Gazze ve ikiyüzlülük

02 Mart 2024 Cumartesi

İsrail silahlı kuvvetlerinin resmi ismi “İsrail Savunma Kuvvetleri”dir. Ama Hamas’ın 7 Ekim 2023’te başlattığı saldırı üzerinden geçen 145 gün boyunca görünen odur ki o kuvvetlerin adı, “savunma” değil, “saldırı kuvvetleri” olmalıdır. Nitekim Gazze şeridindeki hastaneler dahil “insani yardım” için çalışan kurumları ve masum sivilleri hedef alan bombardımanlarla öldürülen Filistinlilerin 30 bini geçtiği, Filistin sağlık otoritesi tarafından açıklandı.

İsrail Saldırı Kuvvetleri son olarak da Birleşmiş Milletler teşkilatının gönderdiği gıda maddelerini almak için, yardım TIR’larına koşan sivilleri hedef alarak 104 kişiyi öldürdü ve yüzlercesini yaraladı.

İsrail Saldırı Kuvvetleri sanki Adolf Hitler’in toplama kamplarında ölüme gönderdiği 7 milyon masum Yahudinin değil de onları ölüme gönderen Hitler’in ya da o katliamı bilfiil gerçekleştiren Auschwitz, Belzec, Sobibor ve Treblinka’da görevli Nazilerin soyundan geliyormuş gibi davranıyor.

Hitler ile İsrail Başbakanı Netanyahu arasında elbet fark var: Hitler o cürümleri dünyaya duyurmadan yapıyordu, Netanyahu ise yıllardır Hitler’i lanetleyen Batı dünyasının gözleri önünde, hatta Avrupa Birliği ile ABD’nin zaman zaman açıkça ifade edilen teşviklerine dayanarak yapıyor.

Gerçi Avrupa Birliği’nin dış politikadan sorumlu yetkilisi Josep Borrel, sağduyunun sesi oldu. Bugün İsrail Saldırı Kuvvetleri tarafından ezilen Hamas’ı aslında İsrail’in önce yarattığını sonra da desteklediğini söyledi. Borrel İsrail’in bunu, El Fetih’e bağlı Batı Şeria’daki Filistinlilere karşı bir güç oluşturmak için yaptığını açıkladı.

Dahası Borrel, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’i “İsrail’den yana olmakla” eleştirdi.

Kabul edelim ki İsrail Saldırı Kuvvetleri, bu hunharlığı sürdürdükçe “uygar” geçinen devletlerin -veya milletlerin- aslında ne kadar bencil ve ikiyüzlü olduklarını tüm dünyanın görmesine yardımcı oluyor.

Netanyahu’nun saldırganlığı o noktaya ulaştı ki Tel Aviv sokaklarını dolduran on binlerce İsrail vatandaşının “Çocukların, kadınların acımasızca katledilmelerine son verilmesi” için yaptıkları çağrılara bile kulak vermedi.

Sadece kendi vatandaşlarının değil ABD’de, Almanya’da, İtalya’da halktan yükselen protestolara da aldırış etmedi.

Tanınmış birçok sanatçının, film yıldızının “Bu soykırımı durdurun” şeklindeki taleplerini yok saydı.

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin “İsrail, Gazze’de soykırım suçu işliyor” diyerek Uluslararası Adalet Divanı’na yaptığı başvuru üzerine İsrail’in sanık sandalyesine oturması bile hiçbir şeyi değiştirmedi.

Sözde dünya barışını korumak için 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler ile onun en güçlü organı olan Güvenlik Konseyi de hiçbir işe yaramadı. Çünkü ABD, İsrail saldırılarını durduracak bir öneri geldiği zaman karşı durmaktan vazgeçmedi.

Özetle tüm dünya 9 milyon 300 bin nüfuslu İsrail’in pervasızlığına karşı hiçbir şey yapmadan -daha doğrusu yapamadan- seyrediyor. Üstelik bunu kendisini barışın en büyük savunucusu olarak gören ABD’nin desteği ile yapıyor.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir başka açıdan... 6 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları