Türkiye’de 2026-2027 eğitim öğretim yılı 14 Eylül’de başladı. 21 Eylül’de Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yedi bakanlığın dahil olduğu “okul güvenliği” protokolünü imzaladı.
Ancak protokolün imzalanmasından saatler sonra Manisa Turgutlu’da bir öğrenci, öğrencilere pompalı tüfekle ateş açtı, 11 çocuk yaralandı. 28 Eylül’de Van Tuşba’da bir kız öğrenci okula pompalı tüfekle geldi, aynı gün Osmaniye’de bir öğretmen okul bahçesindeki silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.
‘MESELE OKUL DEĞİL’
6 Ekim’de ise İstanbul Başakşehir’de bir ortaokula gelen öğrenci bıçakla sekiz öğrenciye saldırdı, yaralanan öğrencilerden biri yaşamını yitirdi. Eğitim yılının başlamasından sonraki 24 günde okul ve çevrelerinde en az dört ciddi silahlı ya da bıçaklı olay yaşanırken peş peşe gelen saldırılar mevcut güvenlik önlemlerinin sahadaki karşılığını tartışmaya açtı.
Cumhuriyet, son dönemde art arda yaşanan okul saldırılarının ardından velilerle ve Öğrenci Veli Derneği (VELİ-DER) ile konuştu. Mersin’de yaşayan veli Meral Gümüş, okulların çocukların en güvende olması gereken alanlardan olduğunu belirterek “Okullar velilerin çocuklarını gözü kapalı güvenerek bırakacakları yerler olmalı” dedi.
Son olayların hem kendisini hem de çocuğunu tedirgin ettiğini söyleyen Gümüş, “Meseleyi sadece güvenli okul olarak değil, güvenli ev, güvenli sokaklar ve güvenli toplum üzerinden okumak gerekiyor. Çocuklarımız evden çıkıp sokağa adım attığı anda tedirginiz” ifadelerini kullandı.
‘KRİZDEN SONRA HAREKETE GEÇİLİYOR’
VELİ-DER Genel Başkanı Ömer Yılmaz, Milli Eğitim Bakanlığı’nı uzun süredir okul güvenliği konusunda uyardıklarını belirtti. “En güvende hissetmemiz gereken okullarda da artık güvende değiliz” diyen Yılmaz, mevcut sistemin çoğu zaman ancak kriz yaşandıktan sonra harekete geçtiğini söyledi. Yılmaz, psikolojik danışman, rehber öğretmen, okul psikoloğu ve sosyal hizmet uzmanı atamalarının artırılması, akran zorbalığına karşı bilimsel programların uygulanması gerektiğini vurguladı.
‘ŞİDDETİ BESLİYOR’
Şiddetin nedenlerinin yalnızca okul içinde aranamayacağını vurgulayan Yılmaz, eğitimdeki eşitsizlik, yoksulluk ve kamusal hizmetlerdeki yetersizliklerin de şiddeti beslediğine dikkat çekti. Yılmaz, “Çocukların güvenli, eşit ve onurlu bir yaşam sürdürebilmesi ancak hak temelli, kamusal ve önleyici eğitim politikalarının kararlılıkla uygulanmasıyla mümkündür” ifadelerini kullandı.
‘ARKADAŞINA KUŞKUYLA BAKIYOR’
12 yaşında bir kız çocuğu babası Burak Barkınay, saldırıların ailelerin günlük yaşamını değiştirdiğini anlattı. Barkınay, “Düne kadar abisiyle ya da ablasıyla okula giden çocukları artık babalarının götürüp getirdiğine bizzat şahit oluyorum” dedi.
Yaşananların çocukların birbirlerine bakışını da etkilediğini, bazı öğrencilerin arkadaşlarına daha kuşkuyla yaklaştığını belirtti.
Okul kapısına güvenlik görevlisi ya da polis yerleştirmenin tek başına çözüm olmadığını ifade eden Barkınay, “Bu, bina su alırken yalnızca dış cepheyi boyamaya benzer. Çatının ve temelin sağlam olması lazım. Zorbalık ve şiddet yalnızca kapıda değil, sınıfta ve dijital ortamda da devam ediyor” diye konuştu.
