Kurbanların sessizliği

26 Ekim 2016 Çarşamba

“Korktum; işkenceye sessiz kaldım” diyor avukat. Elleri kelepçeli müvekkiline... Onun gözünün önünde...
Plastik bantlarla kırbaçlar gibi vurmaya başlamışlar.
Başını ve vücudunun üst kısmını yumruklamışlar.
Avukat, daha fazla bakamamış, dayağı görmemek için sırtını dönmüş.
Korkudan susmuş; sinmiş; bitmiş.
Ne alınan ifade tutanağını imzalamaya itiraz edebilmiş;
Ne de tutanağa koşullarla ilgili bir not düşmeye...

***

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporundaki bu ve diğer işkence haberlerini okuyanlar ve 15 Temmuz sonrası gözaltılar sırasında yaşanan dehşetin, bir avukatı bile sindiren boyutları üzerine düşünenler; Tıpkı daha önce bu ülkede, 70’lerde, 80’lerde, 90’larda defalarca olduğu gibi...
Eskisinden daha da çok korkacak ve sinecekler.
Düne kadar susmayanların sığındığı kaleler, domino taşları gibi yıkılıyor teker teker.
Demokrasi, hukuk, laiklik, Cumhuriyet, haklar, özgürlükler, demokratik söylemler... Birbiri ardına hızla çökmekteler.
Bu enkazın arsızca üstüne çıkanlar, gaddar bir özgüvenle enkazın altında kalanları ezmekteler.
Hukuku tamamen ortadan kaldırırsanız;
Gözaltı sürelerini uzatırsanız;
Avukat görüşmesini yasaklarsanız;
Sonra da gözünüze kestirdiğinizi içeri atar; canınızın çektiğini dışarı çıkartır;
Yalandan, hamasi kahramanlıklar yaratıp olmadık insanların göğsüne madalyalar takar ve şaibeli düşmanlıklarla ortalığa dehşet saçıp sürek avına çıkarsanız;
Yazarları, gazetecileri akıllarından vura vura tek tek avlarsanız;
Vazifenizi tanımlanmış kuralların tamamen dışına çıkarak yaparsanız;
Üstüne üstlük bu nedenle yerinizden olmayacak kadar güçlü bir fiili hâkimiyet sağladığınızı öne sürerek git gide daha da saldırganlaşırsanız;
Nihayetinde herkes sizden korkar.
Tecrübeyle sabit.
Faşizmin hüküm sürdüğü tüm ülkelerde avukatlar, yanlarında dayak yiyen müvekkillerinin hakkını aramaktan korkar, susarlar.
Doktorlar teşhis ettikleri yaraların işkenceden kaynaklandığını söylemekten korkar ve susarlar.
Birileri, yanlarında coplarla insanlar öldüresiye dövülür, onlar korkar ve susarlar.
Birileri, yanlarında sanıklara tecavüz
edilir, onlar korkar ve susarlar.
Birileri, yanlarında sanıkların anneleri, karıları, çocukları tehdit edilir, onlar korkar ve susarlar.
Birileri...
Hani o an diklenseler; o an itiraz etseler; o an isyan etseler her şeyi değiştirebileceklerini düşünemeyecek kadar kendilerine güvenlerini yitirenler;
İktidar karşısında güçsüz olduklarına inandırılanlar;
Eğer konuşurlarsa başlarının yanacağından endişelenenler;
Kendilerine dokunmayan yılanın bin yıl yaşaması halinde kendi hayatlarıyla birlikte daha kaç nesil hayatın heba olacağını
bir türlü kestiremeyenler... Hep korkar ve susarlar.
İşte faşizm bu suskunlukta büyür; serpilir.
Ve kalabalıkların sessizliği hızla kurbanların sessizliğine dönüşür.


Yazarın Son Yazıları

Kötü bayramlar 31 Temmuz 2020
Eşitlik tantanası 29 Temmuz 2020
Haydin namaza! 24 Temmuz 2020
Katil ahlak 22 Temmuz 2020
Tek adam, çok baro! 1 Temmuz 2020
Sevdiğim kadın adları 26 Haziran 2020