Bahçeşehir Eğitim Kurumları yönetim kurulu başkanı Enver Yücel: Huzur ve adalet için fırsat eşitliği şart

“Türkiye eğitime çok para yatırıyor ama yetmiyor, istenilen seviyeye getiremedik. Dersliklerle, inşaatlarla, fiziksel yapılarla uğraşıyoruz, içeriğe bir türlü gelemiyoruz. İkili öğretimden tekli eğitime geçemedik.”

17 Şubat 2020 Pazartesi, 02:00

Bahçeşehir Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı  Enver Yücel, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanarak, var olan imkânların öğrencilere eşit koşullarda ulaştırılması gerektiğini vurgulayarak “Bunu yapmayınca yani kaliteli eğitimi adil ve eşit olarak vermeyince iyi eğitim alamayanlar, gelirden de hak ettikleri bölümü alamıyor. O zaman da demokrasi sağlam olmuyor. Daha iyi demokrasi, özgürlük, huzur ve adalet için en başta eğitimde fırsat eşitliğini sağlamamız lazım” dedi.  

Birleşmiş Milletler Eğitim Araştırma Enstitüsü Danışma Kurulu üyesi de olan Yücel’le, Türkiye ve dünyada değişen eğitim metotlarını, öğretmenin rolünü, sistemin eksiklerini konuştuk. 

ÖĞRETMENİN ROLÜ DEĞİŞTİ

Eğitim alanında neler oluyor? 

Tüm dünyada eğitimin önemi daha fazla öne çıktı, tüm ülkelerin odaklandığı konu eğitim ve teknolojinin gelişimiyle beraber zorunlu olarak değişmesi gereken bir yapıya girdi. Aynı şekilde devam etmek mümkün değil. 

Gelecekte olmayacak mesleklere eleman yetiştiremeyiz. Geleceğin sorunlarını çözecek öğrenciler yetiştirmeliyiz. Türkiye eğitime çok para yatırıyor ama yetmiyor, istenilen seviyeye getiremedik. Dersliklerle, inşaatlarla fiziksel yapılarla uğraşıyoruz, içeriğe bir türlü gelemiyoruz. İkili öğretimden tekli eğitime geçemedik. İçeriğe dönmemiz şart. Artık öğretmenin öğrenciye bilgi transfer ettiği anlayışı bitti. Öğretmenin rolü değişti ama biz öğretmeni değiştiremedik. Öğretmenleri doğru düzgün yetiştiremiyoruz, onlara hizmet  başında daha iyi eğitim öğretim vermeleri için destek sağlayamıyoruz. 

Kodlamadan, yapay zekâdan bahsediyoruz ama öğretmen hazır değilse olmuyor. Fatih projesi Türkiye’nin dijitalleşmesi anlamında güzel bir projeydi ama başarılı oldu diyemeyiz çünkü öğretmen hazır değildi.

Öğretmeni hazır etmemiz için öğretmen yetiştiren  kurumların yeniden gözden geçirilmesi lazım.

Eğitimin önceliği nedir?

Eğitimin önceliği öğretmendir. Dünyanın en iyi sistemlerini, anlayışlarını da getirsek bunu uygulayacak olan öğretmendir. Öğretmen eğitimin her şeyidir. Ama bu, öğretmen ne öğretirse çocuk da bunu öğrenir demek değildir. Öğretmenin paradigmasını, anlayışını değiştirmemiz lazım. Nasıl bir öğretmen? Bilen değil, bilmeye açık olan, öğrenen öğretmeni bulmamız lazım. Öğrenmeye açık bir kişilik olması lazım.  Bana bir müfredat verilmiş ben o müfredatı  yapıyorum devri bitti. Türkiye’de 80’e yakın eğitim fakültesi var. Hemen hemen hepsinin öğretmen yetiştirme mantıkları aynı. Bu olmaz. Öğretmen adayları da devlette iş bulacağım diye mezun oluyor. Böyle de bir şey olmaz. ‘Devlet alacak’ anlayışından vazgeçilmesi lazım. Bunlara kısıtlama gelsin deniyor. Kısıtlama gelmesin. Eğitim fakültesine bilerek girsin, “dünyada öğretmenlik yapacağım” desin. Bu öğretmenliği Türkiye’de de bulabilir yurtdışında da bulabilir. O kapasitede, o seviyede yetişmeleri lazım. İkinci konu rekabete açık olmayan hiçbir alanda başarı elde edemeyiz. 

Kurayla öğretmen alıyoruz. Dünyada hangi meslek dalı işe alacağı kişiyi kurayla seçiyor? Dünyanın en önemli işi eğitim. Öğrencileri yetiştirecek insanların kurayla alınması doğru değil.

Eğitim sistemindeki en büyük sorun nedir?

Nasıl bir eğitim yapmayacağımıza karar vermemiz lazım. Müfredatı ona göre şekillendirmemiz lazım. Eğitimde fırsat eşitliğini sağlayıp, var olan imkânları eşit koşullarda öğrenciye götürmemiz lazım. Bunu yapamazsak, adil ve eşit olarak eğitim kalitesini yürütemezsek Türkiye’de iyi eğitim alamayanlar, gelirden de hak ettikleri bölümü alamıyor. O zaman da demokrasi sağlam olmuyor. Daha iyi demokrasi için, özgürlük için kişinin huzuru, adaleti için, en başta eğitimde fırsat eşitliğini sağlamamız lazım. 

Zorunlu eğitimi, 12 yılı en iyi biçimde Türkiye’de çocuk ve gençlerin hizmetine sunmalıyız. Ben okumak isteyen, maddi durumu yetersiz öğrencilere kapılarımı Silopi’de de İstanbul’da da Doğubeyazıt’ta da İzmir’de de her yerde açıyorum.

UYGULAMALI EĞİTİM 

 Eğitim reformu nasıl olmalı?

Eğitimi evrensel standartlarda yapmamız lazım. Dünyada yapay zekâ temelli eğitimi uygulayan ilk kurumlardan birisiyiz. Geç kalmayalım. Genç nüfusumuzu iyi yetiştirebilirsek Türkiye’nin geleceği çok daha iyi olur. Dünya yaşlanıyor. Türkiye’nin, üretim için eğitim anlayışını uygulaması lazım. Uygulamalı eğitim yaparsak mezun olan çocuk hep iş aramaktansa belki kendi işini kurar. Kendi işini kuran gençlik yetiştirmeliyiz. Yeter ki biz o çocuğun yeteneğini, kapasitesini bilelim ona göre yönlendirelim. Dünyada artık fabrikasyon eğitim olmayacak. Bizim de buna dönüşmemiz lazım. 

Türkiye’de 18 milyon öğrenci var. Bu öğrencilerin sınav sonuçları, aldığı notlar, düzgün bir şekilde veri bankasına girerse bu verilerle, yapay zekâyla hangi okulda, hangi sınıfta, hangi öğretmenin başarılı ya da başarısız olduğu saptanır, ona göre hareket edilir. Yapay zekâyla öğrencinin okulu bitirdiğinde hangi hedefe gidebileceğini artık test edebiliyoruz. Bunu yaptıktan sonra o öğrenciye destek oluyoruz.