Dünyada bir başka partili, kararname ile ülke yöneten cumhurbaşkanı mı var?

29 Ocak 2022 Cumartesi

Ülkenin neresinde yaşanırsa yaşansın, lapa lapa yağan karla birlikte, lapa lapa halkın yaşam koşullarını katlanılmaz boyutlara tırmandıran olumsuzlukların en ağırlarından en hafiflerine uzanan eğrilerde can yakan sorumlulukların ağırlığı iktidar odaklı. Halkımızın işin içinden çıkamayacağı sorumluluklar yumağında sonuçlarının bedellerini öderken ayrım yapamayacağının fırsatçılığında yalan üzerine yalana sığınılıyor..

Elden kaçırılmış, muhalefete geçmiş belediyelere zaman kaybettirebilmek adına ardı arkası kesilmeyen engellemeler, davalar açılmasında sınır tanınmıyor. Çarpık algı yaratabilecek görüntüleri yaratma yolunda atanmış bakanların yetkilerinin yasadışı kullanılmasında başvurulmayan yol kalmıyor. Yasal gerçekliği olmasa da suç üzerine suç işlenmesinde, hesap sorulamayacağı, kanıtlanamayacağı fırsatçılığına sığınılıyor. Bilimin sayısız uyarıları, alınmış yargı kararları yok sayılarak yapılmış geri dönüşü olmayan büyük yatırımların ardından, kalkmayan uçaklar, çalışmayan trenler, açılamayan paralı yollar, ulaşılamayan dev yatırımlı, maliyetli hastaneler üzerinden, sorumlularından hesap sormak hak götüre..

Ülkenin her yerinde lapa lapa halkın üzerine çöken ağır bedeller üzerinden, en sonuncularından en çarpıcısında, sanayi bölgelerinde yaşananlar enerji değil, yönetim krizinin ürünü iken bile yaşatılanlar yok sayılıyor. Dünün sıcak haberlerinde, evlerine ücretsiz izinli olarak gönderilmiş işçiler, durmadan yayın programlarına gönderdikleri mesajlarında, “Sizi evden izliyoruz” cümlesi ile söze girerken, bir bir adlarını da vermekte bir sakınca görebilecek konumda değillerdi.

***

Kapanan dev proje kapsamındaki iktidar erkinin sorumlu olduğu işletmelerden birinden olsun, sorumlu işletmeciler üzerinden hesap sorulmasının haberini duyabildik mi? Ceza yine bize, halkımıza en yoksulları da ayırımsız içinde olmak üzere, vergi artışı olarak çoktan çıkarıldı bile. Yaşadıklarımıza ilişkin, bugünlerimizi, yaşamakta olduklarımızı da çok gerçekçi, çok çıplak tartışmasız anlatan öngörülü açıklama olma niteliğini taşıdığı için, Mustafa Kemal Atatürk’ün 17 Aralık 1927 yılında Ankara’da yapmış olduğu, birçok kanaldan birden ulaşmış metnini sizlerle paylaşmayı seçiyorum:

“Tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için kapatmadık. Selçuklu’yu ve Osmanlı’yı bu yüzden batırdıkları için yasakladık. Eğer bu sözlerimiz dikkate alınmazsa çok değil yüz yıla kalmadan bazı cemaatler bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğumuzu söyleyecekler. Sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama devleti bölüşmeye gelince birbirlerine düşecekler. Diğerlerini de dinsizlikle suçlayacaklar..”

GÜÇLÜ KADIN FATMA GİRİK, DEVRİMCİ, HALKÇI BELEDİYECİLİĞİN ÖNCÜSÜ, ROL MODELİ

Başkan Muammer Keskin’in öncülüğünde, Şişli Belediyesi’nin sorumluluğunda düzenlenen eski başkanları Fatma Girik’i anma, uğurlama etkinliğinin en anlamlısı olacağını düşündüğüm için iyi ki katılmayı seçmişim. Yanında görev yapmış çok yakın dostlarım sayesinde çok yakından izlediğim sandığım halde, pek çok yaşamsal değerde önemli ilkleri atladığımı şaşkınlıkla öğrendim..

Halkçı, hele de kadın haklarının savunulabilmesinde en zorlu işlerin başında olduğunu sayısız deneyimle tanıklık etmiş olduğum, “Mor Çatı” hareketi olarak bilinen kadın sığınma evlerinin ilkinin Fatma Girik’in eseri olduğunu yeni öğrendim. Uzun soluklu işlev yapabilmeleri, ayakta kalabilmelerinin sırrı hem çok pahalı hem de korunanın can güvenliği ile ilişkili olduğundan gizliliğin korunabilmesi yaşamsaldır. Niceleri, en çok emek verilenlerinin kapanmalarının pek çok örneği sonraki yıllara ait olduğuna göre; ilkinin Fatma Girik’in eseri olduğunu, adına bir kez daha saygıyla şapka çıkarmayı gerektirmiyor mu?

Halkçı belediyeciliğinin bir diğer yaşamsal örneğini TÜM BEL-SEN’in 27 Ocak Perşembe günü Cumhuriyet’te yayımlanan 5. sayfamızdaki Girik’e teşekkür içerikli ilanından okumuş olabilirsiniz. Ben sabah başkanının anma toplantısındaki konuşmasından öğrendim. Fatma Girik işçilere ödenecek parayı bulamadığı için, arsasını ipotek ettirerek bankadan aldığı borçla söz konusu ilk sözleşmeyi imzalamış. Siyasal iktidar erki yasadışı olduğu iddiası ile iptali davası açmış ama sonuç alamamış. Kamu çalışanı sendikacılığı hakkının kurumlaşmasını Girik’in bireysel yürekliliğine borçluymuşuz.

Çok önemli bir ilki daha var. Depremde yıkılacak evlerin yıktırılıp yenilerinin yapılmasında yoksulu kollayarak ilk örnek oluşturma da onun eseri. Belediye emekçileri, halkla birlikte her zaman her yerde gereken her işin içinde olması, işçinin, kadınların yaptıkları tüm işleri paylaşması cabası..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları