Silivri’dekileri Unutmak!

11 Kasım 2012 Pazar

Ne çabuk unuttuk! Ne çabuk ne çabuk!..

\n

Silivride, Hasdalda, daha nerelerde aylardır, yıllardır yatanları ne çabuk unuttuk?

\n

Yüzlerce, belki binlerce insanımız dört yıldır içerde”. Kadını erkeği genciyle binlerce insan kapatılmışlar hücrelere, koğuşlara! Bekliyorlar bekliyorlar. Kim onları kurtaracak? Mahkeme karar verdi, on yıl, yirmi yıl!.. Bu kişiler zaten yıllardır tutukluydu. Şimdi bir de adaletin kararıyla yıllarını içerde geçirecekler! Albaylar, generaller, siviller. On yıl, kimi de yirmi yıl! Bir ömür, bir yaşantı! Durup dururken birtakım şüphelerin kurbanı olarak!..

\n

Ben çok yaşlandım, anlamıyorum! Mahkeme bir adalet yeridir. Suçladığı insanı tanımak zorundadır. Bir cezayı verirken sonunu da düşünmek gerekir. Sen nasıl verirsin koskoca bir aydına, bir subaya yirmi yıllık hapisliği!..

\n

Ne yapmış, birilerini mi öldürmüş, vatan düşmanı bir çete mi kurmuş, düşmanlara ajanlık mı yapmış, yoksa falanca görevdeyken sayısız yurttaşın ölümüne sebep mi olmuş?

\n

Adalet, bir genç kadının elindeki teraziyle simgeleştirilir. O terazi dimdik durmaz, bir yana eğiktir hep. O yan neresidir? Bunu kimse bilmez, hatta düşünmez. Hep suçlama, hep şüphelerle kişileri yargılamaya kalkma, sonra da iyi kötü demeden ölümcül kararlar verme!..

\n

Bir genç savcıyı ya da bir genç yargıcı düşünüyorum. Babam da hukukçuydu, asker, yarbay olarak savaşta görevliydi. Sonra avukatlık yaptı. Ben de onunla Sultanahmetteki eski Adliye Sarayına gider duruşmaları izlerdim. İlkokul öğrencisi olarak kimi zaman şaşardım, yargıcın verdiği acele kararlara. Düşünürdüm, acaba konuyu iyice hesapladı mı da böyle bir sonuca varıyor? Camusnün Vebaromanındaki savcının oğlu, kırmızı cüppeli babasını bir tür acımasızlık örneği diye yazıyor.

\n

Yasalar var elbet, onu uygulayacak insanlar da var. Ama her şey yasalardaki gibi değil, yaşamın kendi özellikleri var, kendine vergi oyunları var; sen yargıç ya da savcı olarak bakıyorsun kara kitaba, veriyorsun kararı! Yeter mi, kendi vicdanına soruyor musun, kendi yaşam serüveninde ona da yer veriyor musun, yani yargıladığın, mahkûm ettiğin kişiyi gerçek bir insan olarak tanıyabiliyor musun?

\n

Çocuk yaşımda duruşmaları babamın yanında izlerken aklımdan geçen şeylerdi bunlar. Hâlâ da kafamın içinde!..

\n

Yazarın Son Yazıları

Yağmurda Bir Gün 20 Mart 2014
Seçimlere Doğru 18 Mart 2014
Öykü Gibi 16 Mart 2014
‘Gizli Kalanlar’ 13 Mart 2014
‘Susacak mısın?’ 11 Mart 2014
Gerçekten Yana... 9 Mart 2014
Sözler ve Gerçekler 6 Mart 2014
Dön Dolap Dön! 4 Mart 2014
Pazar Günleri... 2 Mart 2014
Yaşamanın İçinden... 27 Şubat 2014
Güz, Şiirlerle 23 Şubat 2014
Bir Başlarsam 20 Şubat 2014
Özgürlüğü Beklerken 18 Şubat 2014