Aydın Engin

Bezirgân siyasetinde 1 Mart tezkeresi

10 Şubat 2016 Çarşamba

Elbette farkındasınız; AKP saflarında “Hoooop, bu kadarı da olmaz ama...” diyenlerle “Olur olur bal gibi olur. Hele diyen bensem mutlaka olur” diye kostaklanan “o zat” arasındaki itiş kakış gitgide saçaklanıyor, yayılıyor, dal budak sarıyor. (“O zat” derken Bülent Arınç’ı kastetmediğim anlaşılıyor di mi?)
Hatırlayın...
Dolmabahçe’de HDP’liler, bir araya geldikleri iki bakan, iki üst düzey bürokratın önünde bir mutabakat metni okudular. Silahların susup siyasetin konuşacağı bir aşamaya doğru önemli bir adım atıldı. “O zat”tan tek kelimelik bir itiraz duymadık. O buluşmadan parmak hesabımda yanılmadıysam tam 23 gün sonra o zat kükredi; masayı devirdi, “O buluşmadan haberim yok. Mutabakat metninden haberim yok.Barış marış yok. Barış masası filan da yok. Kürt sorunu zaten yok” deyiverdi.
Bugünkü kan göllerinin kapısını ardına kadar açtı.
O fotoğraf karesinde yer alanlar asgari siyasal cesaret gösterip, “Hayır beyim, doğru değil bu. Her aşamasından, her ayrıntısından haberiniz vardı” diyemediler.
Sonunda Bülent Arınç konuştu, “Hepsinden haberi vardı” dedi. Ödülü, “O zat dürüst değil” cümlesi oldu...
Bu açıklamaların ikisi birden doğru olamaz. Biri yalan söylüyor.
Hangisi?

*** 

Bir örnek daha:
2003 Şubatı’nın son günlerinde ABD askerlerinin Türkiye üstünden Irak’a girmesine ve Türkiye’nin de Irak’a asker göndermesine olanak tanıyan bir “tezkere” Meclis gündemine geldi. Abdullah Gül Başbakan’dı. Ahmet Davutoğlu Başbakanlık Başdanışmanı’ydı. Bülent Arınç Meclis Başkanı’ydı. Ertuğrul Yalçınbayır Başbakan Yardımcısı’ydı. 1 Mart günü tezkere oylandı ve yeterli kabul oyu çıkmadığından tezkere reddedilmiş oldu.
O günlerde “Irak’ta savaşa hayır yurttaş girişimi” etkili bir sivil eylem başlatmıştı. Imza kampanyaları, mitingler, yürüyüşler, barışçıların kurduğu insan zincirleri... Bu arada Ankara’ya da gidildi. Bu satırların yazarı da o ekibin içindeydi. Meclis Başkanı Arınç ve Başbakan Yardımcısı Yalçınbayır ile görüşüldü. Her iki etkili, yetkili ve AKP’li siyasetçi lafı evirip çevirmeden, kamuoyuna açıklanacağını bile bile Irak’ta savaşa da, bu savaşın yolunu açacak tezkereye de uzak durduklarını açıkça belirttiler.
Tezkere reddedildi ve Türkiye yıllarca silemeyeceği bir utançtan ve bir başka ülkenin içişlerine zor kullanarak karışma suçundan kurtuldu.
Utanç ve suç dedim. Çok doğru söyledim.
Kanıt mı? Işte yüz binlerce ölümle kanayan bugünkü Irak!..
Şimdi savaş şahini kesilen “o zat”, Türkiye’yi Suriye batağına çekmek; böylece “Suriye masası”nda ille de yer almak hevesinde; hatta kararında. Hevesini hiç de saklamadan ilan etti. “Irak tezkeresi geçseydi Irak masasında bizim de yerimiz olacaktı” buyurdu.
Yani Suriye’yi Baas diktatoryasından kurtarıp IŞİD ya da El Nusra ya da benzeri Islamcı terör çetelerine teslim etme masasından...
AKP’de kim ağır basar kestirilemez. Ama bildiğim “Suriye’de savaşa hayır” diyen barışçıların kolları sıvaması gerekecek gibi...


Yazarın Son Yazıları

25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018
Hani bir Demirtaş var(dı) 9 Ağustos 2018
CHP’nin intiharı (mı?) 8 Ağustos 2018
Bin yamalı bohça: CHP 26 Temmuz 2018