , savaş- barış , korku-cesaret gibi) gönderme yaparak, bu ikiliklerin müziğe ve müziğin yaratım sürecindeki etkisine odaklanıyoruz. Aynı zamanda aydınlığın / aydınlanma felsefesinin de altını çizmeye çalışıyoruz.”
Bence müzik, var olmanın aydınlığıdır. İstanbul Müzik Festivali de 47 yıldır İstanbul’da var olmamızın aydınlığıdır.
Bu yıl festivalin bir de alt teması var: Beethoven. Önümüzdeki yıl dünyanın her köşesinde Beethoven’in 250. yaşı kutlanacak. İKSV şimdiden onun yapıtlarına bu festivalle geniş ölçüde yer veriyor. Açılış konserinde Tekfen Filarmoni eşliğinde son zamanların parlayan yıldızlarından Seong-Jin Cho, bestecinin 1 numaralı piyano konçertosunu çalacak. Orkestrayı Tekfen’in sürekli şefi Aziz Shokhakimov yönetecek. Bir süredir topluluğun başındaki bu şefle Tekfen Filarmoni yeni bir ivme kazandı. Konserin sonunda Liszt’in “Prelüdler” adlı 3. Senfonik Şiiriyle orkestra değişik renkler ve farklı nüanslar sergileyecek. Açılış için hazırlanmış, görkemli bir program.
Beethoven’in baştan sona yer alacağı bir başka dinleti, Yıldızlarla Oda Müziği programındaki piyanolu üçlüler. Ünlü piyanist Anderszewski’nin seslendireceği Diabelli Çeşitlemeleri de bütün konser süresini kapsayan bir eser. Sascha Goetzel şefliğindeki BİFO, Beethoven’in üçlü konçertosunda kemancı Sokolov, çellist Haknazaryan ve piyanist Avdeeva’ya eşlik edecek.
Festivalin kapanış konserinde ise Beethoven’in 3 numaralı piyano konçertosunu şef Liang Zhang yönetimindeki Şanghay Filarmoni eşliğinde, Fazıl Say’ın solistliğinden dinleyeceğiz. Böylece bir sonraki Beethoven yılına şimdiden hoş geldin diyeceğiz.

Requiem ile devinim, çalanlar ile dinleyenler iç içe
Festivalin en ilginiç etkinliklerinden birisi “Human Requiem” başlığı altındaki proje. Evet bir “proje”, çünkü alışageldiğimiz sahne/salon düzeni yok. Bu projenin Hamburg’da ilk ortaya çıkışı 2012’ye dayanıyor. Berlin Radyo Korosu’nun kırk kişiye yakın sanatçısı, Brahms’ın Alman Requiem’ini seslendirirken dinleyicileri de sahneye, icracıların arasına alıyor. Şef, projenin başından beri var olan G. Leenars, konsepti sahneye uyarlayan J. Sandig. Soprano ve bariton solistlerin yanı sıra piyanoda dört eli çalan iki piyanist de var. Bu gösteri 28 ve 29 Haziran geceleri Zorlu PSM’de yer alacak. Aslında müzik tarihinde “requiem”i tanımlarken onun bir ölüm duası olduğunu, koronun statik duruşuyla sunulduğunu söyleriz. Bu kez koro üyeleri, solistler, çalgılar, üstelik izleyiciler de sahnenin ortasında olacak! Müzik, onu yaratanlar ve dinleyenlerle birlikte, devinim içinde kaynaşıyor. Eser ölüm için bir ağıt olmaktan çıkıyor, adeta yaşamı kutluyor. 90 dakikalık bu dinletide herkes ayakta. Ama “belirli miktarda minder de vardır”, diye festival kitapçığına not düşülmüş.  


Yazarın Son Yazıları

Davuldan Kahveye Kadar 27 Mayıs 2020
Helikopterler ve müzik 20 Mayıs 2020
Sessizlik ve müzik 13 Mayıs 2020
Acılar ve müzik 6 Mayıs 2020
Bitmeyen senfoniler 11 Mart 2020