Manhattan’ın göbeğinde Iraklı olunca...

03 Aralık 2023 Pazar

Sevgili,

Ernest Hemingway kitabında Paris’i şölene benzetir. Paris bir şölendir de New York değil midir? Tanıksındır her fırsatta bu şölenin hakkını iyi verdik. Artık New York masallardan da uzakta. Seninle son gidişimizde birinci Irak bunalımı yaşanıyordu. Her yerde Saddam, her yerde Irak, her yerde Ortadoğu’da Amerikan demokrasisi!... Gencay-Serpil Şaylan da bizimle birlikteydi. 

Birleşmiş Milletler’e yakın bir yerde kalıyorduk. Sonbahardı. Şehir daha da bir güzeldi. Kâh Soho’da kâh Greenwich Village’ta bütün gün sürtüp duruyorduk. Tabii İrlanda barlarını görmeden New York’a gitmemişsiniz demektir. Her defasında olduğu gibi bu kez de İrlanda pub’larını bolca ziyaret ettik. Kentin en eski İrlanda pub’larından biri de reklamcılar, gazeteciler, oyuncular ve televizyoncuların sık geldikleri P.J. Clarke’s’tı. 3. cadde ile 55. sokağın kesişimindeki bu 19. yüzyıldan kalma pub’ı çok severdim. Bir İrlanda pub’ı ile bir New York lokantasının yan yana gelmesinden oluşan mekân canlı, keyifli ve ehven fiyatlıydı. Ünlü gazeteciler, oyuncular, reklamcılar sıkça gelirlerdi. Hatta bu yıl Digiturk’te oynayan Hollywood’un önde gelen kült filmlerinden, Baba 2’nin öyküsünü anlatan “The Offer”ın birçok önemli sahnesi (Al Pacino da dahil) orada geçtiği için P.J. Clarke’s sık sık dizide yer almıştı da birlikte tekrar seyretmiştik.

***

Son gidişimizde Birleşmiş Milletler’e yakın olan otelimize yürüyüş mesafesindeki İrlanda pub’ına ikide bir uğrar olmuştuk. Doktorasını ABD’de yapmış olan Gencay Şaylan da P.J. Clarke’s’a bayılmıştı. Her fırsatta otele uğruyor, tabii söylemeye gerek yok, bu vesileyle İrlanda pub’ına damlıyorduk. 

Bir gün sabahın mı, yoksa öğlenin mi egemenliğindeki bir zaman parçasında yani 11 sıralarında herkes otelde üstünü değiştirirken biz Gencay’la pub’a damlamıştık bile. Etraf canlıydı. Barın tezgâhında hâlâ bir önceki gecenin pasını gidermeye çalışanlar kahvelerini yudumlarken kamyoncular bira fıçılarını yerleştiriyorlardı. Gelenler bir ara yavaşlattıkları sabahki tempolarını öğlen tekrar yakalamaya hazırlanıyorlardı. Barda bizim biraz ötemizde artık cami yıkılmış ama mihrabı yerinde çağına doğru geri dönülmez bir yolculuğa çıkmış bir kadın, göbeği hafifçe ortaya çıkmaya başlamış olan, gülümsemesindeki şapşallığı gizlemeyi başaramayan ellilerindeki adamın akşam son etaba kadar vakit doldurmak için ne yapacağını bilemeyen çırpınışlarına kenarın dilberi nazeninliği içindeki ikide bir “Yes”, “I see”lerle kesilen kıkırdamalara ara verip tuvalete yönelince bizim Manhattan kovboyu tek başına kalıp etrafı gözden geçirmeye koyuldu. Kadının dönüşünü beklerken de yanı başında acayip bir dille konuşan bizlere döndü ve sordu:

- Nece konuşuyorsunuz? Nerelisiniz?

Gencay ikiletmeden cevabı yapıştırdı:

- Iraklıyız.

Barın ortasına bir bomba düşmüştü. Adam soruyu bir kere daha yineledi. Ve Gencay’ın üstüne doğru hamle ederken sordu:

- Peki Saddam için ne diyorsun?

Gencay aldırmaz bir üslupla:

- Klasik bir Ortadoğu diktatörü.

Fakat Saddam’ı Ortadoğu diktatörü olarak nitelemek bardaki adamı kesmiyordu. Orada linç edilecek gibi bir halimiz vardı. Gencay’a “Ne yaptın” diye sordum. Gülümseyerek “Amerikan halkı Saddam hakkında ne düşünüyor, görelim diye yaptım” dedi.

***

Barın ortasında çevremiz öfkeleri sürekli artan insanlarla dolu duruyorduk. Onları ikna etmek için ne söylesek boşunaydı. Gencay’a “Biz en iyisi buradan gidelim” dedim. Ve parayı ödeyip gülümseyerek oradan ayrıldık. Gencay’ın gazetecilik merakı az daha başımıza olmadık işler açıyordu. Bara daha sonraki gidişlerimizde ne olur ne olmaz diye pasaportlarımızı da yanımızda götürür olduk. Bir daha da Amerikan halkının tepkilerini öğrenmek için kışkırtıcı yöntemler kullanmamaya ah ettim. Sen sen ol Sevgili, benzeri yöntemler kullanmamaya dikkat et. Sonraları ABD, Irak’ı işgal edince Sam Amca’nın sık sık üçüncü dünya ülkelerine ihraç ettiği demokrasinin ne menem bir şey olduğunu herkes çok iyi anladı. Biz üstümüze düşeni Manhattan’ın ünlü barında ödüyorduk az daha.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Mutluluk mecburiyeti 20 Şubat 2024
İşin özü 18 Şubat 2024
Tehlikeli kavga 13 Şubat 2024

Günün Köşe Yazıları