Sen bedava san!

09 Temmuz 2016 Cumartesi

İzmit Körfezi geçişini 2 saatten 4 dakikaya indirecek, yeryüzünün en uzun açıklıklı dördüncü köprüsü olan Osmangazi Köprüsü 30 Haziran’da açıldı.
İktidar, “köprüler yaptırdım beleş geçmeye” türküsünü çığırabilsin diye, Tayyip Bey’in emri ile on gün süreyle, vatandaş köprüden bedava geçti. Çok da mutlu oldu. Hatta köprü girişlerine arabasını park edip bedava geçişi cep telefonuyla fotoğraflayarak, beleşi ölümsüzleştirirken trafiği tıkadı, tehlikeli durumlar da yarattı. Vatandaşımız beleşe bayılır, oyunu isteyen de onu sürekli beleşle kazıklar. Osmangazi Köprüsü de onun bir parçasını oluşturduğu ve kalkış ile varış noktaları arasındaki süreyi 3.5 saate indireceği söylenen İstanbul İzmir otoyolu projesi de, bu beleşle kazıklamanın canlı örneğidir.
Yap - işlet - devret” (YİD) modeliyle yapılan otoyol ve köprü için ilk bakışta kimsenin cebinden para çıkmamaktadır. Devlet bu iş için yükleniciye beş para ödememekte, yalnızca bir süreliğine işletmeyi vermektedir.
Yüklenici de cebinden harcama yapmamakta, işi çevirmek için banka kredisine başvurmaktadır.
Eskiden bankalar, alacağını tahsil edememek tehlikesine karşılık hazine güvencesi alarak, riski kamuya yüklemekteydi. Şimdi bu açık uygulama kaldırılmış, yerine devlet bankalarından kredi alınmak yolu tutulmuştur. Osmangazi projesinin kreditörleri arasında Halkbank ve Vakıflar Bankası gibi devlet bankaları bulunmaktadır.

***

Peki ya otoyol ve köprüye yeterince talep olmaz da, yüklenici öngörülen kârı elde edemezse ne olacak?
Bu olasılığa karşı, devlet, köprü ve otoyol için yüklenici firmaya taahhütte bulunmaktadır. Bu rakam köprü için günde 40 bin, otoyol için ise günde 115 bin geçiştir. Bu rakamlara ulaşılamadığı takdirde, devlet yani hazine, yani beleşe meraklı vatandaş, farkı cebinden ödeyecektir.
Osmangazi Köprüsü’nün başta 35 $ + Kdv (120 tl) olarak ilan edilen geçiş ücreti 90 liraya indirilmiş olmasına karşın, hâlâ km başına dünyanın en yüksek ücretidir.
Uzmanlar, bu fiyatlarla köprünün günde 40 bin geçişe ulaşmasının pek mümkün görünmediğini, farkın vergi mükellefinin cebinden çıkacağını söylüyorlar.
Yani uyanık vatandaş köprüden beleş geçiyorum derken, geçmese bile geçiş ücreti ödemek durumuna düşecektir.
Ekonomist yazar Uğur Gürses, 6 Temmuz 2016 tarihli yazısında İstanbul - İzmir otoyol için de durumun aynı olduğunu belirtiyor.
Gerçekten de, İstanbul’dan İzmir’e gidişte otoyolun alternatifi olan İstanbul - Bandırma feribot- Bandırma İzmir karayolu güzergâhının arabayla iki kişi gidilmesi halinde adam başı 128 liraya mal olmasına karşılık, otoyolun kullanılması halinde maliyetin adam başı 160 liraya yükseleceğini, bunun da caydırıcı etkisi olacağını anlatıyor Gürses.

***

Böylelikle köprüden bayramda beleş geçtim diye sevinen uyanık vatandaş, Osmangazi Köprüsü’nün de İstanbul İzmir otoyolunun geçiş ücretini de, geçse de geçmese de ödeyecektir.
Bu durum, Aydın Boysan’ın anlattığı bir olayı hatırlattı bana.
Bir gün Vehbi Koç dostu Aydın Boysan’a bir kol saati hediye etmiş. Aydın Bey bakmış saatin arkasında, “Arçelik bayiiler toplantısı” yazıyor.
Vehbi Bey durumu anlamış ve gülümseyerek müdahale etmiş:
- Bakma sen ona, bana bedava diye gelenler hayatta hep en pahalıya mal olanlar olmuştur.
Uyanık vatandaş, Vehbi Koç’un dile getirdiği gerçeği henüz anlamış değil, hâlâ beleş peşinde.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Neye dayanarak? 15 Ekim 2021
İşgal altında 12 Ekim 2021
Pardon çıkalı... 8 Ekim 2021