Bir karagün dostluğu!

Mustafa Kemal, Ankara’da Büyük Millet Meclisi açıldıktan hemen sonra, daha hükümet kurulmadan, Lenin’e Anadolu’daki ulusal güçlerin “Emperyalist güçlere karşı, devrimci Rusya ile ortak amaç güttüğünü” bildirmek için bir mektup gönderir. Bu mektup doğmakta olan yeni Türkiye ile Sovyet Rusya arasındaki ilk resmî ilişkinin başlangıcı olur.

24 Mart 2020 Salı, 14:02

Millî Mücadele yıllarında kullanılan silâhların bir kısmının Sovyetler Birliği’nden bağış türündeki yardımlarla sağlanmış olmasından kısaca söz etmek isterim.

Mustafa Kemal, Ankara’da Büyük Millet Meclisi açıldıktan hemen sonra, daha hükümet kurulmadan, Lenin’e Anadolu’daki ulusal güçlerin “Emperyalist güçlere karşı, devrimci Rusya ile ortak amaç güttüğünü” bildirmek için bir mektup gönderir. Bu mektup doğmakta olan yeni Türkiye ile Sovyet Rusya arasındaki ilk resmî ilişkinin başlangıcı olur.

SOYVETLERİN KURTULUŞ SAVAŞINA DESTEĞİ

Cevap gecikmez. Sovyetler savaşan Türk ulusuna el uzatmıştır: “Sovyet hükümeti, her ulusun kendi kaderini kendisinin belirlemesi gerektiği” yolundaki ilkelerine bağlı olarak Türk ulusuna başarı için giriştiği kahramanca savaşı büyük ilgi ile izlemektedir. Sovyet hükümeti ayrıca Türkiye için ağır olan bu günlerde Türk ve Rus ulusları arasındaki sağlam bir dostluğun kurulması için atılan temellerden mutluluk duymaktadır.”

Bu karşılık Ankara Hükümeti’nin ve Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın Sovyetlerce desteklendiğinin en açık kanıtı olmaktadır. Bu cevap halk arasında büyük bir coşkunluğa yol açmış ve güven doğurmuştur. Lenin’in bu mesajının Büyük Millet Meclisi’nde okunması alkış fırtınasının kopmasına neden olmuştur.

1920 Mayısında Ankara, Moskova’ya özel bir kurul gönderir. Bu kurulun görevi Sovyetler Birliği ile ilişkiler kurmak ve Kurtuluş Savaşı için yardım istemekti. Düzenli olmayan ulaşım dolayısıyla delegelerin gezisi aylarca sürer ve delegeler ancak temmuzda Moskova’ya varabilirler.

ANLAŞMA LİSTESİNDEKİLER...

Kurul, Sovyet Dışişleri Bakanı Çiçerin ve birkaç gün sonra da Lenin tarafından kabul edilir. Hemen bir işbirliği antlaşması imzalanır. İkinci bir Ankara delagasyonu iki devlet arasında diplomatik ilişkiler kuran anlaşmayı yapar. Böylece dünyada, Ankara hükümetini ilk tanıyan devlet Sovyet Rusya olur.

Ardından Sovyet Rusya’nın, Ankara Hükümeti’ne silâh, mermi, altın yardımı yapması ve gerektiğinde onunla ortak davranışta bulunmasına karar verilir. Anlaşmanın ardından Anadolu’ya karadan ve denizden silâh ve mermi gelmeye başladı. Anlaşma listesinde şunlar bulunmaktadır:

Kurtuluş Savaşı sürdükçe, yılda on milyon altın ruble, yüz bin tüfek, üç yüz makineli tüfek, her makineli için yüz biner mermi, mermileriyle birlikte altmış obüs topu, yüz bin piyade tüfeğine yetecek mermi, beş uçaksavar bataryası, beş bin süngü, gerekli elbise ve donatım, radyo…” (Bk. Paraşkev Paruşev, Atatürk, Demokrat Diktatör, İstanbul, 1973)

LENİN: ‘MUSTAFA KEMAL AKILLI BİR ÖNDER’

Rus devriminin önderi Türk halkının Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı büyük bir dikkatle izliyor ve Mustafa Kemal’i takdir ediyordu. Lenin, ilk Sovyet elçisi olarak Ankara’ya gitmeden önce Aralov’u yanına çağırarak şunları söyler:

Çok doğaldır ki Mustafa Kemal sosyalist değil. Ama her şey onun iyi bir organizatör ve akıllı bir önder olduğunu gösteriyor. Onun hareketi bir millî burjuva devrimidir. Bizim sosyalist devrimimizin anlamını kavrayan akıllı bir devlet adamı o, Sovyet Rusya’ya karşı tutumu da olumlu. Mustafa Kemal, işgalcilere karşı bir Ulusal Kurtuluş Savaşı veriyor. Halk da ona inanmakta. Ona yardım etmemiz gerek, bu aynı zamanda Türk halkına yardım etmek demektir. İşte sizin göreviniz bu. Ankara Hükümetine ve Türk ulusuna saygı gösteriniz.” (Bk. İ. S. Aralov, Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Hatıraları, İstanbul, 1967)

MOSKOVA’YA GİDEN TÜRK HEYETİ

Mustafa Kemal’in sınıf arkadaşı, Kurtuluş Savaşı’nın eski Batı Cephesi Komutanı Ali Fuad (Cebesoy) Paşa, Ankara Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin elçisi olarak Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkileri düzenlemek ve geliştirmek amacıyla Moskova’ya gönderilir.

Ali Fuat Paşa, daha sonra yazdığı ‘Moskova Hatıraları’ adlı kitabında Türk-Sovyet antlaşmasını şöyle anlatır:

26 Şubat 1921’de her iki taraf delege heyetleri Moskova Konferansı görüşmelerine başlamak üzere Sovyet Dışişleri Komiserliği binasında konferansa ayrılan salonda toplanmış bulunuyorlardı.

Türkiye’yi İktisat Vekili Kastamonu Mebusu Yusuf Kemal, Sinop Mebusu Doktor Rıza Nur Beylerle, ben, Rusya’yı da Dışişleri Komiseri Çiçerin ile Pan Rus Merkez İcra Komitesi üyesi Celâl Korkmazov temsil ediyorduk. Moskova antlaşması 16 Mart 1921 tarihinde yapılan bir törenle imzalandı. (Bk. Ali Fuad Cebesoy, Moskova Hatıraları, İstanbul, 1957)

Dr. Rıza Nur da anılarında bu antlaşmayı şöyle anlatır: “Moskova’ya geldiğimiz vakit ilk iş Batı Cephesine cephane yetiştirmekti. Yunanlılar saldırırsa cephane yoktu. Sivastopol’da beş milyon mavzer fişeği varmış. Sırf Ali Fuat’ın himmeti, gayreti ile bu fişekler alındı. Ali Fuat bunu iş edinmiş, uğraşmıştı. Bu cephane bizim kaçakçılar vasıtasıyla âdeta 24 saate Sakarya ırmağı ağızlarına kadar döküldü. Oralardan da kadın, erkek köylü nineler ile taşıdılar.” (Bk. Dr. Rıza Nur-Grace Ellison, İlk Meclisin Perde Arkası [1920-1923], İstanbul, 2007)

Millî Mücadele’de Sovyet Rusya Altınları / Dr. Rıza Nur / Örgün Yayınları / 368 s.