Çarpıtmalar Gelir Ayıbını Örtemiyor…

10 Aralık 2011 Cumartesi
\n

Kısa adı OECD olan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü, Gelir Eşitsizlikleri ile ilgili yeni bir rapor yayımladı (Divided We Stand: Why Ineguality Keeps Rising). OECD soruyor; Neden Eşitsizlikler Artmaya Devam Ediyor? Rapor, incelenen 22 ülkenin 17sinde, 1980lerden 2008deki mali krize kadar gelir eşitsizliğinin büyüdüğünü belirliyor. Yani, küreselleşme, bölüşümde adalet değil, adaletsizlik getirmiş... OECD araştırmasında gelir eşitsizliğinin en büyük olduğu ülkelerin Şili, Meksika, Türkiye ve ABD olduğu saptanmış.

\n

Hemen belirtelim ki, bu sonuçlar sürpriz değil ve bilgiler yeni de değil. Gelir, gruplar arasında eşite yakın dağılmışsa gelir eşitliği gini katsayısı “0”a yakındır, aksi durum “1” yakındır. İşte OECD, ülkelerin yaptıkları gelir dağılımı araştırmalarında ortaya çıkan gini katsayılarının 1980lerde, 1990larda ve 2000lerde nereden nereye geldiğini dikkate alarak ortalama gininin 0.28den 0.31,5a çıktığını yani eşitsizliğin büyüdüğünü ortaya koyuyor. Türkiyede ise 1990lardaki gini katsayısı 0.51 ile “1”e, yani adaletsizliğin zirvesine en yakın ülkelerden biriyken, 2008e gelindiğinde bu katsayı 0.40’a inmiş. Önemli bir iyileşme gibi görünerek övgü düzülebilir. Ama gelin görün ki, bu doğruluğu kendinden menkul iyileşmeye rağmen Türkiyenin adı, yine adaletsizlik zirvesinde Şili ve Meksika ile anılıyor... Gelir dağılımı araştırmasının, denekten bilgi alarak, beyana dayanılarak yapılmasının sakıncalarını ve güvenilmezliğini yıllardır yazıp çizmekten yoruldum. Ama TÜİK her yıl, yorulmadan ve içinde her tür absürdlüğü barındırarak aynı yöntemle gelir dağılımı adı altında bir basmakalıp ürünü piyasaya sürmekten geri durmuyor(*).

\n

***

\n

OECD araştırmasını kamuoyu ile paylaşan OECD Genel Sekreteri Angel Gurría, bölüşümü iyileştirmede, Eğitim şart!.. demiş. Bireylerin eğitimin nimetlerinden farklı yararlanmalarının gelir eşitsizliğini arttırdığından dem vurmuş. Yanlış değil, ama esas bu mu? Bölüşümde adaletsizliğin önüne geçmenin ilk koşulu, gelirin paylaşımında güçlülerin karşısında, zayıfların örgütlü olmaları. Ama küreselleşme, Türkiye gibi ülkelerde, 12 Eylül gibi devlet terörünü de kullanarak, emeği, sendikaları etkisizleştirdi. Buna bir yandan değişen emek süreçleri, bir yandan da piyasacı neoliberal iktidarların politikaları zemin sağladı. Örgütsüzlük, bölüşüm adaletsizliğini arttırdı.

\n

Bölüşümdeki büyük uçurumları törpüleme, istenirse devletin müdahaleleri ile de olur. Devlet vergi ve harcama politikaları ile eşitsizliklere ayar verir. Nitekim, ABDde değilse de Avrupanın birçok ülkesinde olan budur. Eğitime, sağlığa bütçeden ayrılan payların yanı sıra diğer destekler Sosyal Koruma olarak adlandırılır ve yine OECD, bu sosyal korumada ülkelerin ayrıştığına işaret ederken Türkiyeyi bunu yeterince yapmayan ülkeler arasında gösteriyor.

\n

Kuzey Avrupanın birçok ülkesi milli gelirin yüzde 30una yakın sosyal koruma harcaması yaparak bölüşüme müdahalede bulunurken Türkiyenin payının yüzde 10da kaldığına işaret ediyor OECD. Burada bile çarpıtma olduğunu belirtmeliyim. İsteyen, altında Bakanlar Kurulu üyelerinin imzası olan 2012 Yılı Programının 246’ncı sayfasındaki 67 Nolu tabloya baksın, görecektir ki, 2008 için sosyal koruma harcamaları OECDye bildirildiği gibi milli gelirin yüzde 10.5i değil, yüzde 7.2sidir. Kaldı ki, yine görecektir ki, emekli maaşları da sosyal koruma içinde gösterilmiştir. Çalışırken prim ödeyen emeklilerin, emekliliklerinde birikmiş primlerini emekli maaşı olarak almalarının neresi koruma oluyor ki? Hile, hurda, yalan dolan, çarpıtma her yerde Ama hem düşen ücretlere, çöken tarıma, artan işsizliğe rağmen çarpıtılarak düzelmiş gösterilen gelir dağılımı verilerine, hem sosyal korumayı şişirme sahtekârlıklarına rağmen, gelir ayıbı büyük. Hiçbir arsızlık bu ayıbı örtemiyor

\n

(*) Konu ile ilgili detayları, okur dilerse, 100 Soruda Küresel Kriz ve Türkiye (Alan Yayınları, 2009) başlıklı kitabımın 56 ve 57nci sorularındaki yanıtlarda bulabilir.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

27 Şubat 2013