Dar koridorda özgürlük... Barış... Savaş...

06 Mart 2020 Cuma

Barış daima gerçeklerin üzerine giden bir gazeteci. Araştırarak yazan, dik duruşlu, sağduyulu.. Sadece ve sadece gazetecilik yaptığı için tutuklandı. Sabahın 4’ünde yapılan bu tutuklama iktidarın yalnız biz gazetecilere değil, kendisine muhalefet eden herkese bir gözdağı aynı zamanda. “Yargı benim, ben ne dersem o olur” mesajı.. 

Aynı iktidar, sınırda kendisine soru yönelten gazeteciyi, sırf sorusunu beğenmediği için azarlama hakkını kendinde görebiliyor. 

Aynı iktidar, devletin Meclis’inde kendi politikalarını ve üslubunu eleştiren muhalefete tekme tokat girişebiliyor...

Aynı iktidar, yıllardır doğru yürütemediği bir dış politika yüzünden bugün bu noktaya gelen İdlib meselesinde Türkiye’yi savaşa sürükleyip gencecik canları ateşe atabiliyor...

Aynı iktidar, Suriye konusunda göçmenleri koz olarak kullanıp sınıra sürebiliyor. 

Savaş yıkıcıdır... Savaşa sürüklenen toplumlar acı çeker, dağılır... Evlerin, ocakların başına düşen havan topu gün gelir biçim değiştirir, o topu ateşleyenin, o silahı satıp üzerinden büyük paralar kazananların üzerine yönelir. Bugün dünyanın kucağına düşen devasa bir mülteci topu var... Alev alev, herkes ondan kaçıyor, topu bir başka ülkenin kucağına atmak istiyor. 

Gözlerimizin önünde, hepimiz seyrediyoruz umuda yolculuklarında iki ülkenin sınır kapısı arasındaki dar alanda sıkışan insanların dramını... Yunanistan bir yandan onları almamak için kurşun ve gaz sıkarken öte yandan ülkemiz bakanının “Yunanistan’ın geri itmesini engellemek amacıyla bin özel harekât polisi Meriç sınırında görev yapacak” açıklamalarını...

Hepsi aslında başlı başına son derece önemli olan bu gelişmeler sadece birkaç günlük bir zaman dilimine sığdırılan olaylar... Daha önce de o ya da bu biçimde vardı; belli ki ilerleyen günlerde de benzerlerini yaşayacağız.

Şimdi biraz bu olayların dışına çıkıp büyük resme bakmaya çalışırsak tüm bunlar ne anlama geliyor?

Ya da biraz daha genelleştirirsek şöyle soralım: Bazı toplumlar özgürken, diğerleri neden otoriter yönetimler altında veya anarşi içinde yaşadılar ve yaşıyorlar?

Ulusların Düşüşü kitabının ardından bu kez de Dar Koridor adlı kitabı ile son derece önemli saptamalar yapan bilim insanımız MIT Ekonomi Profesörü Daron Acemoğlu’nun şu sözlerine dikkat çekmek istiyorum: “Devleti kontrol edebilme yetisine sahip, sivil itaatsizlik gösterebilme iradesine sahip, siyasete katılan, gerektiğinde protesto eden ve gerekirse hükümeti seçimle düşürebilen hareketli bir toplumun varlığı son derece önemlidir. Güçlü bir toplum yoksa, güçlü devletler despotik yönetimlere dönüşür.

Türkiye’nin zayıf noktası ise son derece belirgin: çok güçsüz, organize olmayan ve etkisiz bir toplumu var. Güçlü bir sivil toplum ile güçlü ama prangalanmış bir devletin birbirlerini dengelemesi, süreç içinde elde edilen bir kazanım. Bu zor şartlar sağlandığında girilen ‘dar koridor’da kalmak ise sürekli bir çaba gerektiriyor...

İşte özgürlük bu dar koridorun oluşturulması ile sağlanabiliyor ancak... Bu yüzden bu kadar değerli, bu kadar zor elde edilebilir. Bu yüzden savaşlardan, çatışmalardan, yoksulluktan, eşitsizlikten kaçan milyonlarca insan bu dar özgürlüğün ve refahın arayışı içinde... 

Cumhuriyet Kitap Eki’nin kapağa taşıdığı Gamze Akdemir imzalı Daron Acemoğlu söyleşisini okumanızı öneririm.

Dar koridoru oluşturmak için ise hepimizin çaba sarf etmesi gerekiyor; en azından susmayarak, tepkimizi belli ederek; en azından susmayanların, boyun eğmeyenlerin yanlarında durarak...


Yazarın Son Yazıları

Koronazizm 17 Nisan 2020
Merak bu ya... 14 Şubat 2020