Ruhu alınmış tur

55. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu "nostaljik" diye anılan bir parkurda gerçekleştirildi. Köken aldığı Marmara Turu'nun orijinal rotası, en çok da 1967 yılındaki organizasyonun benzeri bir uygulamaydı.
Yayınlanma tarihi: 26 Nisan 2019 Cuma, 17:17

55. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu "nostaljik" diye anılan bir parkurda gerçekleştirildi. Köken aldığı Marmara Turu'nun orijinal rotası, en çok da 1967 yılındaki organizasyonun benzeri bir uygulamaydı.

Böylece, transfer tutarının azalmasıyla TUR bütçesinde rahatlama olmuştu. Parkur değişse de, sprinterlere kendilerini göstermelerine olanak tanıyan, yalnızca bir yokuşlu etapta genel klasman liderinin belli olacağı klasik TUR yarışı koşuldu.

Dünyanın en prestijli bir haftalık (altı günlük) yarışlarından, 4 milyon Avro'luk bir organizasyon olan TUR'a ne yazık ki yalnızca 6 profesyonel takım katılabilmişti. Dünya Bisiklet Birliği'nin (UCI) kuralları gereği 10 olması gereken takım sayısı bunun altına düşünce organizasyon bir alt kategori olan HC'ye düşüyordu. Bu sorunu çözmek için özel izin alınmış olmalıydı.

Türk bisiklet sporunun yüz akı olan 55 yıllık organizasyona, profesyoneller dışında, bir alt kategoride olan profesyonel kıta takımlarının çok rağbet etmemesi asıl tehlikeydi. Çünkü gelecek yıllarda karşılaşılacak küme düşme olasılığında, en çok adı geçen kıta profesyonel takımlarına gereksinim olacaktı.

Aslında Türkiye Turu için en büyük rakip olan Hırvatistan Turu iptal edilince organizasyonun eli rahatlamıştı. Hedefi, uzun vadeli planları, her şeyden önemlisi ruhu olduğu yabancı ekiplerce fark edilen bir organizasyona katılımın üst düzeyde olması gerekirdi.

TUR özellikle 2008 yılından başlayarak ulaştığı profesyonel organizasyon çatısını izleyerek gerçekleşti. Yeni parkurda çok daha özgün yollar kullanmak varken yol bisikletinin ruhuna uygun olmayan otoyol ya da duble yolların tercih edilmesi en eleştirilen yöndü.

Bir arkadaşımın dediği gibi, aslında yazılacak tek şey "TUR hakkında yazılacak çok şey olmadığı"ydı! Oysa başka konular var...

Örneğin, bisiklet camiasındaki çatışma... Bir bölgenin, diyelim ki Sakarya'nın siyasetin de desteğini alarak yükselişi; federasyon başkanına karşı cephe alması, daha da fenası bu yolda sporcularını da kullanması... Milli sporcuların sosyal medyada sübliminal daha doğrusu çok da anlaşılmayan siyasi söylemlerle bir yerlere mesaj gönderme kaygısı...

TUR'a katılan milli sporcuların alınan başarısız sonuçlardan hiç gocunmaması, bu yolda kendilerini sorumlu hissetmek bir yana yine belirsiz mesajlarla federasyonu suçlayıcı sözleri... Bunun dışında, federasyon başkanının kendisinden hiç beklenmeyecek şekilde en küçük bir eleştiri karşısında son derece kindar davrandığının söyleniyor olması...

Türk bisiklet sporunun gelişmesinde en önemli konu olan alt yapı yatırımlarının yetersizliği, genç sporcuların yetişmiyor olması, yıldızlığı kendinden menkul olanların ise bisiklet dışında her şeyle uğraşmaları...

Ve de en fenası, basında ve sosyal medyada bu konuların çeşitli nedenlerle hiç dillendirilmeyişi...
Son söz; Bir an önce oturup konuşmak gerekiyor. Bisiklet sporu kötüye gidiyor...

A+ A-