Çizgi romandan, romana: Marvel’in genişleyen evreni

Son 10 yılda öyle bir bombardımandan geçtik ki, zaman zaman acaba biz de Marvel Evreni’nde mi yaşıyoruz diye sormak ihtiyacı duymuşuzdur muhtemelen. Bir bakıma yaşıyoruz elbette. İster paralel evren deyin, ister franchise evreni, yaşadığımız global bir Marvel evreni mevcut kesinlikle ve biz de çeşitli düzeylerde bu evrenden payımızı alıyor, dahası payımızı ödüyoruz.

28 Şubat 2020 Cuma, 16:07

Son 10 yılda öyle bir bombardımandan geçtik ki, zaman zaman acaba biz de Marvel Evreni’nde mi yaşıyoruz diye sormak ihtiyacı duymuşuzdur muhtemelen. Bir bakıma yaşıyoruz elbette.

İster paralel evren deyin, ister franchise evreni, yaşadığımız global bir Marvel evreni mevcut kesinlikle ve biz de çeşitli düzeylerde bu evrenden payımızı alıyor, dahası payımızı ödüyoruz.

Kimimiz son yıllarda alabildiğine popülerleşen Marvel Sinematik Evreni’ni tüketmekle yetinirken, kimimiz de çizgi romanlardan tutun da, konsol/bilgisayar oyunlarına, hatta action figure çılgınlığına kadar her aşamasına dahil oluyor; ekonomik durumunun da elverdiği ölçüde elbette. Çünkü, bir kez daha çok iyi biliyoruz ki, son tahlilde her şeyin ekonomik bir izahatı var.
Ama biz işin o kısmıyla ilgilenmiyoruz, en azından bu sayfalarda. Burada biraz da çocuk tarafımızı canlı tutan bir merakın peşine düşüp günümüzde Marvel ve benzeri oluşumların çizgi roman sayfalarından başlayıp önce perdeye yansıyan sonra ilginç bir şekilde yeniden sayfalara dökülen - ama bu kez çizgiler olmaksızın - şeceresine bakacağız.

EN YAŞLISI SÜPERMAN!
Meraklısı biliyor elbette ama biz yine de çok kısaca hatırlayalım; süper kahramanların arz-ı endam ettiği ilk çizgi romanlar 20. yüzyılın ilk yarısında ABD’de basılmıştı.

Bugün bilinen anlamıyla ilk süper kahraman olan Superman (kimileri doğaüstü bir gücü olan sihirbaz Mandrake’yi de ilk süper kahraman olarak anıyor ama biz o kadar emin değiliz) 1938’de okurla buluştu. 80 yılı aşkın bir geçmişi var yani süper kahramanların. tabii ki her süper kahramanın ilk beliriş tarihi farklı olduğundan her biri de farklı yaşlarda sayılabilir ve en yaşlıları da bu hesaba göre Superman.

Çizgi romanların sinemaya uyarlanması da hemen bir iki yıl içinde başlıyor ve ilk iptidai uyarlamalardan bugüne yine 80 yıllık bir kronoloji içinde sayısız film yapılıyor. Teknoloji ilerledikçe süper kahramanların beyazperdedeki ağırlığı da artıyor ve son 30 yılda gitgide büyüyen bir pazara dönüşüyor bu iş.

SİNEMA - EDEBİYAT HATTINDA POPÜLARİTE

Özellikle Marvel Sinematik Evreni’nin hakim durumda olduğu bu pazarda bir yandan DC, bir yandan Star Wars markaları (Lucasfilm vs.) ve bir yandan bağımsız olmasalar da daha küçük girişimler neredeyse tüm sinema endüstrisinin lokomotifi haline geldi, başka herhangi bir şeye geçit vermemeye başladı. Bu da bir yerde sinemanın tıkanmasına yol açtı elbette ama bir kez daha, bu sayfalarda ele alınacak bir mesele değil.

Marvel’in Kitap Eki’mizin tam anlamıyla ilgi alanına giren son hamlesi ise ilk olarak çizgi romandan tanıdığımız ve sinema sayesinde global bir popülerliğe ulaşan süper kahramanların ve onların maceralarının bu kez roman olarak önümüze sürülmesi.

Aslında bu türün ilk örneklerine 60’lı yıllarda rastlıyoruz ama o yıllarda tek tük romanlar basılıyor ve çizgi romanların hakkim olduğu piyasada kendilerine pek yer bulamıyorlar. geçen yıllarla birlikte sayı da artıyor ve 2000’lerden itibaren gerçek bir piyasa oluşmaya başlıyor, yine de çizgi romanların gölgesinde kalmak şartıyla elbette. Türkçedeki ilk örnek de İthaki etiketiyle çıkan Black Panther: Kara Panter Kimdir? adlı roman.

MARVEL’İN İLK SİYAHİ SÜPER KAHRAMANI!

Jesse J. Holland’ın yazdığı roman Marvel Evreni romanlarından biri olarak sınıflandırılmış ve Reginald Hudlin ve John Romita Jr.’ın çizgi romanından uyarlanmış. Marvel’in popüler süper kahramanlarından - ve aslında Marvel’in ilk siyahi süper kahramanı - Kara Panter’in nasıl Kara Panter olduğunu anlatan romanı yazan Jesse J. Holland aslında ilginç bir isim. Aslen bir gazeteci ve çoğunlukla Beyaz Saray, Yüce Divan ve kongre üçgeni arasında muhabirlik yapıyor.

Daha önceki kitapları arasında çoksatar kategorisine giren The Invisibles: The Untold Story of African American Slaves in the White House (Görünmeyenler: Beyaz Saray’daki Afrikalı Amerikalıların Anlatılmamış Hikayesi) ve Black Men Built the Capitol: Discovering African-American History In and Around Washington, D.C. (Başkenti Siyahiler İnşa Etti: Washington D.C.’nin İçinde ve Çevresinde Yaşayan Afrika kökenli Amerikalıların Tarihini Keşfetmek).

Sırf bu kitaplar bile Holland’ın Kara Panter’in öyküsünü anlatmak için doğru bir isim olduğunu düşündürtüyor. Elbette edebi değerinin çağdaş Amerikan yazarlarının kaleme aldığı romanlarla eşdeğer olduğunu iddia edecek değilim ama sayfaları hızla çevirten bir kitap olduğu kesin. Akıcı, aksiyon yönü iyi kotarılmış, gerilimi dozunda ve karakter gelişimi de böyle bir hikâye için yeterince doyurucu.

YENİ STAR WARS KİTABI YOLDA

Bu arada Holland’ın 2016’da genç yetişkin kategorisine sokulan Star Wars: The Force Awakens - Finn’s Story (Star Wars: Güç Uyanıyor - Finn’in Hikâyesi) adlı bir kitap daha yazdığını da belirtelim; belki dilimize çevrilir de okuruz. Malum, son filmde Finn’in karakter gelişimi bir hayli zayıf kalmış, Star Wars tutkunları John Boyega’nın canlandırdığı bu siyahi karakteri hikayede nereye oturacaklarını pek bilememişlerdi.

Yine İthaki Yayınları’ndan çıkan Düşmanca Devralma adlı kitap da Marvel romanları arasındaki yerini almış durumda. Orijinal adı Hostile Takeover olan ve David Liss’in kaleme aldığı roman aslında çizgi romandan değil, Spider-Man’in video oyunundan hareketle yazılmış ve oyunda yaşanan olayların öncesini anlatacak şekilde kurgulanmış.

Öte yandan Marvel’in romanları külliyatı her geçen gün genişliyor. Henüz dilimize çevrilmeyen çok sayıdaki roman içine Hulk: Planet Hulk (Greg Pak), Thanos: Death Sentence (Stuart Moore), Iron Man: The Gauntlet (Eoin Colfer), Doctor Strange: The Fate of Dreams (Devin Grayson), Black Widow: Red Vengeance gibi bir kısmı genç yetişkin kategorisinde göze çarpan kitaplar olduğunu da notlarımıza ekleyelim.