İzmir'e zafere ve barışa doğru

KONUK YAZAR | Atatürk Araştırmacısı Ahmet Gürel, Cumhuriyet'in Ege'si için yazdı...

18 Ekim 2021 Pazartesi, 10:27
İzmir'e zafere ve barışa doğru
Abone Ol google-news

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın, savaş bitince askeri üniformasını çıkarıp, sivil giysi giydiğini biliyorsunuz. Birkaç kez, mareşal üniformasını giyerek, bazı kendini bilmez yabancı devlet başkanlarına ders verdiği de anılarla sabittir. O, Mehmetçik ile omuz omuza savaşırken de er kıyafeti giyerek, sadece göğsünde Çanakkale’de kazandığı madalya ile savaşmıştır. 

1240 günlük hasretin sonu olan İzmir’Ii göstererek; ”Ordular, İlk Hedefiniz Akdeniz’dir, İleri” demiştir. Türk zaferi karşısında, adeta nefesler tutulmuş, Yunan Hükümeti, Nikolaos Trikupis’u cephe kumandanlığına tayin etmişlerdir. Trikupis, ordusunu düzene sokmaya çalışıyor, ama faydasızdı.

Trikupis; çekilme sırasında rastlayacakları her yeri yakıp, yıkma emrini ordusuna verirken, halka da merhamet edilmemesi talimatını da verir.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın gözleri bu vahşeti görür ama ordusuna karşılık verilmemesini emreder. Onun kafasında, devamlı olarak, İzmir’e kavuşmak ve savaşı sonlamak vardı.

02 Eylül 1922 günü, Yunan Başkomutanı Trikupis, Çalköy’de Türk ordusuna yenilmiş ve teslim olmuştur. O gün, üzerinde birçok madalya taşıyan, resmi kıyafetli Trikopis, Mustafa Kemal’i er kıyafeti ile tanıyamaz, şaşırır ve yaşananları Trikopis’ten dinleyelim:

“Her tarafımız Türklerle çevrilmişti. Esir olacağımızı anlamıştım, kaçmaya çalıştım. Olmadı yakalandım. Mustafa Kemal’in huzuruna çıkardılar.” Gazi, esirlere soğuk fakat gayet nazik elini uzatarak, hatırlarını sorar ve bir şeye ihtiyaçları olup olmadığını anlamak ister ve kahve sigara ikram eder. 

Trikopis, Gazi’ye soruyor; “Siz bu savaşı nereden idare ediyorsunuz?’

Gazi; ‘Süngülerin parladığı yerdeydim, askerlerimin hemen yanındaydım.’

Trikopis ve diğer Yunan Generaller, Gazi’nin verdiği cevapla ayağa kalkıp takdirlerini belirtirken; ‘İşte savaş böyle kazanılır, 500 Km. uzaktan değil, harita üzerinden pergelle ölçülerek hiç değil.’ 

Trikopis bu arada; “Büyükada’da oturan eşime bir sağlık mesajımı lütfeder misiniz?” Der. “Emredersiniz.” Diyen, Gazi daha büyüyordu gözünde.” 

‘Ekselans, Kavala’da bir dostunuzun evinde sizin bir fotoğrafınızı gördüm, orada pek gençtiniz. ...Sizin ne eşsiz bir insan olduğunuzu, daha önce Selanik’te duymuştum. Şimdi gördüm ve inandım’ demiştir. Trikopis çadırına gittikten sonra, Mustafa Kemal, yanındaki arkadaşlarına dönerek; ‘Bu adam, daha Selanik’te iken yenilmiş’ demiştir.” 

İşte, cephede iki komutanın arasında yaşananlar, savaşı bir cinayet olarak nitelendiren Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından dostluğa dönüşecektir. Trikopis’in o gün, Mustafa Kemal’e duyduğu saygıyı şöyle anlatır; “Atatürk beni mert bir askere yakışır şekilde kabul etti. Ona karşı hayranlık duydum” der. Trikopis, her 29 Ekim’de Atina Türk Büyükelçiliği’nde Atatürk’ün fotoğrafı önünde saygı duruşunda bulunur. Barış, Atatürk’ün özlemi değil miydi.

Bugün, dünya, emperyalistlerin yaktığı ateşle alev alev yanerken, O’nun “barış” özlemini, önce ülkemizde, sonra da dünyada gerçekleştirecek bizleriz.

Barış dolu dünya dileğimle…