‘Çocukluk arkadaşımızın’ müzeleşen öyküsü: Cin Ali Müzesi

Türk halkının unutulmaz çocukluk arkadaşı “Cin Ali”nin öyküsü, yaratıcısı eğitimci Rasim Kaygusuz’un kızları Nevin ve Nesrin Kaygusuz tarafından müzeleştirildi. Ankara’nın en eğlenceli ve öğretici müzelerinden biri haline gelen Cin Ali Müzesi’yle ilgili konuşan müze sorumlusu Selda Dölek, “2016 yılında vakfımız kuruldu. Cin Ali’ye ilgili araştırma süreci uzayınca ailesi öncelikle bir kütüphane açtı. Fakat Cin Ali’ye ilgili sorular bununla bitmedi. Kaygusuz ailesi de ‘Bunu en iyi biçimde müzede anlatabiliriz’ diyerek müzeyi kurdu” sözleriyle kitaptan müzeye akan yolculuğu anlattı.

21 Şubat 2020 Cuma, 12:22

Eğitimci Rasim Kaygusuz, çocukların hem kolay bir şekilde okumayı öğrenmesini sağlamak hem de derslerinden zevk almasını sağlamak için, 1969 yılında “Cin Ali” adlı karakteri yarattı. Yıllar içinde tanınırlığı artan Cin Ali, koca bir nesle çocukluk arkadaşlığı yaptı. Kaygusuz’dan Cin Ali’nin mirasını devralan Nesrin ve Nevin Kaygusuz da, bu eşsiz karakteri “daha unutulmaz bir hale getirmek, anıları canlı tutmak ve yeni nesle Cin Ali’yle beraber okuma sevgisini kazandırmak için, “Cin Ali Müzesi”ni kurdu. Müze sorumluları Selda Dölek ve Demet Er, hem müzenin hem de Cin Ali’nin öyküsünü Cumhuriyet Anadolu’ya anlattı.


‘O ailemizin bir ferdi’


Eğitim sisteminin 2005 yılında değiştiğini ve tümden gelim yönteminden tümevarım yöntemine geçildiğini anımsatan Dölek, “Bu değişiklik yapılırken de ‘Cin Ali tarih oluyor’ şeklinde bir söylem kullanıldı. Ancak bu söyleme ‘Cin Ali bizimdir’ şeklinde karşı bir söylem çıktı. Böylece bizim Cin Ali’ye olan hatıralarımız canlandı ve aynı zamanda ona olan merakımız arttı. Onu kim yazmıştı, arkasında neler vardı merak etmeye başladık” dedi. Cin Ali’yle ilgili araştırmaya başladıktan sonra onunla yazın, tiyatro, edebiyat, resimde ve daha pek çok alanda karşılaştıklarını aktaran Dölek, “Cin Ali’yi tanıyınca ona bir vefa borcumuz olduğunu hissettik. O bizim ailemizin bir ferdi. Cin Ali böylece bir mirasa dönüştü” ifadelerini kullandı.


‘Cin Ali matbaaya dönüyor’


Cin Ali’nin bir “miras” haline gelmesi sürecinde birçok insanın kendilerine ulaşıp katkı sağlamak istediğini belirten Dölek, “Mesela, Sabiha Susuz 2011’de bize ulaştı ve ‘Cin Ali’ye vefa borcum var, bunu ödemek istiyorum. Ben Cin Ali resimleri yapacağım’ dedi” ifadelerini kullandı. Çizilen Cin Ali resimleri ile sergi açmaya karar verdiklerini belirten Dölek, serginin davetiyelerini de “nostaljik Cin Ali kitabı” şeklinde hazırladıklarını dile getirdi. Davetiyelerin çok beğenilmesi üzerine Cin Ali kitaplarının “özlendiğini” fark ettiklerini aktaran Dölek, “Böyle olunca Kaygusuz ailesi Cin Ali’nin yayın haklarını 2013’te tekrar aldı ve Cin Ali matbaaya girerek öz haliyle tekrar yayınlandı” dedi.


‘En iyi müzede anlatılır’


Cin Ali’nin tekrar basılmasıyla ailenin bir vakıf kurmaya karar verdiğini aktaran Dölek “2016 yılında vakfımız kuruldu. Cin Ali’ye ilgili araştırma süreci uzayınca öncelikle bir kütüphane açıldı. Bu kütüphane, hem çocuklar için hem de eğitim araştırmaları amacıyla yapıldı. Fakat Cin Ali ile ilgili merak edilenler bitmedi. Kaygusuz ailesi, ‘Cin Ali’yi en iyi biçimde müzede anlatabiliriz’ diyerek müzeyi kurdu” ifadelerini kullandı.

Cin Ali’nin doğum fotoğrafı


Müzenin odalarını tek tek tanıtan Dölek, girişte yer alan “aile odası”ndaki Kaygusuz ailesinin fotoğrafını göstererek, “Bu odada Cin Ali’nin doğum fotoğrafı yer alıyor. 1968’de doğduğunda 4 kişilik bir ailesi vardı. Rasim ve Nevziye Kaygusuz, annesi ve babası. Nevin ve Nesrin Kaygusuz da, kitaptaki Cin Ali’nin kardeşleri Suna ve Selma. Cin Ali kitaplarında anlatılan hikayeler de hep onların yaşadığı hikayeler” ifadelerini kullandı. Rasim ve Nevziye çiftinin Köy Enstitüsü mezunu iki öğretmen olduğunun altını çizen Dölek “Ayaş’ta tanışıyorlar. 1952 yılında ise Ankara dönemleri başlıyor. Cin Ali de Bahçelievler’de doğuyor. Bu odada eğitim tarihi ile Cin Ali’nin tarihinin kesiştiği noktaları göstermek istedik” dedi.


Braille baskı Cin Ali kitapları


Müzenin “Sınıf” bölümünü tanıtan Dölek “Cin Ali hep birinci sınıfı okutacak, o hiç büyümeyecek. Bu bölümde gerçek okul sıralarımız ve tahtalarımız var. Ziyaretçiler burada önlük giyebiliyor, tahtada tebeşirle oynayabiliyor, zil çalıyorlar. Tıpkı gerçek bir sınıfta gibi vakit geçirebiliyorlar” ifadelerini kullandı. Bu bölümde yer alan ve görme engelli çocuklar için özel olarak hazırlanan kitaplardan söz eden Dölek, şunları aktardı:


“Rasim Kaygusuz, 1952 yılında Ankara’ya geldiğinde körler okuluna atanmış. Bu okulda 9 yıl eğitim vermiş. Biz de bu anıyı canlandıracak bir Avrupa Birliği projesi yürütüyoruz. Bu proje kapsamında Braille baskı Cin Ali kitapları hazırladık. Çocuklarımızın şimdiye kadar kendilerine ait bu boy kitapları hiç olmamıştı. Ayrıca kitapta kabartmalarla betimlenen resimler de var. Çocuklar bu resimleri dokunarak görebiliyor. Türkiye’de görme engelliler için yapılan 17 okula bu malzemelerimiz ulaştı.”


40 bin okula Cin Ali mektubu


Müzenin “mektup” bölümünü de tanıtan Dölek, “Burada Cin Ali’ye mektup yazıyoruz ve posta kutusuna atıyoruz. Mektuplar Cin Ali için çok önemli. 1972 yılına kadar Cin Ali yayınları kurulmuyor ve bütün çaba Kaygusuz ailesinin Bahçelievler’deki evinden devam ediyor. Rasim Kaygusuz, Cin Ali’yi tanıtmak için 40 bin okula mektup yolluyor. Oralardan geri dönüşler alıyor ve istenilen kadar kitabı okullara ulaştırıyor” dedi.

Fiş defterleri merak ediliyor


Kaygusuz’un okumayı kolaylaştıran icatlarının yer aldığı “oyun ve okuma alanı” bölümüne ilişkin bilgi veren Er ise, “Resimli matematikli fişler ve güzel yazı defterleri bu bölümde yer alıyor. Özellikle ziyaretçilerimiz fiş defterine ilgi duyuyor. Herkes ‘Benim de vardı’ sözleriyle geçmişi yad ediyor” dedi.


‘Mucit öğretmen’


Dönemin koşullarında kalem, silgi, defter gibi malzemelerin zor bulunduğuna dikkat çeken Er, “Olanı da iyi kullanmak gerekiyor. Rasim Hoca da yazmayan kalemleri ‘alıştırma aleti’ olarak kullanıyor. Öğrenciler, yazmayan kalemlerle hem el hareketlerini öğreniyor, hem kasları alışıyor. Bunu yapan çocuklarda bir yazma alışkanlığı oluşuyor. O dönemde kullanılan kalemleri de ziyaretçilere sunuyoruz” dedi. Bu bölümde ayrıca Kaygusuz’a ait bir müfettiş raporunun sergilendiğini söyleyen Er, “Müfettiş raporunda Rasim öğretmen için ‘mucit öğretmen’ yazıyor” dedi.


Medrano Sirki

Cin Ali’nin ilk, ikinci ve üçüncü basım kitaplarının yer aldığı bölümden, müzenin son bölümü “sirk” bölümüne geçiliyor. Bu bölümü tanıtan Er, “Ankara’ya 1970’li yıllarda Medrano Sirki geliyor. Kaygusuz ailesi de orada fille tanışıyor. Ardından Rasim Kaygusuz burada gördüklerini ‘Cin Ali ve Berber Fil’ kitabında yazıyor” ifadelerini kullandı. ANKARA