‘Edebiyatta fantezi yükselmiyor, gerçekçilik ölüyor!’

Fantezi edebiyatı yeni oluşan bir alt tür gibi algılansa da bu türü tanımlamadan önce edebiyatın aslında fantezi olduğunu hatırlatmalı. Edebiyatın evreni gerçek evren değil. Fantezinin evreni.

28 Şubat 2020 Cuma, 17:28

Edebiyat metinlerinin ne olmadıklarını düşünelim: Edebiyat metni; hukuki (yasa veya sözleşme), teknik (kullanım kılavuzu veya bir patent), bilimsel (bir fizik makalesi veya sosyoloji kitabı), tarih (bir vakayiname) metin değil. Başka deyişle olguları ve gerçekliği yansıtma iddiası taşımaz. Gerçekçilik iddiası taşıyan edebiyat dâhi gerçekliği yansıtmaz. Edebiyattan örnekleri ile: Raskolnikov yok ve bir kadını öldürmedi, Selim Işık var olmadı ve intihar etmedi; Hamlet diye bir kişi yok; Kalinkin Köprüsü’nde Akakiyeviç’in hayaleti palto çalmadı, Diyavol Paşa da, Amat diye bir gemi de yok. Edebiyatın evreni gerçek evren değil. Fantezinin evreni.

Bugün fantezi edebiyatı, daha çok bir mod (kip). Melodramlar gibi ana akımla çevre arasında, bilinçdışı ve bilinç arasında uzlaşı. Arzuların dilini, bastırılmış olanın dışa vurulmasını içeriyor ve ‘Zeitgeist’i yansıtıyor. Gerçeklik ve fantezi ikileminde gerçeklik fanteziyi beslerken, fantezi gerçekliği yeniden kurguluyor. Belki de son yüzyılda edebiyatta fantezi yükselmiyor, gerçekçilik ölüyor.

YADIRGATMANIN ÖLÇEĞİ

Fantezi, bilinçdışı, arzular ve insan psikolojisi ile iç içe bir mod. Rus Biçimciler’in edebiyatın işlevi olarak gördüğü ostranenie, yani yadırgatma, fantezi romanlarında doğa yasalarına kadar genişliyor. Kendi yasaları ile evrenler ve dünyalar yaratıyor; mitolojiden beslenip kendi mitolojisini oluşturuyor.

Başka evrenlerden gelen eski ve ölü tanrılar, başka boyutlar, yabancı gezegenler; dünya mitolojisinden kaynaklılar kadar, özgün tasarımlarla canavarlar ve envaiçeşit mahlûkat can buluyor. Bu edebiyatta karşılaşılan doğaüstü yaratıkları ve durumlar, psikolojik etkileri yüzünden birer somut eğretileme.

Todorov bilimkurguyu fantezinin alt türü görüyor. Doğa yasaları ile sınırlı kaldığı iddiasındaki bilimkurguda bile yukarıdakiler mevcut. Todorov, Fantastik adlı kitabında fantezinin dinamiğini açıklar: Fantastik, iki uç, olağanüstü (açıklanamayan) ve tekinsiz (açıklanabilen) arasında salınır.

Bu salınım, Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası’nda bile mevcut. Puslu Kıtalar Atlası’nda düşmana ulaşmak için tünel açan asker, bir ejderha ile karşılaşır. Ancak bu karşı taraftan gelen düşmanın sırtındaki bir dövmedir. Önce olağanüstü, sonra onun bir açıklamasını görürüz; fakat gerilim düşmez, bu iki uç arasındaki salınım sürer.

KISA TARİHÇE

Modernite öncesi Homeros’un Odyssea’sı (mitosun epey ataerkkilleşen haliyle) bilinmeyen diyarlara, büyünün sırlarına yolculuğu, eve ve benliğe dönüşü işler.

Modernitede; sanayileşmenin ilk döneminde, gotik edebiyat (örn., Drakula) bilinmeyene, Doğu’dan gelen ötekiye yönelik korkuyu işler; Viktorya döneminde bastırılan ve susturulan cinsellik yüzünden sembolizme başvurur.

1940’lara dek, pulp (ucuz kağıda basılı) fantezi yazarları (örn., Howard ve Lovecraft) kapitalizmin yükselişi ile ötekiye karşı önyargıları, coğrafi keşifler bittiğinden, Atlantis gibi hayali ülkelere, Altın Çağ’a özlemi; taşra ve kırdaki ABD ideallerine dönüş özlemini yansıtırlar.

1940 sonrası, günümüz modernite sonrası fantezinin temeli Tolkien, tıpkı Romantik dönemdeki gibi, eserlerini iyi ile kötünün savaşı, ırk diye aslında var olmayan bir kavram üzerine kurar, ötekiye yönelik korkuyu yansıtır.

1970 sonrası fantezi (Brooks’un Shannara’sı, Donaldson’ın Thomas Covenant Günceleri, Jordan’ın Zaman Çarkı), bir anlamda Tolkien “baba”ya saygıyla karışık ihanet halinde, Yüzüklerin Efendisi’nin olay örgüsünün aynısını içerir.

2000-2010 sonrası ana akım fantezi ise bu yukarıdakilerin karışımını ve yine Zeitgeist’ı yansıtır (özellikle genç erişkin roman hep bir sınava hazırlığı, kayıp anne-babanın gizemini içerir).

Maalesef, günümüzde ana akım sanayileşmiş, tektipleşmiş: Yüzüklerin Efendisi çeşitlemeleri alt türe hâkim. Yabancılaştırmanın sınırını artık bu kitap belirliyor; aslında tümüyle tecimsel bir etkinlik olan yayıncılık da okuyucu tuhaftan, algılanması zor olandan koruyor.

GÜNÜMÜZ FANTEZİSİ: TOLKIEN’LE MÜCADELE

Tolkien’ın dünyası bir feodal dünya. Hükümranla mücadele eden bir köylü gibi, aslında Keloğlan masallarında bile denk gelebileceğimiz bir tema var. Ancak tek kişinin tüm topluma egemenliği değil, iyi ve kötü kral eleştiriliyor. Bunu açıkça eleştiren Taht Oyunları, halkın kendini yönetmesini savunan zayıf bir grup içeriyor (ama henüz çıkmamış kitabın dizi ile örtüşeceğini varsayarsak, bu idealle açıkça dalga geçiliyor).

Tabii, bu fantezinin ana akımı için söz konusu. Başka eserlerde, feodal dünyaya kısıtlanmayanlarda başka politik düzenler de mevcut. Ne ki karakterler açısından dövüşülecek en büyük ejderha siyasi düzen; bunu Harry Potter’da bile görmek mevcut.

Nefsin ejderhası (iktidar arzusu) türün ana eleştiri unsuru (ki Tolkien da bunu Platon’un Devlet’inden, Gyges öyküsündeki görünmezlik yüzüğünden alıyor. Platon, mutlak iktidarla yozlaşan Gyges’dan hareketle ideal devlette gençleri yoz tanrılara ait öykülerle eğitmemeyi öğütlüyor).

Tolkien moderniteye özgü hevesle bozuk düzeni yıkıp yenisini kurmayı istiyor. Dahası, Rosemary Jackson gibi eleştirmenler, Tolkien’ı olgun bir fantezi yazarından ziyade dileklerin yerine gerçekleştirildiği, hâkim ideolojiyi haklı kılan romans yazarı görüyor.

YÜZÜKLERİN EFENDİSİ ŞABLON YARATTI

Kısacası, Yüzünlerin Efendisi daha sonraki yazarlar için bir şablon. Eserleri yeni gerçekliğin haritasını, teknik metinlere benzere terminolojiyi, olay örgüsünü ve ana ihtilafı özetleyen bir kehaneti içeriyor.

Genelde teknolojisi Orta Çağ düzeyindeki ana akım fantezi ve teknolojiye karşı güvensizliği işleyen alt-alt-tür bilim-kurgu, teknoloji sayesinde dünyaya yayıldı. 2000’lerde sinema sanatında bilgisayar teknolojisi ile gerçeklik yeniden kurgulanabildi. Tolkien’ın eseri beyaz perdeye yansıdı. Böylece tüm dünyada çevirileri çok fazla okunmaya başladı. Hatta Harry Potter kitap serisi ve filmi ile tür çocuklar arasında yaygınlaştı ve ilerleyen dönemde genç erişkin romanına hâkim oldu.

TÜRKİYE’DE FANTEZİ: GEÇMİŞ VE İMKÂNLAR

Türkiye’de 1990’larda üniversite bilim kurgu ve fantezi toplulukları, Atılgan gibi dergiler etrafında oluşan çekirdek okuyucu toplulukları, ilerleyen dönemlerde türün çevirmenlerini, yazarlarını ve editörlerini teşkil etti. Bugün bu topluluklar, rol yapma oyunları, roman tartışmaları, fantastik eserlerden ilham alan kostümler sergilenen cosplay etkinlikleri gibi etkinlikler düzenliyor. Okuyucu kitlesi genelde üniversite öğrencileri ve mezunları. Belki de polisiye romanlar haricinde hiçbir alt türde görülmeyen biçimde edebiyatı sahipleniyorlar, tartışıyorlar.

Artık Tolkien ve Rowling’in eserleri Türkiye’de de popüler kültürün parçası: Gollum’a benzetme dava konusu oldu. Akşener, “Winter is coming” dedi. Kitaplardan uyarlama film ve diziler yapıları gereği alegoriye açık, sembollerle yüklü olduğundan, günlük söyleme çok rahat karışıyor. Özellikle Tolkien’ın eseri iyi ve kötünün savaşı olarak algılanan her duruma uygulanabiliyor.

FABİSAD...

Bunların dışında Türkiye’de bu edebiyatın yaygınlaşmasında önemli bir unsur, FABİSAD’ın (Fantazya ve Bilmkurgu Sanatları Derneği) kuruşu. Genel bağlamda bu alanda eser üreten herkesin katılabildiği bu dernek, toplantılar, konuşmalar ve Giovanni Scognamillo’dan adını alan yarışması ile özgün üretimi tetikliyor. Türkiye Bilişim Derneği’nin her yıl düzenlenen Bilimkurgu Öykü Yarışması da bu alana genç yeteneklerin katılımı için çabada bulunuyor.

Baskı dönemlerinde sembolojinin ağır bastığı bu türün, kalıplardan kurtulması ve aşinalaşan yadırgatmayı tekrar yadırgatabilmesi için cesur yayıncılara ve cesur yazarlara ihtiyaç var.

Fantastik / Tzvetan Todorov / Çeviren: Nedret Öztokat / Metis Yayınları / 176 s.

Devlet / Platon / Çevirenler: Sabahattin Ali, M. A. Cimcoz / Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / 372 s.

Puslu Kıtalar Atlası / İhsan Oktay Anar / İletişim Yayınları / 239 s.

Yüzüklerin Efendisi - Tek Cilt Özel Basım / J. R. R. Tolkien / Çevirenler: Bülent Somay, Çiğdem Erkal İpek / Metis Yayınları / 1026 s.