Kapat
A+ A-

Hasan Çetinkaya sır perdesini araladı

Fenerbahçe'nin eski idari menajeri Hasan Çetinkaya açıklamalarda bulundu ve bazı konulara açıklık getirdi.
Yayınlanma tarihi: 22 Ağustos 2018 Çarşamba, 12:05

Fenerbahçe'de göreve gelen yeni yönetimin ardından kulüpten ayrılan eski idari menajer Hasan Çetinkaya, Hürriyet'e açıklamalarda bulundu. Çetinkaya'nın söylediklerinden satır başları şöyle:  

"Herkese nasip olmayan bir görev üstlendim. Bu şerefli kulüpte 10 sene görev alıp Fenerbahçe tarihine geçtim. Tek hissettiğim huzur. 3 Temmuz en buhranlı dönemdi. Sabah 06:00'da uyanmıştım, 07:00'de başkan ile buluşup Sapanca'ya gidecektik. Polisler, Emmanuel Emenike'yi almaya geldiler, '15 dakika geç çıktı' dediler. Her şeyin takip edildiğini anladık. Emenike'yi alıp gittiler."

"Ben, Aykut Kocaman, Ali Koç, Ali Yıldırım ve Ömer Temelli dışında çok fazla insan yoktu. Kampa gittik, müthiş bir bombardıman vardı. Yanımızdaki temizlikçilerden bile çekiniyorduk. Benim bile adım geçiyordu. Panik bir vaziyette olanları kavramaya çalışıyorduk"

"Mamadou Niang geldi dert yandı: 'Fransa'dan tüm akrabalarım, arkadaşlarım arıyor. "Sen şike yapan bir takımda oynamışsın" diyorlar. Anlamadım. Şike olması için rakip savunmacıların bana kolaylık sağlamaları gerekiyordu. Bizim kazanmamız için kolaylık sağlamalılardı. Ben hiçbir maçta böyle bir şey yaşamadım."

 

"Oyuncuları hedefe kitlemek, birliktelik sağlamak adına konuştuk. 'Her maçımız zor geçti' diye konuşmalar yapıyorduk. Benim ailem her maç öncesi Hz. Yuşa'nın türbesine gidiyordu. Dualar edilip kurbanlar kesiliyordu. Bu kadar zorlanmıştık o sezon"

"Ardından camia bir araya geldi, tarihi bir direniş gösterildi. Türkiye Cumhuriyeti'nin de kaderini değiştiren olaylrdan biriydi. Bu kanlı terör örgütü en büyük atılımı o dönem yapmıştı. 'Şampiyonlar Ligi'nde en az çeyrek final oynarız' diyorduk, Şampiyonlar Ligi'nden ihraç edildiğimizi söylediler"

 

"Bir de üzerine Trabzonspor'un gittiği söylendi. Daha da büyük çöküntü oldu, bir anda tüm motivasyon gitti. 26 Ağustos'ta bir toplantı yapıldı, ekonomik olarak çok zor durumda olduğumuz, gitmek isteyen futbolculara kolaylık sağlanacağı kibarca anlatıldı. Gemi batıyordu, transfer üç gün sonra bitiyordu. 'Bazı oyuncularımızın maliyetlerinden kurtulalım' dedik."

"Kiralık vermeyi düşündüğümüz Andre Santos yanımıza geldi, 'Bonservisim ne olur?' dedi. Ben de 'Seni kim istiyor, ona göre konuşalım' dedim. Söylemek istemedi. O zaman '7 milyon Euro istiyoruz' dedim. 'Olur mu bana fazla 1 milyon Euro veriyorlar' dedi. O anda büyük bir kulüp olduğunu hissettim."

 

"Manchester United, Arsenal'i 8-2 yenmişti, Arsenal olduğunu tahmin ettim. Sonunda Santos da söylemek zorunda kaldı. Santos'a dedim ki 'Sen aradan çık, onlar arasın' Arsenal'in CEO'su aradı, 'Futbolcu bize 1 milyona gelebileceğini söyledi' dedi. İki gün pazarlık ettik ve 7 milyon Euro'yu kabul ettirdik, tek ödemede aldık!"

"Aradan zaman geçti, Arsenal ile Şampiyonlar Ligi elemesi rövanşına gittik, Ersun Yanal döneminde. Arsenal CEO'su yanında oturan yöneticisine 'Karşıda oturan beyefendiyi tanıyor musun?' diyerek beni gösterdi. 'Bu adam 1,5  milyona alacağımız oyuncuyu bize 7'ye sattı' dedi."

 

"Mamadou Niang geldi, 'Gitmek istiyorum. Bana çok büyük kontrat öneren bir kulüp var, oraya gitmek istiyorum' dedi. Ondan da 7,5 milyon Euro kazandık, müthiş iş oldu. Araya başka bir kulübü sokup fiyatı o seviyeye çektik, bir anda 14,5 milyon Euro geldi."

"Sonra Lugano geldi, '3,5 milyon Euro'ya serbest kalır' maddesi vardı. Onu da gönderdik ve kasaya 17,5 milyon Euro aldık. Ali Koç, Ali Yıldırım ve ben oturuyoruz, herkesi arıyoruz. Kimse oyuncusunu vermek istemiyordu... O sırada Aykut hoca 'Bienvenu vardı' dedi, sadece onun kulübü kabul etti"

 

"Bienvenu, yetenek olarak bir Niang, bir Sow değildi. Şampiyonlar Ligi'nden ihraç edilmiş, başkanı cezaevinde olan bir kulübe oyuncu alıyorduk, bir şekilde oyuncu da kabul etti. Kısıtlı yeteneğine rağmen elinden geleni yaptı"

"Kuyt transferi çok enteresan. Sözleşmesinde bir madde vardı, çok dürüstçe o maddeyi açıkladı: '1 milyon Euro'ya İngiltere dışına serbest kalır' 1 milyon Euro'nun üzerindeki bonservis bedelini Liverpool ile yarı yarıya paylaşacaktı, sadece 1 milyona transfer ettik. 5 milyon deseydi, 2,5 milyonu o alacaktı. Çok karakterli oyuncuydu"

"Cardozo işini beceremediler' diyorlar bana. Biz oyuncuyla her konuda anlaştık, bitmişti transfer. İkinci alternatif Emenike'ydi. Başkan Aziz Yıldırım, Ersun Yanal'a sordu, 'Emenike'yi mi Cardozo'yu mu istiyorsun?' diye, Ersun Yanal, Emenike'yi istedi ve onu transfer ettik. Bunu ilk kez açıklıyorum"

" Alex çok önemli bir insandı, kariyerindeki en başarılı dönemini sözde büyük problemler yaşadığı Aykut Kocaman ile yaşadı. İnanılmaz bir performans, inanılmaz bir liderlik gösterdi. Oyuncuyu performansa yönlendirmek, büyük bir hocalık başarısı. Hoca, Alex'ten faydalanmak için takım formatını ona göre ayarladı. Mehmet Topuz yıldız olarak geldi, ona 'Hem sağda oynayacak hem de Alex'in açıklarını kapatacaksın' demişti"

"Sonraki süreçte 3 Temmuz oldu, Alex yine dik durdu. Alex'in iki tarafı vardı, bizim gördüğümüz tarafta hiçbir sıkıntı yoktu. Aykut Kocaman, 'Sen iyiysen oynatırım seni' diyordu. 2011-12 sezonu sonunda deplasmanda Alex'siz oynayıp Trabzon'u sahadan sildik. Galatasaray'ı yensek şampiyonuz... Derbi öncesi takımı bozmamasını Aykut Kocaman'a o söyledi. Aykut hoca teşekkür etti"

"Aslında ' Alex ve Aykut Kocaman arasında savaş var' diyenlerin tersine böyle duygusal bir bağ vardı. Bu, Alex'in bir yönüydü, çok temiz karaktere sahip biriydi. Bir yandan da dışarıdan kötü niyetli insanlar tarafından farklı yönetiliyordu herhalde..."

"Play-off sezonunda o kritik derbide Aykut Kocaman, Alex'i sakatlığını düşünerek ikinci yarıda oyuna almayı planladı. 'Baştan oynatırsam darbe alır, sonra faydalanamam. 70'e kadar onsuz gideriz, sonra rakip de yorulmuşken oyuna sokarım' diye düşünüyordu. Tam Dia'nın yerine oyuna sokuyorduk ki Dia kırmızı kart gördü, tüm planlar değişti. Maç berabere bitti, o günden sonra Alex'le soğukluk başladı"

" Valbuena tam bir futbol aşığı, evinde sabahtan akşama kadar 2. ve 3. lig maçlarını bile izliyor. Antrenman bittiğinde o devam ediyordu, 'Karanlık oldu, içeri gir' diyorduk. Maçlarda taktiksel kurgu içinde sonuç almak gerekiyordu. Ondan en verimli performans, oyuna sonradan girince elde ediliyordu. Kariyerinin skor anlamında en verimli sezonlarından birini geçirdi, sorun da çıkarmıyordu. Oynamayınca hiçbir oyuncu mutlu olmaz. Bir kriz olmadı yani"

"Transfer sihirbazlığı diye bir şey yok, kurumsal kimlik var. Bu bir ekip çalışması. Tüm transferlerde ekibin bir parçası oldum, iletişim ve ikna kabiliyetimi tabii ki kullandım ama her zaman arka planda planda durdum. Aziz Yıldırım ile çalışmak güzel ve keyifliydi, farklı bir insandı. Beni çok sevip çok güvenirdi. Zorluklar da yaşadım. Fenerbahçe'yi çok seven bir insan. Güzel zaman geçirdik"

 

Cumhuriyet İMECESİ