IMF’ye Göre Türkiye Topun Ağzında

30 Eylül 2011 Cuma
\n

\n

Eskiden IMFnin raporlarına pek itibar eden sermaye çevreleri, bugünlerde dudak büküyorlar. Mesela IMF, bu yıl büyümeniz yüzde 6.6, gelecek yıl da ancak 2.2 olabilir diyor. Başta TÜSİAD, irili ufaklı, laik-şeritüm sermaye kesimleri, IMFyi Türkiyeyi anlamamakla eleştiriyor, ayrıştıklarınıiddia ediyorlar. IMF yine de uyarıyor ve daha ileri gidip Türkiyenin G20 ülkeleri içinde krize en yakın ülke olduğunu ifade ediyor. Nerede mi? Bu ay yayımladığı Dünyanın Ekonomik Görünümü Raporu: Büyümede Yavaşlama, Riskte Yükselme, Eylül 2011 başlıklı raporunda.

\n

Böyle raporları medyanın, -yazık ki, muhalefet partilerinin- okumaya, kurcalamaya ne zamanı ne kapasitesi var. Anadolu Ajansı da işine gelen kısımlarını servis eder. Ama bu raporda Türkiye için önemli öngörüler içeren bir araştırma var. Yakından bakalım(*).

\n

***

\n

IMF raporunun Dış Yükümlülükler ve Krizlerin Tetiklenme Noktaları başlığını taşıyan bölümünde (5. kutu, s. 61-65,) ülkelerin net dış yükümlülüklerinin(Siz bunu boyunduruk diye okuyun.) bir borç krizinin patlak vermesindeki rolü tartışılıyor. Yabancıların Türkiyedeki varlıkları (sıcak para, mevduatlar, dış kredileri, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının borsa değeri) ile bizimkilerinin dış dünyadaki varlıkları (dış yatırımları, mevduatları, varsa dış kredileri) arasındaki farka net dış yükümlülüklerdenir. Bizde Merkez Bankası, her ay bu varlık-yükümlülük dengesini, Uluslararası Yatırım Pozisyonu başlığıyla yayımlar. IMF, 1970 ile 2010 arasında 74 ülkede meydana gelen 62 krizi inceledikten sonra şu bulguya ulaşmış bulunuyor: Bir ülkenin net dış yükümlülükleri, ülke milli gelirinin yüzde 40ını aşmışsa alarm zilleri çalıyor. Bizde durum ne? Merkez Bankası, 2010 sonu için net dış yükümlülüğü 378 milyar dolar, milli gelirinin yüzde 49u olarak açıkladı. Yani eşik aşıldı. Haziran 2011 düzeyi ise 371 milyar dolar. Hâlâ tehlikeli alanda Türkiye.

\n

***

\n

Dış borç stoku bakılan bir diğer önemli gösterge. Ülkelerin dış borç stoklarının milli gelire oranı büyüyorsa tehlike yaklaşıyor demektir. Türkiyenin dış borçları, küresel krizden etkilenmeye başladığı 2008’deki düzeyinin 30 milyar dolar üstünde ve 2011 ortasında 310 milyar dolar dolayına ulaştığı tahmin ediliyor. Bu, milli gelirin yüzde 40ını aştığı için kritik eşiği de aşmış sayılıyor.

\n

Ülkenin uluslararası rezervinin büyüklüğü bakılan bir diğer önemli gösterge. Kısa vadeli borçlarınızı göğüslemeye döviz rezervleriniz ne kadar yetebiliyor? Türkiyenin Merkez Bankası rezervlerinin kısa vadeli dış borçlarına oranı 2002’de yüzde 163 iken, 2010da yüzde 102ye indi, yani zayıfladı... Dış borç stokunda kısa vadelilerin payı dörtte bire çıkmış durumda.

\n

Bakılan önemli bir gösterge de cari açığın milli gelire oranı. 2010’u yüzde 6.6 ile kapatan Türkiyenin 2011 ortalaması yüzde 10a ulaşacak ve yıllık tutarı 75 milyar dolar gibi dudak uçuklatıcı bir boyuta ulaşacak. Bunu, hükümet de kabullenmiş durumda. Yerli para ne kadar değerlenmişse, krize yakalanma olasılığı o kadar artıyor. Türkiye, biraz gönüllü, biraz iradesi dışında, 2011in özellikle ikinci yarısında aşırı değerlenmeden uzaklaşarak riskini azalttı denebilir. Bizim pek güvendiğimiz bütçe açığının düşüklüğü ve kamu borç stokunun milli gelire oranının görece düşüklüğünü ise IMF araştırmacıları fazla dikkate almıyorlar. Yani bu göstergelerinizin görece iyi olması, sizi krizden uzak tutmaya yetmiyor. Bu parametreler belki çıkacak kriz yangınına karşı kullanılacak su tankı gibi görülüyor. IMF, bu göstergelerden hareketle ülkeleri analiz ederek G20 ülkelerinden 16sının krize uzaklık-yakınlık mesafelerini ölçüyor ve kritik eşik katsayısı 3 olarak belirlenirken tehlikeli bölgede 4 ülke dikkat çekiyor ve Türkiye 7.6 ile listenin başındadır. İkinci sırada 4.8 ile Endonezya var. G.Afrika ve Brezilya ise birbirine yakın risk oranına sahipler.

\n

(*) IMF raporundaki bu bölüme Korkut Boratav Hoca, soL portalda 25 Eylüldeki yazısında yer verdi ama gafilleri uyandırmak için tekrarda yarar var.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

27 Şubat 2013