Türkmenleri kullandılar

Haseke kentinin bir bölümünü elinde tutan ABD destekli SDG’nin Türkmen sözcüsü, ‘Türkiye’nin Türkmenlere verdiği silahların yüzde 90’ı başka gruplara satıldı’ dedi.

07 Aralık 2015 Pazartesi, 22:25

ABD’nin desteğiyle oluşturulan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Haseke’de IŞİD’e karşı önemli başarılar sağlıyor. SDG, ekim ve kasım aylarında Türkiye’yi “YPG-YPJ” gerekçesiyle kızdıran iki silah sevkıyatıyla gündeme taşındı.

SDG’nin sözcüsü ise Çeminbey/ Elbeyli bölgesinden Türkmen asıllı Talal Ali Silo. Savaştan önce Suriye ordusunda albay olan ve silahlı isyan sırasında Başbakan Ahmet Davutoğlu’yla görüşüp Türk istihbaratıyla da temasta olduğunu anlatan Silo, Türkiye’yi Türkmenleri ‘siyasi kart’ olarak kullanmakla suçluyor. Silo, Türkiye’nin Türkmenlere değil, sadece El Kaide ile çalışan Sultan Murat Tugayı’na yardım ettiğini, onların da bu silahları sattıklarını iddia ediyor. Silo ile SDG’nin Haseke’deki geçici karargâhında görüştük.

-Türkiye, Türkmenlerin hamisi olduğunu söylüyor. Öyle mi?

TALAL ALİ SİLO: Türk hükümeti Türkmenleri ‘siyasi kart’ olarak kullandı. Pek çok Türkmen grup Türkiye’ye gitti, onlara Bahçeşehir’de rezidanslar verildi. Asıl Türkmenlere hiç destek vermediler. Ben Türkmen tugayının (Selçuklu) komutanıydım. Türkiye El Kaide bağlantılı Sultan Murat Tugayı’na destek verdi. Bizi ise DAİŞ saldırdığında yalnız bıraktı.

-Türk hükümeti Türkmenlere 2000 TIR silah gönderdiğini iddia ediyor. Gönderilmedi mi?

Silahlar Suriye’ye müdahale için verildi. Türkiye hükümeti Türkmenleri diğer gruplara silah göndermek için görüntü olarak kullandı. Silahları teslim alanlar yüzde 90’ını başka gruplara sattı. Bazı MİT yetkilileriyle toplantılarda bu durumu soruşturmalarını talep ettim. Ama hiç ilgilenmediler.

-Rusya’nın Türkmen bölgesine yönelik bombardımanları Türkiye’de tepki çekiyor. MHP gönüllüler oluşturuyor. Türkmenler için hayırlı mıdır?

MHP’ye teşekkür ederim ama Suriye’de 3 milyona yakın Türkmen kendilerini koruyamazken Türkiye’den 300 kişinin gelip onları savunması imkânsız.

-Sınırda Türkmenlerle ilgili bir insani trajedi mi yaşanıyor?

İnsani bir sorun var. Ancak uluslararası örgütlerle çalışılarak çözülebilir

-SDG olarak doğuda lojistik hattaki El Hul kasabasını kurtardınız, Haseke’nin güneyinde ilerliyorsunuz. Yeni güçte asıl Kürtlerin etkili olduğu söyleniyor?

Doğru en büyük katkı Kürtlerden geliyor. Yakınlarda yeni gruplar bize katıldı. Arap tugayları da var. Gelecekte Arapların güçleri ile dengelenir. Sukur el Bedie grubu katıldı. İki tugay daha Cerablus bölgesinde. SDG ulusal bir güçtür. Amacımız IŞİD’le savaşıp ülkemizi özgürleştirmek.

-Türkiye SDG’den hazzetmedi. Neden?

IŞİD’in kontrol ettiği kalan tek alan Cerablus ile Azaz arasında. Türk hükümeti komşu olarak bizim gibi demokratik güçler yerine IŞİD güçlerini tercih ediyor. Bize meydan okuyor. Sorun yaratmaya çalışıyor. Türkiye bu şekilde sınırlarını koruyamaz. Oysa biz Türkiye’yi hedef almıyoruz.

-Türkiye SDG’ye Fırat’ın batısına geçip Cerablus’a ilişmeyin diyor. Bölgeye girebileceğini ima ediyor. Girer mi?

Türk tarafıyla kişisel ilişkilerim var. Türk hükümeti medyada propaganda yapıyor ama içi boş. Türkiye sınırdan bir metre bile geçmez. Son beş yılda çok kırmızı çizgi çektiler hiçbiri tutmadı.

-Türk özel kuvvetlerinin Suriye’ye girdiği iddiası da var..

MHP Türkmen Dağı’nda insanları örgütlemeye çalışıyor. Bunlar 1.5 yıl önce başladı. O dönemde ben de planlamalarda yer almıştım. 3-5 insan sınırı geçti ama şehit düştüler. Bu plan da başarısız oldu.

-Amerikalılarla bağınız güçlü mü?

ABD hükümeti ve Pentagon’la çok iyi ilişkilerimiz var. IŞİD’e hava saldırılarını koordine ediyoruz. Bizlere silah mühimmat gönderdiler. ABD özel kuvvetler danışmanları da yakında gelecek. El Hul’daki zafer ve Haseke’nin güneyindeki kazanımlardan sonra...

-Ruslarla hiç bağlantıları var mı?

Ruslarla ilişki kurmadık. Uluslararası koalisyonla hareket etme yükümlülüğümüz var.

-Suriye ordusu ile birlikte hareket etme ihtimali var mı?

Suriye rejimi ile ilişki kurmayız. Kamışlı ve Haseke’de bazı noktalarda, sınır ve havaalanlarında varlar. Onlarla şu anda savaşmıyoruz. Ama rejimin meşruiyetini tanımıyoruz.

-Viyana diyaloğundan sonuç çıkar mı?

SDG’nin siyasi kanadının ilanı hazırlanıyor. Barışçı siyasi çözüm için masada olacağız. Bizi Afrin’den Cezire kantonuna tüm siyasi partilerin temsil edildiği bir siyasi yapı temsil edecek. 10 Aralık gibi açıklamaya hazırlanıyorlar. Hedeflerimizi ve taleplerimizi uluslararası topluma sunacak.

 

YPG: Er ya da geç Fırat’ın batısına geçeceğiz

Rojava’nın Cezire kantonundaki Kamışlı kentinde konuştuğum üst düzey bir YPG kaynağı Türkiye’nin ikazlarına karşılık “Bugün olmasa bile yarın Fırat’ın batısına geçeceğiz” sözleriyle meydan okudu. YPG yetkilisi oluşturdukları Suriye Demokratik Güçleri’nin Türkiye için tehdit teşkil etmediğini söylerken “Türkiye sınırını geçecek değiliz. Derik’ten Kobane’ye uzanan sınır elimizde ve tek kurşun atılmasına izin vermiyoruz” dedi.

Türkiye’nin desteklediği grupların IŞİD’le savaşmadığını, asıl sorunun da bu olduğunu söyleyen yetkili, “Peki Türkiye sınırı geçip Cerablus’a girer mi” sorusuna “Pratikte sanmıyorum. Çünkü eğer Türkiye girerse kendisi için çok devasa bir sorun yaratır” yanıtını verdi. Yetkili, Suriye ordusuyla ise bölgenin statüsüne çözüm bulunursa birlikte savaşabileceklerini ekledi.