Olaylar Ve Görüşler

Amipler Gibi Bölünmeden…

21 Kasım 2014 Cuma

CHP 1970’li yıllarda, sol sosyalist, devrimci demokrat, Atatürkçü-Kemalist güçlerin ve Kürt uyanış hareketinin başlıca kitlesel bileşeni olmuştur. Yine olmaması için önünde aşılmaz bir engel yoktur.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekâroğlu, “Ulusalcılar ayrılırsa CHP güçlenir” demiş. Gerçekten böyle mi demiş? Dediğini sanmıyoruz ama eğer böyle demişse, doğru yapmamış.

Partiler kuş değildir ama kanatları vardır
Siyasal partiler kuş değildir, uçmazlar ama kanatları olur. Hele emekçi kitle partilerinde parti programını kabul etme koşuluyla çeşitli görüşlerden üyeler yer alır. Sağ ve sol kanatların yanı sıra partinin iki kanadı arasında değişik eğilimli öbekler, kümelenmeler yer alır.
Partiler bazen sert çizgilerle ikiye de ayrılabilir. Büyük çatışma dönemlerinde partilerin bölündüğüne de rastlanır. Ama aslolan dışa karşı birlikte hareket edip verimli bir tartışmayı içeriden yürütme becerisini gösterebilmektir. Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ndeki çoğunluk (bolşevik) ve azınlık (menşevik) kanatlarını hatırlayalım. Atılmadıkça partiden istifa edilmez. Elbette parti yönetimi de değişik görüşten üyeleri partiden atmaya yeltenmez. Lider değişik görüşlerden üyelerle birlikte çalışmayı becerebilen kişidir.

Amipler bölünerek insanlar birleşerek çoğalır
Amip gibi tek hücreli canlılar bölünerek çoğalır. İnsanlar ise birleşerek çoğalır. İlkel canlılarla gelişmiş organizmalar arasındaki başlıca fark budur.
Londra İktisat ve Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde (LSE) yüksek lisansımı bitirmiş, 1969 yılında doktora tezi olarak “Churchill ve Attlee Gölge Kabineleri”ni (1945- 1955) seçmiştim.
Şuydu düşündüğüm, araştırdığım: Marksistler, sosyalistler, sosyal demokratlar nasıl ortaklaşa etkin bir muhalefet oluşturabilirler? Muhalefet hükümet olmaya nasıl hazırlanır? Parlamento içi muhalefet nasıl örgütlenir? Parlamento dışındaki muhalefetle ilişkiler nasıl düzenlenir? Eylem birlikleri nasıl gerçekleştirilir? Hükümetteki parti ile ana muhalefet partisinin politikaları nerelerde ayrışır, hangi noktalarda kesişebilir? Partinin üst kademesi nasıl seçilir, kimlerden, hangi görüş ya da eğilimlerden oluşur? Parti değişik eğilimleri nasıl kucaklar? Bölünmeden birliğini nasıl korur?
Örneğin İngiliz İşçi Partisi’nde delegeler geleneksel olarak yılda bir kez toplanan kurultaylarda parti yönetimini seçerler. Yönetimde genellikle partinin hem sağ hem sol kanadından hem de iki kanat arasındaki eğilimlerden siyaset adamları yer alır. Yönetimde yer alamayanlar çekip gitmez partiden. Seçim yörelerindeki parti tabanının ve sendikaların desteğini yitirmedikleri sürece uzun yıllar milletvekilliğini sürdürürler.
1948’de ücretsiz sağlık reformunu gerçekleştiren Aneurin Bevan, 1983’te parti liderliğine seçilen Michael Foot ve geçenlerde yitirdiğimiz Tony Benn, Britanya işçi hareketinin unutulmaz yöneticileridir. 1960’lı yılların başbakanı Harold Wilson partinin sol kanadından gelmiş, ABD’nin Vietnam saldırısına kararlılıkla karşı çıkmıştır. Wilson, “Sovyetler Birliği kadar mühendis yetiştiremezsek yarışı kaybedeceğiz” deyişiyle ünlüdür. Gerek Harold Wilson, gerekse militan işçi ve sendika liderlerinin çoğu uzun yıllar gizli servisler tarafından haksız yere Sovyet ajanlığı ile suçlanmıştır.
Komünistler “shop steward” denilen işçi önderleri arasında, “rankand- file” denilen tabanda ve sendikalar içinde güçlüdür. Grevlerde, gösteri ve yürüyüşlerde, kitle hareketlerinde komünistler hep etkili olmuştur. Britanya’da geçen yüzyılda çetin mücadeleler sonucu kazanılan bütün temel haklarda her iki parti militanlarının büyük payı vardır. Bugün İngiltere’ye ya da Batı Avrupa ülkelerine gittiğinizde gördüğünüz olumlu ne kalmışsa, gökten zembille inmemiştir. Ücretsiz eğitim ve sağlık, kamu sektörünün savunulması, demokratik ve sosyal haklar hep bu kesimlerin kararlı savaşımlarıyla kazanılmıştır.

Aşılmaz duvar değil birleştirici köprü
İngiltere’de komünistler ve İşçi Partisi’nin sol kanadı arasında yıllardır geçilmez bir duvar olmamıştır. Arada sadece bir köprü vardır. İki parti arasında gidiş gelişler olmuştur.
Epey eskidir 1848 Komünist Partisi Bildirgesi ama hâlâ capcanlıdır… Der ki: “Komünistler öteki işçi sınıfı partilerine karşı ayrı bir parti oluşturmazlar.”
Lenin de, Britanya komünistlerine, “ayrı parti kurmayın, İşçi Partisi (Labour Party ) içinde çalışın” tavsiyesinde bulunmuştur. Ama İşçi Partisi’nin sağ kanat yöneticileri, komünistleri partiden dışlamak için her yola başvurduklarından Britanya komünistleri ayrı örgütlenmek zorunda kalmışlardır. Yine de sendika üyeleri hukuken kendiliğinden İşçi Partisi üyesi oldukları için komünistler birçok bölgede yerel parti örgütlerinin yönetimine gelebilmişlerdir. Lenin, “İngiltere’de kapı aralık, ille koçbaşı ile kapıyı zorlamanıza gerek yok” diyordu. Aynı sözleri Türkiye’de siyasal mücadele konusunda Bülent Ecevit de söylemişti bir zamanlar…
Cumhuriyet Halk Partisi 1970’li yıllarda sol sosyalist, devrimci demokrat, Atatürkçü-Kemalist güçlerin ve Kürt uyanış hareketinin başlıca kitlesel bileşeni olmuştur. Yine olmaması için önünde aşılmaz bir engel yoktur. CHP yönetimi, dindar emekçilerin yanı sıra cami cemaatinin desteğini kazanmak için özel bir çaba göstermek gerektiğini de kavramıştır. Partideki öbür eğilimlerin bodoslama buna karşı çıkıp hemen partiden ayrılmaya kalkışması anlamsızdır. Aynı şekilde CHP yönetimi de farklı eğilimdeki üyeleri başka partilere gitmek zorunda bırakmamalıdır.
Partide ateistler de olur, dindarlar da... Lenin “Gidin dindarları özellikle bulup partiye getirin” dememiş miydi? Hem de en baskıcı dönemlerde, en derin gizlilik koşullarında…
Demek ki, çeşitli sol görüşlerden ve değişik eğilimlerden üyeler, parti disiplinini çiğnemeden bir arada pekâlâ daha etkili bir mücadele yürütebilirler. Marksist partilerle CHP arasında aşılmaz duvarlar değil, bir araya gelmeyi sağlayan köprüler vardır. Olumsuz örneklere saplanıp kalmazsak, tarihsel deneyim bunu gösteriyor. Olgun bir siyaset kültürü de bugün özellikle bunu gerektirmiyor mu?
Parti lideri elbette bütün partiyi bir arada tutabilme becerisini gösterebilmelidir. Parti içinde ortak hareket, değişik kesimlerle bağlaşıklıklar bir an önce başarılamazsa, eylem birlikleri becerilemezse, işimiz zordur. Hele muarızlarımız domuz topu gibi birbirine yapışmışken biz amipler gibi bölünürsek vay halimize!
Yenim değil, yerim dar. Mecburen burada kesiyorum.  

CAVLI ÇULFAZ Siyaset Bilimci


Yazarın Son Yazıları