Hikmet Çetinkaya

Leyla Bebek...

19 Mayıs 2018 Cumartesi

Filistin yangın yeri...
Acı, dökülen kan, onlarca ölü, gözyaşı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkesinin elçiliğini Kudüs’e taşıyacağını açıklamasının ardından başlayan eylemler geride onlarca ölü ve yaralı bıraktı.
Ceyda Karan’ın yazısını okuyorum...
Ceyda, sömürgecilik tarihinin dününü bugününü, Filistinli Araplarla İsrail arasındaki “tarihi husumeti” çok güzel anlatmış.
Kin...
Nefret...
İntikam...
Katliam...
Hamas’ın Gazze’de sınıra başlattığı yürüyüş orantısız güçle karşılaşıyor.
İsrail askerleri, ellerinde sapan taşı bulunan genç, yaşlı, çoluk çocuk ayırt etmeden silahlarıyla saldırıyor.
İsrail ateşinde 62 Filistinli yaşamını yitiriyor, binlerce kişi yaralanıyor.
Bu bir vahşet!
Yürekleri manda gönünden İsrailli askerlerin.
Bu arada Ortadoğu’nun sömürgecilikten ulus devletleşmeyle çıktığı, tarihi, hukuki, sosyal, ekonomik, kültürel mücadeleleriyle zor bir sorun bu.
Filistinli Arapların alın yazısı...
Ceyda Karan diyor ki:
“Filistinli Arapların çileleri üzerinden ulusal davalarını ‘kutsal İslamcılık davasına dönüştürenlere’ sözümüz yok.”

***

Filistin tarihi ve coğrafi olarak o bölgenin adı değil mi?
Böyle bir ulus yok...
1850’lerde Siyonist projeden önce bölgede Mısır ve Ürdün, Suriye’den küçük kasaba ve köylerin bulunduğu göçler yaşanmadı mı?
1890’larda başlayan Yahudi göçü 1917 Balfour bildirisi eşliğinde Siyonist projeyle hız kazanıp sosyalist çiftlikler kurulmuşken asıl nedenler Osmanlı’nın dağılması, iki dünya savaşı, Nazi Almanyası ve sınırları cetvelle çiziveren Britanya ve Fransa’nın politikalarında yatmıyor mu?
Geçmiş daha serinkanlı tarihi değerlendirmeler içinde sorgulamaya bakılmalı.
Filistin’e de böyle bakılmalı tarihe not düşülürken.
Gazze’de İsrail ateşinde yaşamını yitirenlerin sayısı 62’ye çıkarken Ortadoğu’da insanlık yok oluyor.
Vicdanlar kör bir bıçağa benziyor...
Ortadoğu’da kirli çıkar dengeleri Suriye ve Irak’ta yaşananlar, yeni çatışma alanları, yeni travmaların ortaya çıkması.
Gazze’de insanlık dışı İsrail’in saldırganlığı, patlayan bombalar, elllerinde sapan taşıyla yerlerde yatan gençler...

***

1920-1930’lara kadar Arap ve Yahudi halkları bölgede barış içinde yaşamıyor muydu?
Bu süreç bundan sonra nasıl karşılıklı katliamlara dönüştü?
Siyonist projede Britanya’da etkili çevrelerin rolü açıkken nasıl oldu da İsrail’in “bağımsızlık savaşı” Britanya’ya karşı verildi?
Bu sorulara kim yanıt verecek?
İsrail yurttaşlarının yüzde 20’sini oluşturan Araplar ve İsrail soluyla niçin kimse ilgilenmiyor?
Oslo İlkeler Deklarasyonu güvenlikçi politikalara kurban gitmiş ve sonuncusu Obama döneminde olan barış girişimi boşa çıkmışken Trump’ın İran’ı odağına alan, Suudiler üzerinden yeni girişimi işe yarar mı?
Acı ve öfkenin dalga dalga olduğu Gazze... Yerde yatan gençler... Çocuklar... Çoğu yaralı...
Bir savaş alanı sanki...
Soruları çoğaltabiliriz...
ABD, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda soruşturma istemini engelliyor.
Bense Gazze’yi düşünüyorum...
Çaresizliğin resminde...
Yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgiyi. Avuçlarımızdan kaçıp giden mevsimleri. Sevgiyi, acıyı.
Bir tutam umudu...
Gazze’de yaşamını yitiren 8 aylık Leyla’yı...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Aşklar ve sevinçler... 9 Eylül 2018
Hoşça kal hüzün... 6 Eylül 2018
Bir garip yolcu... 4 Eylül 2018
Sevda düşleri... 2 Eylül 2018