Barış Doster

Davutoğlu kimin yüzüne bakabilir?

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Parti kurma çalışmalarını sürdüren ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile polemiğe giren eski başbakan Ahmet Davutoğlu, son olarak “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz” demişti. Davutoğlu gibi, siyasi kariyerini Erdoğan’a borçlu, Erdoğan sayesinde TBMM dışından dışişleri bakanı, ardından milletvekili ve dışişleri bakanı, sonra da AKP Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olmuş birinin bu sözleri ilginç. Zamanlaması da manidar. Lakin yakın zamana kadar AKP’nin dış politikasının mimarı olmuş, milletvekili, bakan, başbakan, genel başkan olarak AKP’yi temsil etmiş olan Davutoğlu’nun ciddi bir itibar, inandırıcılık sorunu var. Nedenlerini sıralayalım...
Birincisi, Davutoğlu’nun ifadesi Türkçe açısından sorunludur. Dilimizde, “insan yüzüne çıkamaz” demeyiz. “İnsan içine çıkamaz” veya “kimsenin yüzüne bakamaz” deriz.
İkincisi, Davutoğlu’nun bunca zaman susup, şimdi konuşması yanlıştır. Daha önce konuşmalıydı. Üstlendiği görevler, tarihe ve millete karşı sorumluluğu bunu gerektirirdi. Terörle mücadele gibi yaşamsal bir konuda, bunca zaman susmak, konuşurken de bunu siyasi polemik konusu, şantaj unsuru yapmak, kuracağı partinin hazırlıklarını yaparken gündeme getirmek, fırsatçılıktır. Terörle mücadeleyi parti içi tartışma konusu yapmak, hiçbir şekilde açıklanamaz. Davutoğlu, bu konuda ne biliyorsa, nelere tanık olmuşsa hemen konuşmalıdır. Konuşmaması sadece siyasetin ve tarihin değil, yargının da konusu olur.
Üçüncüsü, başbakanlıktan istifa ettiği gün bile “dava” diyen, Erdoğan’a bağlılığını vurgulayan bir siyasetçinin, şimdi hem parti üyeliğini koruyup hem de liderini böylesine eleştirmesi, siyasi etikle ve tutarlılıkla bağdaşmaz.

Cesur olmalı, açık konuşmalı
Dördüncüsü, tek başına karar alıp uygulamasa bile, konumu gereği dış politikanın, özellikle de Suriye politikasının en büyük mimarı olan Davutoğlu, bu konuda yaptığı yanlışların muhasebesini yapmalı, kamuoyuyla paylaşmalıdır. Anımsatalım, Rus uçağı, onun başbakanlığı döneminde düşürülmüştür.
Beşincisi, Davutoğlu’nun dışişleri bakanlığı döneminde, kurumdaki ehliyet ve liyakatin nasıl hırpalandığı, kurumsal yapının ve bakanlık teşkilatının nasıl örselendiği, terfi ve tayinlerde hangi kıstasların geçerli olduğu bilinmektedir. O dönemde bakanlığa alınan kişilerden kaçının halen FETÖ’den tutuklu olduğu, yargılandığı, yurtdışına kaçtığı basına yansımıştır. Davutoğlu, bu konuda da açıklama yapmakla yükümlüdür.
Altıncısı, kimlerin Davutoğlu’nu “Türkiye’nin Henry Kissinger’idir” diyerek göklere çıkardığı, kimlerin “Realist proaktivizm” diye makale yazıp övdüğü, kimlerin “Hoca” kitabıyla selamladığı, kimlerin Türkiye’de ve yurtdışındaki üniversitelerde Davutoğlu üzerine konuşmalar yaptığı hafızalardadır.
Sözün özü; başbakanken gereğini yapamayan, tavır alamayan, son günlerde ise partisinin geçmişteki icraatlarını savunamayan bir siyasetçinin, ne insan içine çıkacak yüzü, ne millete söyleyecek sözü vardır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları