Ayşe Zarakol ve ‘Doğunun Bilgisi Batının Bilimi’

30 Kasım 2023 Perşembe

On yıllar önce Joseph Nedham’ın “Doğunun Bilgisi Batının Bilimi” (1983) kitabını okuduğumda Batı bilim ve felsefesine ciddi eleştirel yaklaşımı hoşuma gitmişti. Batı, modern bilimdeki olağanüstü başarıları ve yeni bir dünyanın kuruluşunun temel taşlarını döşemesiyle, 400 yılı aşkın dünya iktisadi ve siyasi egemenliğini de kurmuştu. Bilim ve teknolojide büyük buluşlar ve mühendisliklerle Batı Batı oldu.

Fakat bugün Doğu Batı’nın bilimini de ele geçirdi: Çin (ve Hindistan). Nedham bu kitabı yazarken bu süreç başlamıştı.

Her ne kadar coğrafi keşiflerin yol açtığı büyük zenginlik yağmaları ve Afrikalı kölelerin paha biçilmez emekleri ile yarattıkları muazzam birikimler, bu dünya egemenliklerinde çok önemli, belki de birinci sırada rol oynadıysa da...

Batının “bilim ve çağdaş uygarlık bizimle başladı” görüşünün egemen olduğu bir çağdaşlıktan bahsediyoruz.

BİLİM DOĞU’DA BAŞLADI

Onlardan önce, bugünkü egemenlik alanlarına ilişkin dünyada hiçbir şey yoktu! Hayır haksızlık etmek doğru değil, Batılı araştırmacılar, Hint, Çin, Arap, Orta Asya da bilimde ve mühendislikte Batı’nın sahip olmadığı çok büyük buluş ve uygulamaları epey zamandır keşfedip duruyorlar.

Burada mesele, Doğu’nun bu büyük keşiflerinin dünya üzerinde erken bir çağdaş bilim ve teknoloji egemenliği kuramamasıdır. Nedenleri ayrı bir konu. Kursaydı nasıl bir dünya üzerinde yaşıyor olurduk, eğlenceli bir gelecek tasarımının kapılarını açsın fütüristler!

Şu an bilgisayarıma düşen bir habere bakıyorum, Endonezya’da 27 bin yıl önceye tarihlenen bir devasa piramit keşfedildi diyor. Tartışmalı bir konu. Fakat Göbeklitepe’nin taş ustalarının megalitleri 11 bin yıl önceye tarihleniyor. Peki bunu da geçelim, Mısır’daki ilk büyük piramit 4 bin 600 yıl önce inşa edildi!

Bu örnekleri şunun için veriyorum: Tüm bu saydıklarım muazzam mühendislik, akıl, düşünce ürünüdür. Doğu’da 4 bin yıl itibarıyla matematik, kimya, tıp gelişirken Batı’yı düşünemiyorum.

Bilim ve teknolojinin gelişmesi, anavatanı Orta Asya’dır.

Amerikalı uzman Frederick Starr’ın “Kayıp Aydınlanma: Arap Fetihlerinden Timur’a Orta Asya’nın Altın Tarihi” kitabı, müthiş zihin açıcıdır; kitapta Türklerin bilimle ilişkilerini de yakından izlemektesiniz. Benzer yeni kitaplar Batılıların elinden çıkmaktadır.

BİLİM ÖDÜLÜ VE ZARAKOL

Şimdi Batı’nın “Her şey bizimle başladı” düşüncesinin uluslararası ilişkiler tarihi teorilerini de yerle bir eden (Abartılı mı buldunuz? O halde “değiştiren” diyeyim!) bir Türk kadın profesörü var. Koç Üniversitesi’nin her yıl verdiği bu yılki sosyal bilimler alanında Rahmi Koç Bilim Ödülü’nü alan Ayşe Zarakol. Doğrusu biliyordum ama çalışmalarını yakından izleyememiştim. Kitapları çok sayıda ödül aldı. Ödül gerekçesi: “...uluslararası sistemde Doğu-Batı ilişkileri, dünya düzen(ler)inin tarihi ve geleceği, modernite ve egemenlik konularındaki kavramsallaştırmaları, yükselen ve gerileyen güçler ve karşılaştırmalı bakış açısıyla insani bilimlere yaptığı yenilikçi ve bütünsel olağanüstü katkıları...”

Koç Üniversitesi Yayınları’ndan da “Yenilgiden Sonra: Doğu Batı ile Yaşamayı Nasıl Öğrendi” ilk kitabı. Kitabı henüz okumadım ama ilginç bir yaklaşım ve kıyaslama yapıyor: “Türkiye, Japonya, Rusya: Coğrafi konumları, dilleri, dinleri, yüzölçümleri, güçleri, kültürleri birbirinden bu kadar farklı üç ülke neden aynı saplantılarla boğuşup durur? Bu üç ülkenin Batı denen şeye benzer tepkiler vermelerinin kuramsal açıdan tutarlı bir açıklaması var mıdır? Batı tarafından mağlup edilmiş bu imparatorluklar yenilgiyle nasıl başa çıkmışlardı?”

YENİ BİR TARİH ÖNERİSİ

Sonraki henüz Türkçeye çevrilmemiş kitapları, uluslararası ilişkilerin Doğu Batı düşünce tarihi teorilerini de tersine çeviren yaklaşımlarıyla çok sayıda ödüller almış. Zarakol, uluslararası ilişkilerin tarihini, Doğu’yu dikkate almadan Batı’nın 17. yüzyıldan başlatmasına karşı, bu tarihi 13. yüzyıldan başlatıyor.

Son kitabı Before the West: The Rise and Fall of Eastern World Orders, (Batı Öncesi: Doğu Dünya Düzeninin Yükselişi ve Çöküşü) Avrasya odaklı uluslararası ilişkiler için alternatif bir küresel tarih önerisinde bulunuyor Zarakol. Bugünkü dünyanın çok ciddi sorunlarını “geçmişin kurumlarıyla” çözmeye kalkması da imkânsızı denemektir anlamında konuşuyor.

Zaten çözemiyor, gelişme, bu kurumların, Doğu’nun yükselişi ile zorla yerle bir olması yönündedir.

Ne kadar çok tartışacak konu var!



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Babıali'ye Son Tren 3 Mart 2024

Günün Köşe Yazıları