Yangın Haftası

07 Ocak 2014 Salı

Savaş haftasına geldik.
Zirve koltuğunun, iki lideri taşıyamayacağı görüldü.
Öyle bir noktaya geldik ki...
Birinden biri tasfiye edilecek:
Ya devlet, ya paralel devlet...

***

Köşk’e giden mektubun içeriği dikkatli incelendiğinde, “Uzatılan dostluk elini tutarız” diyen Gülen’in, aslında alttan almadığı, tersine kibar bir dille barış koşullarını sıraladığı görülüyor.
Mektubun dolaylı muhatabı olan Başbakan’ın da nazik ifadeleri ayıklayıp altından çıkan talepleri okuyunca “Bu çete tasfiye edilene kadar savaş” kararını açıkladığı anlaşılıyor.
İktidar yanlısı medyanın süründüğü savaş boyalarından, yaklaşan operasyonun boyutu anlaşılıyor.
Mehmet Metiner’in tabiriyle “ölümüne itaat, ölümüne mücadele” dönemi başlıyor.

***

Tarafların mühimmatına bakalım:
Hükümet cephesinde asla geri adım atmamaya kararlı bir lider var.
İlk adım, cemaatin bürokrasideki kadrolarını temizlemek, vitrindeki isimlerini “çete üyeliği”nden gözaltına almak olacağa benziyor.
Bugün yarın polisler polislerin kapısını çalabilir, savcılar savcılar için iddianame yazabilir, yargıçlar yargıçları yargılayabilir.
Cemaatin insan ve para kaynağı sayılan dershaneleri önce denetime almak, giderek kapatmak, yurtdışında bugüne kadar verilen desteği kesmek, muhtemel ataklardan bazıları...
Ardından sıra cemaate yakın sermayenin ve medya sahiplerinin tacizine gelecektir.

***

Ya cemaat?
Onların da oturup beklemeyeceği kesin...
Hizmet”in güçlü arşivinin peyder pey kamuya açılması sürpriz olmaz.
Eski dosyalar kavgası başladı bile:
Zafer Çağlayan’ın Sarraf’ın uçağıyla yaptığı umre haberi, “Zekeriya Öz’ün Dubai sefası” haberiyle cevaplandı.
Bu atışma hızlanacaktır.
Cemaat, hükümetin unutturmaya çalıştığı yolsuzluk dosyalarını ısrarla gündemde tutacak, gücü yeterse Başbakan’ın oğlunu ifadeye çağıracaktır.
Erdoğan’ın internetten kazıttığı “Ergenekon’un savcısıyım” sözleri dolaşıma sokulacak, bugün Ergenekon davasını yeniden gördürme çabası “çark etme” olarak anlatılacaktır.

***

Neye güveniyorlar?
Erdoğan, cemaatin tabandaki gücünün abartıldığını düşünüyor olsa gerek... AKP içinde sadece iki milletvekillerinin olduğu biliniyor. Onlar da ayrılmadı; duruyor.
Buna karşın cemaatten canı yanmışların hükümete desteği günden güne büyüyor.
Cemaat kanadında ise hava değişik:
Onlar, Erdoğan’ın cemaati sindireceğini sanarak yanlış hesap yaptığına inanıyor. Seçim sürecinde AKP’lilerin gireceği hemen her evde cemaatin okullarında okumuş, dershanelerine girip çıkmış, yurtlarında barınmış birilerinin olacağını ve bunların Başbakan’a tavır koyacağını düşünüyor.
Gözaltına alacakları isimler de asıl fikir önderleri olmayacak” diyorlar.
Dışarda ise Amerika ve İsrail’in, Ortadoğu’yu birbirine katan kavgacı bir lider yerine, Batı’yla barış isteyen, uzlaşmacı bir dini öndere daha yakın durduğuna inanıyorlar.

***

Türkiye, mezhepler arası çatışma görmüştü, ama -Hüseyin Gülerce’nin ifadesiyle- “Sünniler arasında böyle bir yangın hiç yaşanmadı”.
Ülke yönetimine dini sokuşturmanın bedeli bu...  


Yazarın Son Yazıları

Niye çıldırdılar? 1 Kasım 2016
3 kıtadan 3 kadın 24 Ekim 2016
Ümidin düşmanları 22 Ekim 2016
Ümidin düşmanları 22 Ekim 2016
Suskunluk sarmalı 25 Eylül 2016
Suskunluk Sarmalı 24 Eylül 2016