Kapat
A+ A-

Yaptırım kararı kırılma mı, süreli kriz mi?

Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Doç. Dr. Ali Faik Demir, ABD’nin yaptırım kararını değerlendirdi. Türkiye’nin eski Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu’na göre ise, Brunson gerilimi bir detay ve esas büyük kriz, İran’a uygulanan ambargoya Türkiye’nin dahil olmayacağını açıklamasının ardından yaşanacak gelişmeler üzerinden çıkacak.
Yayınlanma tarihi: 01 Ağustos 2018 Çarşamba, 23:55

[Haber görseli]

Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Doç. Dr. Ali Faik Demir, Türkiye ile ABD arasında yaşanan krizin taraflar arasında tarihi dönüm noktalarından biri olduğuna dikkat çekti. Daha önce ABD’yle Kıbrıs, 1915 olayları, ambargo kararları başta olmak üzere pek çok konuda tansiyonun yükseldiğine ancak böylesine kabine üyelerini doğrudan hedef alan siyasi bir hamlenin ilk kez görüldüğüne işaret etti.

Washington’ın iki bakana uyguladığı yaptırım kararının sembolik açıdan önemli olduğunu kaydeden Demir’e göre, yaşanan süreç Trump’ın “Süresiz dostluk ve süresiz düşmanlık olmayacak” siyasetinin de bir parçası gibi. Bu çerçevede, Demir Trump’ın ilişkileri “en tepeden, en dibe indirme ya da tersi” yönde küresel çapta izlediği politikalara vurgu yapıyor. Trump yönetiminin bu adımıyla bir yandan da Türkiye’ye, Suriye ve İran konusunda mesaj verme çabasında olabileceğine de değiniyor. Özellikle Trump yönetiminin İran’a yönelik yaptırım kararlarına Ankara’nın uymamasına karşı diş gösterme hamlesine girişmiş olabileceği görüşünü ortaya koyuyor.

ABD’de Kongre’nin bir bölümünde bu yıl seçimlerin olacağını hatırlatan Doç. Dr. Demir, Trump’ın bu çerçevede iç siyasi hesaplara girişme çabası olasılığını da gündeme getiriyor. Diğer yandan da Trump’ın tartışmalı başkanlık süreciyle birlikte Pentagon’dan Dışişleri Bakanlığı’na, Washington’da farklı politikaların dillendirildiğine, Beyaz Saray’ın siyasetinin Suriye dahil sahada nasıl yankı bulacağının tartışma konusu olmayı sürdürdüğüne işaret ediyor. Bu çerçevede de Washington’dan yaptırım kararının geldiği dönemde aynı zamanda ABD Avrupa Kuvvetleri ve NATO Müttefik Kuvvetler Harekât Komutanı’nın Ankara’da görüşmeler yaptığına dikkat çekiyor.

‘Diplomasi çabası sürmeli’

Türkiye’den gelen ilk tepkileri, krizi daha da derinleştirmeme yönünde doğru bir yaklaşım olarak yorumlayan uluslararası ilişkiler uzmanı Demir’e göre, Ankara’nın karşılıklılık ilkesi çerçevesinde tutum izlemesi doğru bir adım, ancak diğer yandan da çözüme yönelik diplomasi anlamında çabaların sürdürülmesi gerek. ABD’nin FETÖ, Erdoğan’ın Washington ziyaretinde korumalarına yönelik kararlarına işaret eden Demir, bu çerçevede Washington’ın ABD’li rahip Andrew Brunson’ı gerekçe göstererek aldığı karara karşılık Ankara’nın da Amerikan yargısına yönelik karşılılıklık yanıtı verebileceği görüşünde.

‘Kırılma mı, süreli kriz mi?’

Demir’e Ankara-Washington arasında iplerin kopmasının NATO’da nasıl bir etki yaratacağını da soruyoruz. Son NATO zirvesinde Türkiye’nin hayati önemde bir müttefik olduğu vurgusunun yapıldığını hatırlatan Demir, ittifakta Türkiye’li bir kopuşun yaşanmasına halihazırda Washington’la zorlu süreçten geçen Avrupalı üyelerin izin vermeyeceği düşüncesinde. Halihazırda Suriye krizinde

ABD’ye kıyasla Avrupa’nın özellikle göçmen konusunda zorlu bir süreç yaşadığını, Türkiye’nin müttefikliğini kaybetmek istemeyeceğini söylüyor.

Ankara-Washington cephesinde krize işaretle, tarafların eğer birbirlerinden vazgeçme lüksü yoksa, ilişkileri daha da germe politikasından vazgeçilmesi gerektiğini kaydeden Demir, “İlişkilerde kimi taraflarda kriz yaşanıyor, kimi taraf da yaşanmıyor... O zaman sorulardan biri de şu, taraflar krizlerle birlikte krizsiz alanları yürütme başarısını gösterebilecek mi? Trump, Türk-ABD ilişkilerinde kırılma mı yoksa geçici süreli bir kriz mi istiyor ” diyor.

Faruk Loğoğlu: Esas kriz İran üzerinden patlak verecek

Türkiye’nin eski Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu’na göre, Brunson gerilimi bir detay ve esas büyük kriz, İran’a uygulanan ambargoya Türkiye’nin dahil olmayacağını açıklamasının ardından yaşanacak gelişmeler üzerinden çıkacak. Loğoğlu, Rahip Brunson neden önemli olduğunu açıklayarak,“ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, evanjelist. Başka bir değişle radikal dinci. Bir de biliyorsunuz Kasım’da ara seçimler var. ABD’de 1 milyon civarında evanjelist seçmen var. Bu da seçimlerde bir koz” dedi. Ancak, Loğoğlu’nun esas vurguladığı husus, iki ülkeyi bekleyen İran ambargosu krizi. Loğoğlu İran amborgosu hakkında, “ABD’nin yaptırımları Kasım ayından itibaren petrol ve doğalgaz alımlarını da kapsayacak. Yaşanan krize rağmen iki ülke dışişleri bakanları iki defa görüştüler, bir defa daha da görüşecekler. Ama İran’a yaptırımlarda kararlı. Türk Amerikan ilişkilerinde simgesel anahtar Rahip Brunson, kilit ise İran’dır” ifadelerinde bulundu.

 

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler