Hareket vakti

Dünyada ışıklar bu yıl doğa ve insan için dayanışma adına kapatılacak.

27 Mart 2020 Cuma, 06:00

Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) iklim krizine dikkat çekmek için 2007’den beri ışıkların bir saat kapatılması çağrısı yaptığı Dünya Saati etkinliği bu yıl doğa ve insanlık için dayanışma temasıyla yarın 20.30 - 21.30 saatleri arasında düzenlenecek. WWF Türkiye İletişim Müdürü Neyran Akyıldız, koronavirüs krizinden dersler çıkarmak gerektiğini belirterek “Koronavirüs krizi bize erkenden harekete geçmenin önemini gösterdi” diyor.

- Bu yılın teması neden “doğa ve insan için dayanışma”? 

Her yıl dünyanın dört bir yanından milyonlarca insanın katılımıyla düzenlediğimiz Dünya Saati’nde, evlerimizde bir saatliğine ışıkları kapatarak ortak bir amaç etrafında bir araya gelebileceğimizi gösterebiliriz. İçinden geçtiğimiz zorlu süreçten ancak böyle bir dayanışma ruhu ile çıkabilir, iklim krizi gibi küresel sorunlarla baş edebiliriz.

- İklim krizinin boyutları nedir? 

İklim krizine karşı mücadelede maalesef hükümetler hâlâ yeterli adımları atmadılar. Şu anda aldığımız önlemler ile yüzyılın sonuna kadar küresel ısınmayı 1.5 o C’de tutmamız imkânsız. Bu da ne yazık ki tüm dünya için daha kötü iklim koşulları, aşırı hava olayları, deniz suyu yükselmesi, gıda ve suya erişimde zorluklar ve biyolojik çeşitliliğin kaybı anlamına geliyor. Hükümetlerin hemen harekete geçmesi ve öncelikli olarak fosil yakıt kullanımını azaltarak yenilenebilir enerjiye geçişin sağlanması gerekir.

- Koronavirüsle mücadelenin ardından iklim kriziyle mücadele nasıl bir boyut kazanmalı? 

Şu anda tüm dünyanın mücadele ettiği koronavirüs krizinden dersler çıkarmak ve iklim risklerine karşı hazırlıklı olmak amacıyla mevcut zayıflıklarımız ve güçlerimizin yanı sıra, bizi bekleyen tehditler ve doğamız üzerine de düşünmek gerekiyor. İklim krizi de büyük ölçekli ve öngörülebilir bir küresel risk. Koronavirüs krizi bize erkenden harekete geçmenin önemini gösterdi. Hükümetlerin insanları korumak için hızlı karar vermeleri ve cesur adımlar atmaları gerekebileceğini gördük, bunu iklim krizine karşı mücadelede de yapmalıyız. Koronavirüs krizi sonrası ekonomiyi canlandırmak için verilecek kararlar bundan sonra nasıl bir dünyada yaşayacağımızı belirleyecek. Düşük karbonlu bir büyüme mi yoksa toplumu hava kirliliği ve iklim krizinin olumsuz etkilerini artıran başka bir krize sürükleyebilecek bir büyüme mi? Doğayı ve iklimi koruduğumuz sürece doğa da bizi koruyacak. İnsan sağlığı, doğal yaşam ve ekosistemler arasındaki ilişkiyi ne kadar güçlü kurarsak, gelecekte yaşayacağımız salgın gibi krizlerden kaçınma olasılığımız da artacaktır.

HIZLA YOK OLUYOR

- Doğal alanların durumu ne boyutta? Azaldı mı? 

Karasal alanların yüzde 75’i insanlar tarafından önemli ölçüde değiştirildi ve doğallığını kaybetti. Deniz alanlarının yüzde 60’ından fazlası yoğun insan etkisi altında ve sulak alanların yüzde 85’ini kaybetmiş durumdayız. Küresel ölçekte orman kaybının hızı azalmış olsa da özellikle biyolojik çeşitliliğin en yüksek olduğu tropik ormanlardaki kayıp hâlâ hızlı bir şekilde devam ediyor.

- Türkiye’de türler hızla yok oluyor mu? Ne boyutta? 

Biyolojik çeşitlilik açısından gurur duyulacak zenginlikte bir doğal mirasa sahibiz. Topraklarımızı, 160’ın üzerinde memeli, 460’tan fazla kuş, 10 bini aşkın bitki, 364 kelebek,140’tan fazla sürüngen ve çift yaşamlı, 400’ü aşkın balık türü ile paylaşıyoruz. Öte yandan ne yazık ki yine aynı topraklarda çok sayıda tür doğal yaşam ortamlarıyla birlikte tehlike altında. Bugün artık tahminler değil, bilim ve rakamlar konuşuyor. Yaşayan Gezegen raporumuzun verilerinin de ortaya koyduğu üzere gezegenimiz ciddi yaşamsal sorunlarla karşı karşıya. Canlı popülasyonları, 1970’lerin başından bu yana dünya genelinde ortalama yüzde 60 azaldı. Türkiye’de küresel düzeyde tehlike altında olan tür sayısı da son 10 yılda dört katına çıkarak 400’e ulaşmış durumda.

KARBON AYAK İZİNİ AZALTMANIN 6 YOLU

Birim karbondioksit cinsinden ölçülen, üretilen sera gazı miktarı açısından insan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararın ölçüsü karbon ayak izinizi azaltarak iklim krizine karşı harekete geçmek mümkün. Sera gazı salımı küresel ısınmaya neden oluyor. Her birey yaşadığı yere ve yaşam şekline göre farklı miktarda sera salımına neden oluyor. Karbon ayak izini azaltmak için çok masraf yapmanız veya ciddi uğraşlar vermeniz gerekmiyor. Alışkanlıklarınızdaki küçük değişikliklerle dünya için büyük etkileri yaratabilirsiniz. Karbon ayak izini azaltmak için 6 öneri listeledik: 

- Çamaşırlarınızı kurutucu kullanmak yerine asarak her ay yaklaşık 20 TL tasarruf sağlayabilir ve sera gazı emisyonlarınızı önemli ölçüde azaltabilirsiniz. 

- Evden çıkınca hedefiniz bir kilometreden kısa mesafede duruyorsa araba kullanmak yerine yürümeyi veya bisiklete binmeyi tercih edin. Bu sayede araç kullanımındaki emisyonu önemli ölçüde azaltıp, spor yapmak için zaman yaratmış olacaksınız. 

- Eğer hâlâ kullanmıyorsanız ampullerinizi, enerji tasarruflu kompakt floresan ampuller (CFL) ile değiştirin. CFL ampul kullanarak ampul ömrü boyunca 600 kg karbondioksit salımını önlemiş olursunuz. 

- Ortalama bir yetişkin, her yıl 4 kg. fatura ve önemsiz posta (broşür, tanıtım) alır. Bu istenmeyen postalar, su ve ağaçların israfına yol açar. Şirketlerle doğrudan iletişime geçin ve onlardan sizi posta listelerinden çıkarmalarını isteyin. Faturalarınız için ise e-faturayı tercih edin. 

- Bir odadan çıkarken ışıkları kapatma alışkanlığı edinin. Aynı şekilde, bilgisayar ve televizyon gibi elektronik eşyalarınızı da kullanmadığınızda mutlaka kapatın. Ayrıca bu cihazları kullanmadığınızda elektrik kullanmalarını önlemek için fişten çıkarın. 

- Meyve ve sebze satın almak için süpermarketlere gitmek yerine yerel çiftçilerin pazarlarını tercih edin ve yerel olarak yetiştirilen ürünleri satın alın. Bu sayede hem yerel ekonomiye katkıda bulunmuş olacaksınız hem de ürünlerin nakliyesi için kullanılan araçlardan çıkan karbon emisyonlarını azaltmış olacaksınız.

KÜRESEL KÖMÜRLÜ TERMİK SANTRAL TAKİBİ RAPORU AÇIKLANDI: SANTRALLAR AZALIYOR

Küresel Enerji İzleme Merkezi, Greenpeace, Sierre Club, Avrupa İklim Eylem Ağı ile Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan Yükseliş ve Çöküş 2020: Küresel Kömürlü Termik Santral Takibi raporuna göre dünyada planlanan kömürlü termik santral sayısı 4 yıldır azalıyor. Rapora göre, yapım ve proje aşamasındaki küresel kömür santralı kapasitesinin de 2019’da bir önceki yıla göre yüzde 16, 2015’e göre yüzde 66 gerilemesi dikkat çekti. Öte yandan, geçen yıl proje aşamasındaki kömür santralı kapasitesindeki düşüşe rağmen küresel ölçekte termik santral kapasitesi 34.1 gigavat arttı. Böylece, 2015’ten beri ilk defa yeni devreye alınan net kömür santralı kapasitesinde artış görüldü. Dünyada yeni devreye alınan kömür kapasitesinin üçte ikisi Çin’de faaliyete geçti. Türkiye geçen yıl dünyada inşaat öncesi aşamada en fazla kömürlü termik santral projesi bulunan ikinci ülke konumuna gelerek Hindistan’ı geride bıraktı.

DÜŞÜYOR 

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkelerinde ise kömüre dayalı elektrik üretimi kapasitesi 2011’den beri düşüyor. Geçen yıl dünyada emekli edilen kömür santrallarının neredeyse yarısı ABD’de görüldü. ABD’de yaşlanmış kömürlü termik santralların emekli edilme oranı Trump yönetiminde yüzde 67 arttı.