Hem janr insanı hem ciddi edebiyatçı

Bilimkurgu ve fanteziye The Left Hand of Darkness / Karanlığın Sol Eli (Ayrıntı Yay.) gibi kitapları ve Earthsea / Yerdeniz (Metis Yay.) gibi dizilerle edebî derinlik ve feminist duyarlılık getiren Ursula K. Le Guin, ona “bilim-kurgu yazarı” denmesinden hoşlanmazdı.

28 Şubat 2020 Cuma, 16:42

Bilimkurgu ve fanteziye The Left Hand of Darkness / Karanlığın Sol Eli (Ayrıntı Yay.) gibi kitapları ve Earthsea / Yerdeniz (Metis Yay.) gibi dizilerle edebî derinlik ve feminist duyarlılık getiren Ursula K. Le Guin, ona “bilim-kurgu yazarı” denmesinden hoşlanmazdı.

Ursula K(roeber) Le Guin, en sevdiğim yazarlardan biridir. Sadece ben fantastik âleme ilgi duyduğum, o da bu âlemin ecesi olduğu için değil, farklı türlerde de yazdığı, aynı zamanda şair ve çevirmen olduğu için. Yaşı ilerleyip de artık roman yazmayı bıraktığı zaman bile şiir yazıyor ve böylece ruhunu ferahlatıyormuş. Zaten kendisine bilimkurgucu ya da fantastik edebiyatçı gözüyle bakılmasından hoşlanmazdı.

YAZARIN HAS BÜYÜCÜSÜ GED!

Le Guin’i severim, evet. Biraz da Yerdeniz’deki büyücüsü Ged, fantastik edebiyatın en sevdiğim karakteri olduğu için. Olağanüstü yetileriyle, kusurları ve eksikleriyle, ikincil karakterlerini bile unutulmaz hale getirmiş Le Guin’in en başarılı yaratısıdır. Duny - Çevikatmaca - Ged süreci bize heyecan sunar, olağanüstü Ged’e hayran kalırız. Ben bugün de hayranım. Bir de yazarının özellikle bu seride lisana ve isme verdiği öneme...

Yerdeniz'de, canlı-cansız her varlığın, onun özünü tarif eden bir gerçek adı var. Bir insanın, bir şeyin, hatta bir kayanın bile, gerçek adını bilmek, onu kontrol etmek anlamına geliyor. Bu isme sahibinden başka ancak bir, iki kişi vakıf durumda. Elbette, itimada şayan kişiler. Aslında sahibi de başlangıçta adını bilmez. Gerçek adı ona, on üç yaşına gelince verilir. Gerçek bir isim, Gerçek Lisan'ın bir sözü; bu yüzden de ancak bu vergiye sahip biri, bir çocuğun gerçek adını bilip, ona isim verebilen biri tarafından konabilir.

DEŞEN, KAVRAYAN BİR YAZAR

Le Guin'in sanatı ise onun hayatı, ölümü, insanı inceleyen, deşen, kavrayan bir yazar olmasında. Le Guin, lisanın gerçekliği algılamamızı nasıl biçimlendirdiğinin ne büyük önem taşıdığının da farkında. Dilin, genel anlamıyla edebiyatta bile hor görüldüğü, bir çapulcu kayıtsızlığıyla kullanıldığı günümüzde sırf bu özelliği bile ona saygı duymamıza yeter.

Yazarımız 21 Ekim, 1929’da Berkeley California’da doğdu. İki antropologun, Alfred L. Kroeber ile Theodora Kracaw Kroeber’in dört çocuğunun en küçükleri ve tek kızlarıydı. Babası California Amerikan Yerlileri uzmanıydı. Annesi ise Ishi in Two Worlds / İki Dünyada İshi adlı, California’nın “son vahşi Kızılderilisi”nin hayatı ve ölümü üzerine çok beğenilen bir kitap yazmıştı. Küçük Ursula önce mitoloji kitaplarına merak sardı. Ama ergenlikte bilimkurguya merakını kaybetti çünkü “bütün hikâyeler silah ve askerlerden ibaret gibiydi. Beyaz adamlar gidip evreni fethediyordu.”

YAZMAYI BEŞ YAŞINDA ÖĞRENDİ

Ona yazar olma esini veren şeyin, beş yaşında yazmayı öğrenmesi olduğunu söylüyor. Bir de annesiyle babası ne onun yazdıklarına karışmışlar ne de yazma azmini övmüşler. Ama yeteneği varsa çok sıkı çalışması gerektiğine inanmaları, kızlarını teşvik etmiş. Ancak, üniversite çağına yaklaşırken babası, “satılabilecek bir beceri” edinmesini istemiş. “Dilleri seviyordum, ben de üniversitede Fransız ve İtalyan edebiyatı okudum,” diyor. Sonra da bunları öğretti.

1953’te Paris’te, tarihçi Charles A. Le Guin’le evlendi. Evlenince, kocası yazı yazma hakkını hiç sorgulamamış. “Kocalarda ender bulunan bir haslet,” diyor Le Guin. “Genç yazarlara öğüdüm; para sahibi biriyle evlenemiyorsanız, hiç değilse yeteneklerinizi kıskanacak biriyle de evlenmeyin.” Şansına, genç yaştayken tanıdığı, yaşça büyük birkaç yazar da onu teşvik etmiş. “Sanatın şöhret için bir yarışma olduğunu düşünen yazarlardan uzak dururum.”

LE GUIN’INLERİN KURALI

Evliliği sayesinde yaşamayı da yazmak kadar sevmesi mümkün oldu. “Üç çocuk büyütürken yazmaya çalışmak çetin iş, ama kocam bunu sonuna kadar benimle paylaştı ve her şey yoluna girdi. Le Guinler’in Kuralı: Bir kişi iki tane tam zamanlı iş yapamaz, ama iki kişi üç tane tam zamanlı iş yapabilir, eğer dürüstçe paylaşıyorlarsa. Yazmak için fildişi kule gerektiği, bebeğin olursa kitabın olamayacağı, sanatçıların hayatın pis işlerinden bağışık olduğu iddiaları, saçmalıktan başka şey değil.”

1960’ların başlarında basılmamış beş romanı vardı. Ona kollarını açacak bir pazar bulmak isteyen Ursula K. Le Guin janr kitapları yazmaya karar verdi. İyi etmiş. Böylece biz de Yerdeniz’e kavuştuk. Kendine hayali bir Orta Avrupa ülkesi buldu. Adı Orsinia’ydı. Romanını yazdı, Alfred Knopf’a gönderdi. Onun nazik geri çevirmesini de “bir nevi beğenme” olarak kabul etti.

GENÇ YAZARLAR SIKIN DİŞİNİZİ! URSULA DA REDDEDİLDİ!

Ama bir de red mektubu sorunu var. Bu reddin konusu olan kitap, bir süre önce 40’ıncı yıldönümü şerefine yeniden basılan The Left Hand of Darkness / Karanlığın Sol Eli’ydi. “Çok iyi kalpli bir insan olduğum için,” diyor, “Editörün ve yayınevinin adını vermiyorum. Ama mektuptan söz ediyorum ki, kısa süre önce red mektubu almış olanlar neşelensin. Sıkın dişinizi!” Karanlığın Sol Eli, bilimkurgunun en önemli iki ödülü olan Hugo ve Nebula’yı aldı. Genç yazarlar, sahiden de sıkın dişinizi!

Le Guin, düzyazıya da hakim şiire de. Gerçekçi kurgu, bilimkurgu, fantastik, küçük çocuklar için kitaplar, genç yetişkinler için kitaplar, senaryo, deneme, vb. yazıyor. Basılmış 7 şiir kitabı, 22 romanı, 100’den fazla kısa hikâyesi var; 12 de çocuk kitabı. En beğenilen kitaplarının çoğu da hep basıldı, kitapçı raflarından hiç eksik kalmadı.

DİLE ADANAN 40 YIL!

İnsanın korkusunu, ölümle ilişkisini anlattığı Yerdeniz’in altı kitabı A.B.D. ve Britanya’da milyonlarca sattı. Le Guin, Roke Büyücüler Okulu’nu yarattığında, Rowling henüz 3 yaşındaymış. Ursula K. Le Guin’in ilk önemli bilimkurgu kitabı Karanlığın Sol Eli (hani editörün beğenmediği), kendi alanında çağ açıcı bir kitap sayılır. Çocuk kitaplarının arasında en beğenileni, Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan dört kitaplık Kanatlı Kediler Masalı (Catwings) dizisidir, Emma Tekir ile kanatlı dört yavrusunun maceralarını anlatır. Dört yavruya dört kitap...

Bir de çevirmen olarak yazmaktan kendimi alamadığım bir şey var. LeGuin, Lao Tzu’nun Tao Te Ching’i üzerinde kırk yıl çalışmış ve büyük övgü almıştı. Doğru okudunuz, doğru yazdım: kırk yıl! Dile özen göstermek gerekir, çünkü yazar kelimelerin ne anlama geldiğine ne dediklerine, nasıl dediklerine aldıran biri olmalı. Yazarlar, kelimelerin onları hakikat ve özgürlüğe götüren yol olduğunu bilir ve onları özenle, düşünerek, korkuyla, keyifle kullanırlar. Kelimeleri iyi kullanarak ruhlarını güçlendirirler.” Kitapları okuyanların ruhlarını da...