Bir tiyatro bilgesi: Yücel Erten

10 Mayıs 2024 Cuma

Ankara, İstanbul’a göre çok daha küçük ve içindeki ulaşım çok daha kolay bir kentti 1970’lerin sonunda ve 1980’lerin başında.

Öğleyin bir yemek randevusu, akşam iş çıkışı bir sergi açılışı ve gece bir tiyatro veya konser olarak üç ayrı kültürel ve/ veya sosyal etkinliği bir güne sığdırmak olanaklıydı.

Yücel Erten’i tam o yıllarda tanıdım:

Kişisel olarak tanışıp tanışmadığımızı anımsamıyorum.

Ama önce Brecht’in “Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı” adlı oyununu izlemiş ve çok beğenmiştim.

Sonra, Aristofanes’ten uyarladığı “Barış” oyununu da gördüm ve beğenim hayranlığa dönüştü.

***

Tam 1980 Askeri Darbesi’nin esintileri başlamış...

Milliyetçi Cephe Hükümetleri’ne tepki olarak Bülent Ecevit 1977 seçim zaferini kazanmış ama Meclis’te birkaç sandalye eksik kaldığı için hükümeti kuramamış...

Daha sonra, 11 AP milletvekilini transfer etmesiyle gerçekleştirilen başbakanlığından başlayıp hızla Darbe Dönemi’ne dönüşen, Türkiye’nin yönünü aradığı, garip, karanlık, değişim ve dönüşüm yılları...

İşte tam bu sırada, Devlet Tiyatroları sahnelerinde Faşizmi sadece siyasal olarak değil, derinliğine, psikolojik ve sosyolojik olarak da irdeleyen bir oyun sahneliyor Yücel Erten.

Ben de o zamanlar siyasal ve sosyolojik yazıların yanında, Ecevit’in Özgür İnsan Dergisi’nde edebiyat ve tiyatro üzerine kültürel yazılar da yazıyorum...

Yücel Erten’in yorumu ve sahneleyişi dikkatimi çekiyor.

Üstelik benim tek kanallı TRT’de, çok seyredilen söyleşi programımda, “Süngüyle her şeyi yapabilirsiniz, ama üzerine oturamazsınız” diyerek, darbeyi önlemeye çalıştığım ve tehdit edildiğim dönem.

***

Yıllar hızla geçiyor, Türkiye 12 Eylül 1980 Darbesi’nin NeoFaşizm’ine kurban ediliyor.

Yücel Erten bu kez, bir özel tiyatro sahnesinde AST’de, Aristofanes’ten uyarladığı “Barış” oyununu sergiliyor.

“Barış”, savaş karşıtı, emekçilerin toplumsal rolünü vurgulayan bir oyun...

Evrensel ve ulusal olarak “barış bilincini” geliştiren, eğlenceli ve etkileyici bir sahneleme.

1970’lerin sonunda Ecevit’in iktidara geleceği belli olmuş, Özgür İnsan’ı çıkarıyor, kültürel sorunları ve talepleri bana yönlendiriyor...

Tiyatro çevreleriyle içli dışlıyım.

Yücel Erten belleğime kazınıyor.

***

Derken Erdal İnönü’ye destek olmak için, bir başka değişim, dönüşüm döneminde SHP’ye katılmam, DYP-SHP iktidarında Kültür Bakanlığı Müsteşarı olmam ve Yücel Erten’in Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü dönemi.

Bu dönemde Yücel Erten’in üstün sanatçı kimliği ve bilinci yanında, Özgür, Özerk ve Özgün diye tanımladığım kültür politikasını DT yapısına uyarlama çabalarına tanık oluyorum ve ona tam destek veriyorum.

Erten bu dönemi ve dönemin kargaşa ortamında üstün bir çaba göstererek gerçekleştirebildiklerini, çektiklerini, yaşadıklarını, 1984 Yayınevi tarafından basılan anılarının ikinci cildinde, “Yelkenler Fora” adlı kitabında anlatmış.

Türkiye’de kültürle, sanatla, özellikle de tiyatro ile ilgilenenlerin, mutlaka ama mutlaka okumaları gereken bir kitap.

***

Türkiye’de, bilim, sanat, edebiyat ve kültür, siyasetin çok ilerisindedir...

Bu alanlarda çalışan üstün nitelikli, fedakâr ve cefakâr bireyler, Cumhuriyet değerlerini ve “insanı” içselleştirdikleri oranda evrensel ve ulusal olarak bütün dünya ile rekabet edebilecek başarılara imza atmaktadırlar.

Dilerim, Yücel Erten de çok yakıştığı İzmir’de, Tunç Soyer döneminde başladığı katkılarını, kendisi hakkında olumlu izlenimler aldığım Cemil Tugay döneminde de sürdürebilir.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Lokantadaki mucize 11 Haziran 2024
Emperyalizm ve göç (2) 7 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları