Üniversitelerde ‘Genel Kültür’ Derslerinin Yalnızlığı (2)

14 Ekim 2011 Cuma
\n

Geçen haftaki yazıma şu satırlarla başlamıştım: Türkiyede, üniversitelerin çeşitli bölümlerinde ve konservatuvarlarda çoğunlukla genel kültür derslerianabaşlığı altında verilmekte olan çeşitli dersler, yalnızlık kokar Bunlar, yükseköğretim kurumlarının yalnız bırakılmışdersleridir. Bu dersleri hakkıyla verebilecek nitelikteki az sayıda öğretim elemanları da genellikle üniversitelerin en yalnız veya yalnız bırakılmış hocalarıdır…”

\n

Bazen kuramsal derslerdiye de anılan bu derslerin amacı, üniversitelerinevrensel kültürkavramı ile olan/olması gereken göbek bağını her zaman canlı tutmak, bu kurumları birer meslek okuluolmaktan korumaktır. İçinde yaşanan zamanın ve ortamın gerekliliklerine göre değişiklik sergileyebilecek bu derslerin yardımıyla, herhangi bir bölümün, fakültenin veya başkaca bir birimin, asıl konusu (örneğin hukuk, iktisat, iletişim, mimarlık, kimya, tıp vb.) ne olursa olsun, evrensel kültürdenilen bütün içersinde de yer edinmesi ve böyle bir çaba harcanmadığı takdirde asıl konularda verilecek eğitimin hayatın bütünlüğü ve çeşitliliği karşısında kısırkalacağının gösterilmesidir.

\n

Örneğin mimarlık eğitiminin çevreye, çevre bilincine, estetiğe ve sanatın genel kavramlarına ilişkin derslerle desteklenmemesi durumunda mimarlık, her şeyden yalıtılmış bir bina dikme zanaatiolmaktan öteye geçemez. Ya da konservatuvarların tiyatro bölümünde verilmekte olan oyunculuk eğitimi, önce tiyatro insanı ve ancak onun çatısı altında oyuncuyetiştirmek gibi bir amaç gütmediği takdirde, eğitimin sonunda ortayakenditiyatro ve oyuncu kavramını geliştirmemiş, o yüzden de hep oynatılmayıbekleyecek oyuncular çıkar. Öte yandan, örneğin ruhbilime (psikolojiye) ait bilgilerle desteklenmemiş bir resim eğitiminin, ressam adaylarının ileride çizecekleri veya boyayacakları yüzlere nasıl karakterkazandıracakları gibi -Batıdaki sanat eğitiminde en geç Rönesanstan bu yana sorulmakta olan- bir soruya karşılık getirmesi beklenemez.

\n

Bu örnekler elbette daha da çoğaltılabilir. Bu bağlamda, örneğin iletişim fakültelerinde öğrencilere kamera kullanımı konusunda bilgi aktarılırken bir kamera teknik açıdan ne kadar gelişmiş olursa olsun, sonucun yalnızca o kameradan bakan gözün eğitilmişliği oranında başarılı olabileceğinin söylenip söylenmediği de sorulabilir.

\n

Ülkemiz üniversitelerinde sorun, bütün bu eksiklikleri giderecek derslerin programlarda bulunmamasından değil, programlarda bulunan genel kültür derslerine nasıl bir gözle bakıldığından ve bu dersler ile asıl derslerarasında ne ölçüde bir koordinasyon sağlanabildiğinden kaynaklanmaktadır. Kendi kültürüne, ondan da önemlisi, genel olarak kültürve kültürel kimlikkavramlarına, yabancı dilde eğitim yapmakla övünecek kadar yabancılaşmış üniversitelerin sayısının hızla arttığı bir ülkede genel kültür derslerinin sayısal artışı, yalnızca yamaların sayısının artışı kadar önem taşıyabilir.

\n

Ha, bir de şu var: Kendi tarihimiz üzerine yabancı dilde yazılmış eserleri de okumak, yararlıdır; buna karşılık kendi tarihimizi yabancı dilde düşünerek oluşturmaya çalışmanın, böyle bir şeyin kendi kültürel kimliğimizi kendi dilimizde sorgulamadan gerçekleştirebileceğimize inanmanın adı, yalnızca gaflet olabilir!

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Bir tiyatro açmak… 3 Nisan 2017