Masal Masal Matitas

08 Ekim 2022 Cumartesi

Bize son günlerde inandırılmaya çalışılan masalı aşağı yukarı şöyle özetleyebiliriz:

“200 yıldır Türkiye, birbiriyle çatışıyor, ayrışıyor. Bu çatışma ve ayrışmayı durdurmanın zamanıdır.”

Masala göre ayrışmayı ve çatışmayı durdurmak, Kemal Kılıçdaroğlu’nun türbanı, peçeyi, burkayı, kara çarşafı, sarığı ve benzerlerini serbest bırakan yasa önerisi vermesinden geçiyormuş! Üstelik, dinsel yasak ve simgeleri İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi üzerinden özgürlük gibi göstermeye çabalayan bir gerekçeyle...

Gelinen durumu çözümleyebilmek için masala kaynaklık eden savı ele almak gerek:

Türkiye’nin 200 yıldır ayrıştığı-çatıştığı temel nokta, çok basit bir anlatımla uygar olmak-uygar olmamak üzerindedir.

Hümanizmayı, reformu, Rönesans’ı, eşitliği, özgürlüğü, insan haklarını, evrensel anlamda bilimsel atılımları, kültürel gelişmeleri kabul edecek miyiz, etmeyecek miyiz?

Ayrışma-çatışma işte burada düğümleniyor...

Aklı, dolayısıyla erkeği ve kadını özgür kılmak; tüm dünyada büyük savaşımlar, ayrışmalar, çatışmalar sonrası elde edilmiş kazanımlardır.

Toplumsal evrimleşme ve sıçrayış, “ayrışmayı, çatışmayı durduralım” üzerinden değil ayrışarak-çatışarak özgürleşmeye, eşitleşmeye, aklı ve bilinci güneşlendirmeye doğru ilerlemiştir.

İnsanlığın, hele de kadınların hakları, tutuculuğa boyun eğmekle değil, çok çetin direnişler, hatta kanlı mücadeleler sayesinde kazanılmıştır.

Şimdi biz yüzyıllarca sürmüş Aydınlanma çabalarını unutacağız; bilincimizi sileceğiz, tüm insanlığın geçirdiği evreleri yok, kadına getirilen bir yasağı da özgürlükten sayacağız, bunu da “barışıyoruz, helalleşiyoruz” diyerek seçime çerez yapacağız. Üstelik tüm bu çarpık yalelliyi halka, AKP’ye oy vermek istemeyen seçmeni kendi yanına çekmek için geliştirilmiş büyük taktik ya da üstün strateji diye sunacağız. Dahası, böyle davranarak da bağnaz otoriterliğe son verileceğine inanacağız!

Geçiniz...

Aslolan uygarlaşmadan yana olmaktır.

CHP’nin, 1931 Kurultayı’nda yapılan laikliğin tanımı da (1935’te Türkçeleştirilen metne göre) zaten doğrudan uygarlığa gönderme yapar:

“Parti, bütün kanunların, tüzüklerin ve usullerin yapılışında ve toplanışında, en son bilim ve teknik esasları ile yüzyılın ihtiyaçlarına uyulmasını prensip olarak kabul etmiştir.

Din, bir vicdan işi olduğundan, parti; dini, dünya ve devlet işleri ile siyasetten ayrı tutmayı, ulusumuzun çağdaş uygarlık yolunda ilerlemesi için başlıca şartlardan sayar.”

Şimdi, son günlerde sıkça yinelenen “Benimle misiniz, değil misiniz?” sözünü anımsatarak sormanın zamanıdır:

Devrimle misiniz, karşıdevrimle misiniz?

GÜÇLENDİRİLMİŞ BAŞKANLIK SİSTEMİ

Kadın haklarının budanması açısından Pandora’nın Kutusu’nu açmış bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, kadınların kapanmasına olanak tanıyan yasa önerisini partinin merkez yürütme kurulunda tartışmış mı?

Öğrendiğimiz kadarıyla tartışmamış.

CHP’nin siyasal çizgisini çok yakından ilgilendiren bu girişim için parti meclisini toplamış mı?

Toplamamış.

Meclis grubuna, milletvekillerine bilgi vermiş mi?

Vermemiş, onlar da televizyonlardan öğrenmişler.

İşte böylesine, “güçlendirilmiş genel başkanlık sistemi” deniyor.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Şamar örnekleri 6 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları