Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Yiğit Ozar: ‘Geleceğe yalan söyleriz’

Tartışmalı Kanal İstanbul projesi Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunda yer alan proje güzergâhındaki tarihi eserlerin Hasankeyf’teki gibi taşınma önerisi için hükümet harekete geçti. Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Yiğit Ozar, “Bir anlamda geçmiş hakkında geleceğe yalan söylemektir. Bu yüzden bu tür taşıma faaliyetleri bir koruma çalışması olarak görmemeliyiz” dedi.

04 Mart 2020 Çarşamba, 05:00

Projenin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci kapsamında hazırlanan arkeoloji raporunda “proje sahası içerisinde kalan ve inşaat faaliyetleri ile yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan tarihi köprü, tarihi yol, korugan, tabya gibi yapıları Hasankeyf’te olduğu gibi koruma, bir başka yere taşıma” önerisinde bulunulmuştu.

Bu önerinin ardından Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı “Kanal İstanbul Etki Alanında Kalan Tarihi Odabaşı ve Tarihi Dursunköy Köprülerinin Rekonstrüksiyon Projelerinin Temini İşi” ihalesi açtı. 350 gün sürecek işin ihalesi 26 Mart 2020 tarihinde gerçekleştirecek. İhalenin amacı özetle “proje etki alanında kalan tarihi Odabaşı ve Dursunköy köprülerinin sağlam bölümlerinin sökülerek taşınması ve eksik bölümlerinin tamamlanması ilkesine dayalı projelerin hazırlanması” olarak belirlendi.

‘KORUNMALIDIR’

Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Yiğit Ozar gazetemize ihaleyi yorumladı. 15. - 16. yüzyıllara tarihlendirilen iki köprü kanal güzergâhında kaldığı için Hasankeyf Projesi’nde olduğu gibi taşınmasının gündeme geldiğini anımsatan Ozar özetle şöyle konuştu: “Ne Hasankeyf’teki ne de ‘Kanal İstanbul’ güzergâhındaki kültür varlıklarının taşınması bir iyi uygulama örneği olarak kabul edilebilir. Çünkü, kültür varlıkları içinde bulundukları coğrafyanın şartlarına göre var olup, yere göre inşa edilip çevresindeki coğrafi ve insani değerlerle anlam kazanarak günümüze ulaşan değerlerdir. Bu coğrafyanın şeklini değiştirmek ya da kültür varlığını bir başka alana taşımak her biri bir belge değeri taşıyan kültür varlıklarını bağlamından koparacaktır. Bu nedenle kültür varlıkları parçası oldukları coğrafyayla beraber korunmalıdır. Köprüler konumları ve parçası oldukları yol ağları ile bölgesel bağlamlar kurmamızı sağlayan veriler sunan belgelerdendir. Bu belgenin yerini değiştirmek içinde bulunduğu tarihi yol ağını da parçalamaktır, bu verilerin geleceğe bütünlük içerisinde ulaşmasını engellemektir, bir anlamda geçmiş hakkında geleceğe yalan söylemektir. Bu yüzden bu tür taşıma faaliyetlerini bir koruma çalışması olarak görmemeliyiz, bu çalışmalar ancak kanalın kültür varlıklarını etkisini açığa çıkarmak yerine, her koşulda kanalın yapılacağı ön kabulüyle ortaya çıkabilecek bir tür meşrulaştırma araçlarıdır, ki bunu şu an Hasankeyf’te de çok net görüyoruz.”