Arter’in imkânları genişledi

Dolapdere’deki yeni mekânda daha çok etkinlik düzenleniyor. Başküratör Emre Baykal ve iletişim direktörü İlkay Baliç, İstanbul’un yeni çağdaş sanat mekânının 2020 yılını anlattı.

19 Şubat 2020 Çarşamba, 02:00
İstiklal Caddesi’nde geçirdiği 9 senenin ardından Eylül 2019’da Dolapdere’deki yeni ve göz kamaştıran binasına taşınan Arter, farklı disiplinlerdeki etkinlikleriyle sanatseverleri ağırlıyor. Arter’in baş küratörü Emre Baykal ve iletişim direktörü İlkay Baliç, İstanbul’un yeni çağdaş sanat mekânının 2020 yılını anlattı. 

Baliç’e ilk olarak açılıştan bu yana geçen sürecin tecrübelerini sorduk. Yeni binayla beraber ziyaretçilere hem fiziksel hem de faaliyet anlamında çok daha geniş bir alan sunduklarını söyleyen direktör, “Programımız koleksiyonumuzdan ve dışından muhtelif sergilerin ötesinde, iki performans salonumuz sayesinde sahne sanatları, müzik ve film gibi farklı disiplinlerden etkinlikleri ve ziyaretçilerin sanatla bağ kurmalarını destekleyen öğrenme imkânlarını içerecek şekilde genişledi” dedi. 

Baliç, “Çağdaş sanat alanında referans kitapları, dergi üyelikleri ve programımızla bağlantılı “taze” içerikler sunan kütüphanesi; sanatın tüm disiplinlerinden geniş bir seçki sunan, özellikle yabancı dildeki yayınların makul fiyatlarla satın alınabildiği kitabevi; sunduğu sağlıklı seçeneklerle müze ziyaretine lezzet katan, Divan’ın işlettiği Bistro’su ve arka bahçesiyle beraber Arter, her yaştan ve ilgi alanından ziyaretçinin tüm gününü kültürel manada ‘beslenerek’ geçirebileceği yaşayan bir kültür merkezine dönüştü” diye konuştu. 

İlkay Baliç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Arter, Vehbi Koç Vakfı’nın (VKV) sanat alanındaki faaliyetlerine dair uzun vadeli ve kapsamlı bir stratejik planının parçası olarak 2010 yılında İstiklal Caddesi’nde açıldığında, bu planda benimsenen güzergâhın nihai hedefinin, Türkiye’ye sürdürülebilir yapıda bir çağdaş sanat kurumunun kazandırılması olduğunu biliyorduk. Kent merkezine yakın olması arzu edilen bu yapı için uygun arazi aranırken Dolapdere’de Koç ailesine ait, uzun yıllar otomobil servisi olarak kullanılmış eski Otokoç binası dikkati çekti. Aile bu binayı 2013 yılında Vehbi Koç Vakfı’na, yeni müze binası için bağışladı. Endüstriyel bir yapı olan bu binayı restore edip güçlendirerek bir müzeye dönüştürme ihtimali değerlendirildiyse de yeni yönetmeliklere göre restorasyonun bedeli yeni bir binanın yapımından yüksek olacaktı; bu nedenle neticede bu eski binanın yıkılmasına ve yerine bir kültür merkezi olarak tasarlanacak yeni bir mimari yapının inşa edilmesine karar verildi. 2013 yılında açılan davetli proje yarışmasının sunucunda İngiltere’den Grimshaw Architects’in konsept projesi seçildi.

‘NASIL GİDERİM DİYE DÜŞÜNMEYİN’

Kent merkezine yakınlık çok önemli bir avantaj. Bulunduğumuz konum Taksim veya Pangaltı metro istasyonlarına 10-15 dakika yürüyüş mesafesinde ancak doğrudan Arter’in önünden geçen toplu taşıma seçenekleri çok kısıtlı. İnşaat alanımız da sınırlı olduğu ve bodrum katlarımızda eser depoları, konservasyon alanları, teknik yönetim odaları ve performans salonları gibi çağdaş müzecilik işlevlerine öncelik verildiği için maalesef binamızda ziyaretçi otoparkı bulunmuyor. Arter’e ulaşımı kolaylaştırmak için Ford Otosan ve Otokar’la ulaşım sponsorluğu bağlamında bir işbirliği başlattık. Bu sayede ziyaretçilerimize Taksim ve Tepebaşı ile Arter arasında düzenli işleyen ücretsiz bir servis hizmeti sunabiliyoruz. 
13 Eylül 2019’daki açılışımızdan 2 Ocak 2020’ye kadar tüm Arter sergilerine girişi, kurumsal sponsorumuz Tüpraş’ın değerli desteği sayesinde ücretsiz sunabildik. 2020 itibarıyla sergiler için biletli sisteme geçtik ancak Arter binasına giriş herkes için her zaman ücretsiz. Ayrıca giriş katımızdaki galeride yer alan sergiye, kütüphane, kitabevi, Bistro by Divan ve arka bahçe ile ücretsiz bir etkinlik olması durumunda performans salonlarımıza giriş de her zaman ücretsiz. 24 yaş ve altındaki kişiler, Arter Beraber Üyelik Programı kapsamında Komşu, Dost veya Destekçi kategorisinde üyemiz olan herkes, sergilere ücretsiz girebiliyor. 

Dünyanın her yerinde eğitim sistemlerinin sorgulandığı, alternatif pedagojik yöntemlerin araştırıldığı bir dönemi yaşıyoruz. Yeni nesillerin kendi hayallerini ve fikirlerini özgürce ortaya koyabildikleri, yaratıcılıklarını hayata geçirebildikleri bir ortamın beslenmesi için çocukluk ve gençlik döneminde yapılan müze ziyaretlerinin özellikle önemli olduğu araştırmalarla da desteklenen bir bilgi. Erken yaşta yapılan müze ziyaretlerinin kişinin hayatı boyunca kültür dünyasıyla kurduğu ilişkide, empati becerisinde, farklı görüşlerin birarada varolabileceğine dair inancını sürdürmesinde, sorgulayan bir birey olarak hayatını sürdürmesinde belirleyici bir rolü var. Bu nedenle, geleceğin müze ziyaretçilerinin, sanatçılarının, dünyaya eleştirel gözlüklerle bakan bireylerinin yetişmesi bağlamında özellikle 24 yaş ve altındaki ziyaretçilerimize ücretsiz giriş imkânını sunabilmiş olmaktan dolayı mutluyuz.

İlk aylarımızda 7 sergi, konserler, konuşmalar, atölye çalışmaları, film gösterimleri ve performanslardan oluşan yoğun bir program sunduk. Bu yoğun program, açıldığımız günden itibaren ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Yalnızca ziyaretçilerin değil, farklı ülkelerin kültür-sanat kurumlarının yöneticilerinin ve sanatçıların da hem mekâna hem de koleksiyona, sergileme anlayışına ve tüm programa ilişkin heyecanlarını ifade etmeleri bizi çok mutlu etti. 2019’da açık kaldığımız yaklaşık 3,5 ay boyunca toplam 56.000 kişi Arter’i ziyaret etti. Çağdaş sanatı tüm boyutlarıyla geniş kitlelerle buluşturmayı hedefleyen bir sanat kurumu olarak elbette toplam ziyaretçi sayısını önemsiyoruz; ancak bizim için daha önemlisi, ziyaretçinin sunduğumuz içeriklerle temasının derinleşmesi, çağdaş sanat vasıtasıyla sorduğu soruların çeşitlenmesi ve zamanla binamızın çeşitli işlevlerinin “kullanıcısı”na dönüşmesi oluyor.

2020 PROGRAMI...

Arter Baş Küratörü Emre Baykal ise 2020 programıyla ilgili şunları söyledi: “Arter’in 2019 Eylül ayında hayata geçirdiğimiz açılış programındaki bu yılın ilk aylarında yerlerini yeni sergilere bırakmaya başlayacak. 2020 sergiler programımızı hazırlarken, hem İstiklal Caddesi’ndeki binamızda yaklaşık 10 yıl boyunca sürdürdüğümüz programdan, hem de Dolapdere’deki yeni binamızın açılış sergilerinden edindiğimiz deneyimleri göz önünde bulundurduk ve bunlardan çıkan kriterleri dikkate aldık. Açıklanan programa sonradan eklenecek sürprizler olmamakla birlikte, belki de sürprizleri programın kendi içinde ve sergiler arasındaki buluşmalarda aramak daha doğru olacak. 

Arter’in kuruluş yıllarından bu yana programımız çerçevesinde yeni üretimleri desteklemeyi önemsedik ve birlikte çalıştığımız sanatçılara alan açmanın yanı sıra yeni projelerini hayata geçirebilecekleri imkanlar sunmaktan hiç vazgeçmedik. 2020 programında yer alan sergilerimizden üçü yine yeni üretimlere odaklanıyor. Cevdet Erek’in 27 Şubat’ta açılacak olan Bergama Stereotip adlı solo sergisi, sanatçının halen Berlin’deki Hamburger Bahnhof’ta sergilenmekte olan yerleştirmesinin İstanbul’a ve Arter’deki mekana göre tasarlanmış yeni bir yorumunu hayata geçirecek. Emre Hüner, aynı galeride Eylül ayında açılacak, film, heykel ve yerleştirme gibi farklı mecraları içeren solo sergisi için, yarı-kurgusal bir senaryo metni etrafındaki çalışmalarını sürdürüyor. Alev Ebüzziya Siesbye’nin kişisel sergisi ise, sanatçının bu sergi için özel olarak ürettiği yeni yapıtları bir araya getirecek. Selen Ansen küratörlüğünde Arter Koleksiyonu’ndan düzenlenecek olan grup sergisi de doğayla ilişkilenme biçimlerimizi kültür, yapıntı, anlatılar ve ütopya kavramları etrafında araştırırken, bu sergi için üretilmiş kimi yapıtlara da yer verecek. Arter Koleksiyonu’nun kavramsal potansiyellerini farklı boyutlarıyla tekrar araştıracağımız bir diğer serginin küratörlüğünü Kevser Güler üstlendi. Gökcisimleri Üzerine adlı bu grup sergisi, koleksiyondaki yapıtları bir araya gelme ve dağılma, birbirine yaklaşma ve uzaklaşmaya ilişkin potansiyeller üzerinden buluşturacak.  

2020 sergiler programının ana eksenini hiç kuşkusuz ses odaklı projeler oluşturuyor. Kurucu Direktörümüz Melih Fereli’nin İstiklal Caddesi’ndeki binamızda başlattığı Sesli Dizi, bu kez yine Fereli küratörlüğünde koleksiyondan düzenlenen bir sergi olarak programda yer alacak. Duyan Gözler İçin adlı bu koleksiyon sergisi, Arter Koleksiyonu’ndan çoğu müzikle güçlü bağlar kuran yapıtları bir araya getirecek. Bu sergiye sanat tarihsel bir bağlam çerçevesinde, David Tudor’un Composers Inside Electronics, Inc.den John Driscoll ve Phil Edelstein tarafından bir ses yerleştirmesine dönüştürülen ve bugün Arter Koleksiyonu’nda yer alan Yağmur Ormanı V (varyasyon 3) adlı yapıtı eşlik edecek. Cevdet Erek’in Bergama Stereotip’i ve Nevin Aladağ’ın İzler adlı üç kanallı video yerleştirmesini göstereceğimiz sergisi de Arter’in 2020 programındaki ses vurgusunu destekler nitelikte.
Arter’in bu yılki programı içinde, Türkiye’de yapıtları pek de yakından tanınmayan KP Brehmer’in Büyük Resim adlı retrospektif sergisi sanırım izleyici açısından önemli bir tanışmaya vesile olacak. Neues Museum Nürnberg (Almanya), Hamburger Kunsthalle (Almanya), Kunstmuseum Den Haag (Hollanda) ve Arter tarafından gerçekleştirilen ortak yapımın bu son durağı, halen devam etmekte olan Altan Gürman sergisi ve KP Brehmer’in yapıtları arasındaki buluşmaları görmeye imkan tanıyacak, programı izleyici açısından zenginleştiren bir keşif alanı yaratacak.

‘ÇOK DİSİPLİNLİ KÜLTÜR SANAT ALANI ÖZLEMİ’

Baykal, Arter’in Türkiye’nin sanat ortamında doldurduğu boşluğu ise şu sözlerle anlattı: “Arter’in Dolapdere’deki yeni binasının mümkün kıldığı çok disiplinli bir kültür sanat alanının özlemini uzun zamandır hissediyorduk. İstiklal Caddesi’ndeki binamızda hayata geçirdiğimiz ve bizim için eşsiz bir öğrenme ve deneyimleme imkânı sunan 35 sergilik programın ardından, Dolapdere’deki yeni binamızın sağladığı mekânsal imkanlar, sergilerin yanı sıra sahne sanatları, müzik ve film gibi farklı disiplinleri de öğrenmeyi ve etkinlik programlarıyla da destekleyebildiğimiz bütünsel bir yaklaşımı mümkün kıldı. Burada sanatın farklı alan ve gereksinimlerine doğru genişleyen programımızın yanı sıra, sanat odaklı kitabevimizi ve kütüphanemizi de anmak isterim.”