Deniz’lerin idamında yargının kul-lanımı!

06 Mayıs 2021 Perşembe

Hukuk ve insan hakları mücadelesinin ödünsüz kahramanı Halit Çelenk, 2009 yılı kışında Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yargılanması üzerine yaptığımız uzun görüşmede, söze şöyle girmişti:

“Olağanüstü dönemlerin başlıca özelliği hukuksuzluktur!”

Ülkemizdeki bütün olağanüstü süreçlerde hukuk askıya, toplum baskıya alındı. 

İdamlarının üzerinden 49 yıl geçen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın yargılanışlarını, bugüne de ders olması bakımından sütuna yatıralım…

Deniz Gezmiş, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiydi. 1969’da onun durumundaki öğrencilere “ihtar” ve benzeri cezalar verildiği halde, o ihraç edildi. İlk infazı üniversite yapmıştı.

1969’daki bir yılı bulan yedinci ve en uzun tutukluluktan sonra Ankara’ya geldiğinde, arkadaşları arasında şu konuşma geçiyor:

- Kırsala çıkacağımıza Meclis’te mücadele etsek.

“Çetin Altan’ın gözünü çıkardılar… Onu hazmedemeyenler bize ne yapar? Orada mücadele zemini yok.”

O dönem Meclis kürsüsüne gelen iktidar temsilcileri, tüm gençleri terörist ilan ediyordu.

Meclis de çoktan infazı yapmıştı!

***

Deniz Gezmiş’ler 12 Mart 1971 cuntası döneminde yargılanmadı. Sadece verilmiş olan infaz kararını mahkeme kararıymış gibi metne dökecek bir yer arandı. 

Önce İstanbul 1. Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde davanın açılması benimsendi. Ancak bu mahkeme, “Bu gençler TCK 146’dan, anayasayı ortadan kaldırma suçundan yargılanamaz” kararı verdi. Mahkeme hemen ortadan kaldırıldı. Ankara’da bu kararı yazacak mahkeme kuruldu. Ankara 1 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesi’nin başına hukukçu olmayan Ali Elverdi getirildi. 

Yargılama tablosu ilginçti. 12 Mart yönetimi, “Türkiye’ye bol geliyor” diyerek 1961 Anayasası’nı askıya aldı. Fiilen ortadan kaldırdı. Buna karşılık “1961 Anayasası uygulansın” diyen Deniz’ler “Anayasayı ortadan kaldırmak” suçundan idama mahkûm edildi.

Asıl amaç idama mahkûm etmek değil, hemen infaz etmekti. Bunun için de Meclis’in, Senato’nun ve Cumhurbaşkanlığı’nın onayı gerekiyordu. İnfaz kararı, makamlardan bütün işlerin önüne konarak jet hızıyla geçti. Meclis 53’e karşı 238, Senato 36’ya karşı 105 oyla onayladı. Sıra dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a geldi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Faruk Erem kapsamlı mütalaa verdi. Özü şuydu:

“Karar, siyasi irade ile infaza dönüşecek, Türkiye’nin geleceği için buna izin vermeyin.”

Ancak hukuk katledilmişti bir kez!

Yapılan sadece katliamlara “karar” uydurmaktı…

***

Deniz Gezmiş’lerin tasarlanarak öldürülmesine giden yol gösteriyor ki hukuk öldü mü, geriye bir şey kalmıyor!

Türkiye 49 yılda ne kadar yol aldı?

İktidar sahipleri “güç bende” diye icraata başladı mı, devamı “kendi hukukunu oluşturma” şeklinde geliyor.

Dün, “iktidarın kontrolü dışındaki her hareket terör faaliyeti”… 

Bugün, daha  ötesi… İktidar gibi düşünmeyen herkes “üye olmamakla birlikte terör örgütünün parçası”…

Dün, “kanun yoksa, yaparız bir kanun, olur biter”…

Bugün, “bu tür davalarda kanuna, delile ne gerek var”…

Tablo aslında dünden daha kötü…

Ancak şunu unutmamak gerekiyor:

Nasıl dün, kötü gidişe direnenler varsa bugün de var. 

Bütün mahkemelerin üstünde bir de halkın vicdan mahkemesi var. Deniz’ler oradan soruyor:

Bizim haykırdığımız tam bağımsız Türkiye özlemi, bugün dünden daha güncel değil mi?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Tayyiban... 25 Temmuz 2021
Kıbrıs defteri... 21 Temmuz 2021