Hayatı değil, Türkiye’yi ucuzlattı!

02 Aralık 2021 Perşembe

Başta konunun uzmanları olmak üzere herkes ekonomideki gidişe kafa yormaya çalışıyor. Herkes, diyoruz. Çünkü herkesin yaşamının doğrudan etkilendiği günlerdeyiz. 

Saray ekonomisinden beslenen mutlu azınlık hariç, kimse yakın geleceğe ilişkin olumlu şeyler söyleyemiyor. 

Öncelikle şunu vurgulayalım: Türkiye ekonomisi batmaz, batamaz... Ne olur? Sömürülür, peşkeş çekilir, varlıkları sahip değiştirir!

Şu anda bunu yaşıyoruz.

Büyük doğal kaynakları olmamasına karşın, Türkiye’nin konumu ve insan gücü ekonomiyi ayakta tutuyor. 

***

Erdoğan’ın Türk Lirası’nın değerini düşürme siyaseti, bilgisizlikten, yanlış öngörüden ya da kandırılmış olmaktan kaynaklanamaz. Gelinen noktada izlenen ekonomi politikasının son derece bilinçli, sonuçları öngörülebilir şekilde planlandığını görmek gerekiyor.

Nedir bu sonuçlar?

Türk Lirası’nın değer kaybı, Türkiye’nin ucuzlaması demek. Sakın yanlış anlaşılmasın; ucuzlama, bu ülkenin yurttaşları için değil, yabancılar için.

Onlar için ucuzlayınca ne oluyor?

İstedikleri varlığı, istedikleri fiyata satın alabiliyorlar. Mevcut durum devam ettiğinde Türkiye’nin bütün altın yumurtlayan tavukları, teneke fiyatına düşecek.

Kim alacak?

Cebinde dolar olan!

Millet, Erdoğan’ın hayatı ucuzlatmasını istiyor ama Erdoğan Türkiye’yi ucuzlatıyor.

Böylece değerinin çok altında satılacak varlıklar için şunu demeye hazırlanıyor:

Bakın Türkiye’ye güven arttı, yatırımcılar kuyrukta!

Uzun süredir gündemde olan 128 milyar dolar konusunda da şu dedikodu hâkim:

Parayı yurtdışına kontrollü olarak çıkardılar, üstüne çöktüler, seçime doğru bir kısmını Türkiye’ye getirecek, “Bakın bize olan güven arttıkça dünyadan dolar yağıyor” diyecekler. 

Paranın değerinin bu kadar değişken olduğu bir ortamda en güçlü bankanın adı malum:

Stokbank!

Örneğin Ankara’da ikinci el otomobil piyasasının içindeki herkes bir satıp üç garaja koyuyor. Olağanüstü bir “fiyatlar fırlayacak” beklentisi var. Benzer durum öteki alanlarda da dikkati çekiyor. 

Piyasa sanki şöyle bir söylem oluşturdu:

Malını koy depoya, satma, para kazan!

Erdoğan’ın yazdığı ekonomi kitabında bu insanlar terörist!

İki gündür yine onlara savaş açtı. 

Saray’ın bu anlamda bolca düşmana ihtiyacı var. Stokçular bu ihtiyacı karşılar mı?

Karşılamaz ama hiç yoktan iyidir!

***

Ekonomiyle siyaset sıfırı tüketmekte yarışıyor. Bahçeli’nin de “Ekonomide yeni bir hikâye gerekli” sözü, işlerin iyi gitmediğinin pek çok göstergesinden biri.

Bu durumun artık yorumcuya ya da muhalefete de ihtiyacı yok. 

Bu durumun seçeneğini güçlendirmeye ihtiyacı var. 

Ekonomi anlamında seçenek şu olmamalı:

Biz serbest piyasa ekonomisini AKP’den daha iyi uygularız!

Türkiye’yi yağmalayan bu yapının yerine ne konacağını her şeyden önce oy verecek seçmen anlamalı. 

Herkesten dayak yemiş birine, gel seni nasıl dövdüklerini anlatayım demenin yararı yoktur!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

NATO savaş NATO gerilim! 25 Mayıs 2022