Eğitimde ikinci Fulbright dönemi

1940’lı yıllarda, iki dünya savaşı sonunda yıpranmış Türkiye için eğitim alanındaki dönüm noktalarından biriydi Fulbright bursları.
Yayınlanma tarihi: 20 Ekim 2015 Salı, 07:33

Senatör Fulbright’la imzalanan anlaşma ile çok sayıda öğrenci ABD’de eğitim alma şansı yakaladı. Öte yandan, bu burslar, Türkiye’de ABD çıkalarına uygun kuşaklar yetiştirmek için, uzun vadeli bir planın parçası olarak da eleştirildi. Şimdi Senatörün eşi Harriet Fulbright, Türk eğitim sistemine dahil olmak istiyor. Geçen hafta açılışı yapılan kurum, önümüzdeki yıl, özel okullarında eğitim vermeyi planlıyor. Harriet Fulbright’laaçılış sonrasında görüştük.

- Fulbright bursları Türkiye için eğitim açısından bir dönüm noktasıydı. Sizin de böyle bir tarihsel misyonunuz var mı?

Bu enstitünün vizyonu daha çok K12 seviyesinde, kültür algısını, birbirini anlamayı, birbirleriyle diyaloğu eğitimi ön plana çıkararak ulusları ve uluslararası grupları bir araya getirmek. Enstitü tam da Fulbright Kurslarının kuruluş mantığına uygun. “Maddi durumu iyi” gibi kıstastan ziyade uluslararası ve ulusal profesyonellerle bir araya getirip bir etkileşim oluşturmak.

- Barış temasının üzerinde duruyorsunuz.

Bence anahtar nokta ve olmazsa olmaz eğitim. 1. ve 2. dünya savaşlarına baktığınızda insanlar birbirleriyle savaşıyorlardı, ama hepsi insan hakları için savaştıklarını ifade ediyorlardı. Dolayısıyla ortada bir tezat var. Eşim, “Bunu nasıl aşabiliriz” sorusundan hareketle bu programı organize etti.

- Aziz Sancar Nobel Ödülü kazandı, kendisi öğrenimini Türkiye’de tamamlayıp çalışmalarını ABD’de yapmış birisi. Bu açıdan baktığınızda Senatör Fulbright’ın ismini taşıyan bursların Türkiye’deki misyonunu gerçekleştirebildiğini söyleyebilir misiniz?

Fulbright’ın bu anlamda kendi misyonunu fazlasıyla başardığını söyleyebilirim. Çünkü insanlar o dönemde, başka bir ülkeye gidip, uzun süre kalıp o kültürün içinde yer almıyordu. Aslında insanlara bir imkân açtı. Bu bursun ciddi bir ölçüde başarılı olduğunu düşünüyorum.

- Başvuracak öğrencilere hem eğitim hem koşullar anlamında ne vaat ediyorsunuz?

Biz bir şeyin sözünü verebiliyoruz; buraya gelen öğrenci küresel bir ağın parçası olacak. Benim ülkemde de, sizin ülkenizde de bir sürü iyi eğitim kurumu var. Ama birçoğu tek alanda uzmanlaşmış. Dünya artık böyle değil. Yaptıkları işi dünyanın öbür taraflarına da taşıyor olmalılar.

- Türkiye’nin farklı bölgelerinde de çalışmanız olacak mı?

2016-2017 öğretim döneminde İstanbul’da kendi okullarımızı açmayı planlıyoruz. Sonrasında daha çok sivil toplumla birlikte diğer bölgelere yoğunlaşmak istiyoruz. Şöyle düşünebilirsiniz; bir tarafında özel eğitim dediğimiz sistemin parayı kazanacağı yer, diğer bir misyon ise o sisteme dahil olamayan kitleye nasıl gideceğimiz sorusu. Türkiye’nin ciddi bir okul ihtiyacı var. Daha çok bu alanlarda, ulaşmakta zorlanılacak konularda ön plana çıkmak.

- Türkiye’de birçok köklü Amerikan eğitim kurumu var. Bu kurumlar sizin kurumunuza belli açılardan rehberlik edecekler mi?

Kendi modelimizi gerçekleştirmeden bir toplulukla bir araya gelmek anlamsız bir çaba olur. Kendi sistemimizi kurgulayacağız.

- Fulbright bursları Türkiye için oldukça kritik olan Marshall yardımlarıyla paralel gelişmişti. Bazı kesimlerden Fulbright burslarıyla Türk eğitim sistemini Amerika’nın çıkarlarına uygun modellere çevirdiği yönünde eleştiriler geldi.

Amerika böyle bir şeyi niye istesin? Bu sürekli konuşulan bir şeydir özellikle de bugünün dünyasında. Böyle bir şeyi yapmak kimsenin umrunda olmadığı gibi 1946 yılından bugüne baktığımızda, o zaman bütün sistemin Amerika kültürü ekseninde gelişmesi lazımdı. Böyle bir şey yok. Evet bu eleştiri var, bu bitmeyecek bir eleştiri belki ama tamamen politik.

A+ A-